Hakkinen: Hamilton'un zaferi farklı pistlerde farklı araçların kazanabileceğinin göstergesi

paylaşım
yorumlar
Hakkinen: Hamilton'un zaferi farklı pistlerde farklı araçların kazanabileceğinin göstergesi
Can Özkan
Ekleyen: Can Özkan , Editör
20 May 2018 13:35

Mika Hakkinen, köşe yazısında hem Mercedes ve Ferrari'nin haftasonunu değerlendirdi, hem de Monaco’da katıldığı tarihi yarışın ona ne hissettirdiğini anlattı.

Valtteri Bottas, Mercedes AMG F1 W09
Valtteri Bottas, Mercedes AMG F1 W09
Valtteri Bottas, Mercedes-AMG F1 W09
Mika Hakkinen ve McLaren Dünyanın en hızlı oyuncusu katılımcıları (World's Fastest Gamer)
Mika Hakkinen ve McLaren Dünyanın en hızlı oyuncusu katılımcısı (World's Fastest Gamer)
Mika Hakkinen
Mika Hakkinen

Pazar günkü İspanya yarışı, Hamilton için mükemmel bir yarış oldu. Barcelona dominant olabileceğiniz bi pist ve Hamilton ilk virajı önde döndüğünde onun kontrolü elinde tutacağını hissettim. Ona zorluk çıkartabilecek tek kişi Valtteri Bottas idi ancak o yarışın başında 3. sıraya düşünce, bu Lewis’e farkı açma, yarışı kontrol altında tutarak kazanma fırsatı sağladı.

Sıralamada bu ikiliyi sadece 0.04 saniye ayırıyordu, ancak bu fark yarış açısından çok önem taşıyordu. Formula 1’de kazanmak için her alanda sıkı çalışmanız gerekir. Valtteri pole pozisyonu alınca rahat yarış kazanabiliyor, ama aynı zamanda iyi bir iş yaptığını ve güçlü bir mental altyapıya sahip olduğunu görebiliyorsunuz.

Valtteri startta Vettel’in ardına düşmüştü, ancak işler Ferrari için iyi gitmedi. Lastiklerde sorun yaşadılar, Raikkonen’in motorunda problem çıktı ve genel olarak diğer takımlar Barcelona’ya getirdikleri teknik güncellemeleri daha iyi çalıştırıyorlar gibi göründü.

Formula 1’in 2018’deki karmaşıklığı tahmin yapılmasını güçleştiriyor. İspanya’da Mercedes güçlü, Ferrari zayıf gözüktü ama o denge diğer pistlerde değişecek ve Red Bull da bu ikiliyi zorlayacak.

Pazar günü Charles Leclerc ve Kevin Magnussen aldıkları sonuçlarla dikkat çektiler. Charles’i birkaç yıldır, karting günlerinden beri tanıyorum ve o çok iyi bir pilot. O tutarlı bir şekilde iyi sonuçlar alabilen bir sürücü ve iyi takımlar böyle sürücüler isterler. O Sauber’de olgun olduğunu gösteriyor, sadece yeteneğine güvenmeden doğru tutumla yarışlara yaklaşabiliyor. Orada iyi bir hava yaratıyor ve piste çıkıp puanlar alabiliyor.

Kevin’i de bir süredir tanıyorum, babası Jan’ı da tanırdım. Onun Haas için iyi sonuçlar alması harika birşey. Ancak karışık duygular içindeyim çünkü bir sürücünün işe bağlılığını ve gücünü göstermesi iyi birşey ancak yarışta yapabileceklerinin bir sınırı olmalı. Bakü’de Pierre Gasly’ye yaptığı hareketin büyük bir hata olduğunu düşünüyorum, ve bu işte böyle hataları çok yapmamalısınız çünkü kötü bir şöhret ediniyorsunuz.

İspanya’dan Cuma günü sonunda Monaco’daki tarihi yarışa katılmak için ayrılmak zorunda kaldım ve o yarış benim için fantastik bir deneyim oldu.

Eski yarış arkadaşlarımdan Eddie Irvine, Thierry Boutsen, John Watson ve Riccardo Patrese ile buluşmak çok iyi oldu. Tribünlerin dolu olması ve pitlerdeki “eski zaman” havası da işi daha da eğlenceli kıldı.

Denny Hulme’un sürdüğü McLaren M14A aracını sürmek için davet aldım. Kokpite girdiğimde, aracın ne kadar küçük olduğuna inanamadım. Direksiyon normal F1 araçlarına göre bana çok uzaktaydı, dirseklerim kenarlara değiyordu ve hareket etmek için yer yoktu. Tabii ki hidrolik direksiyon yoktu ve geniş ön lastiklerle aracı sürmek çok fiziksel efor gerektiriyordu.

Mekanikerlerden iyi talimatlar aldım, motoru çalıştırınca aracı vitese taktım, debriyajı yavaşça bırakıp pit alanında sürüşe başladım. Aynadan Eddie Irvine’ı bir Ferrari içinde görebiliyordum ve ne yapmam gerektiğine karar vermeliydim. 5-6 tur yavaş mı gitmeliydim, yoksa hemen hızlı turlara mı başlamalıydım? Dürüst olmak gerekirse piste çıkar çıkmaz zorlamaya başladım. Her şey istediğim gibi oldu, fren noktaları, bariyerler, dönüş noktaları, nerede gaza basacağım, bunların hepsini hissettim ve çok keyif aldım.

Neredeyse 50 senelik bir araç olmasına rağmen aracı sürmek iyiydi, dengesi hem önde hem arkada mükemmele yakındı. Ne kadar sert fren yapabileceğimi bilmek istiyordum, sınıra kadar deneyebildim. Tek fark, yüksek hızda aracın arkası alıştığımızdan çok daha fazla kayıyordu, bu hem eğlenceli hem de korkutucuydu.

Bu araçlarda 5 vites var ve vitesleri elle değiştiriyorsunuz, ama buna çabuk alıştım çünkü Formula 3 günlerinde de öyle yapıyordum, yabancılık çekmedim.

Red Bull teknik şefi Adrian Newey ile konuşma fırsatım oldu. Kendisi, kendisinin yeniden inşa ettiği bir Lotus F1 aracı kullanıyordu ve onunla Formula 1’in ne kadar değiştiği üzerine konuştuk. Onu orada görmek, Formula 1’in eskiden nasıl olduğunu, nasıl daha mekanik araçlarla yarışıldığını bilmek, eski yarış ruhunu duyumsamak çok ilginç oldu. Eskiden araç üstünde çalışırken doğru parçaya sahip değilseniz, gidip bir başkasından ödünç alıyordunuz. Şimdikine göre çok farklı bir durumdaydı F1.

Bu tarihi F1 araçlarıyla ilgili fark ettiğiniz bir şey daha var. O araçlarda her şeyi görebiliyorsunuz. Aracın gövdesi vites kutusunu ve motoru kapatmıyor, sürücüyü görebiliyor, teknolojiden zevk alabiliyor ve aracı araç yapan en küçük detayların keyfine varabiliyorsunuz. Bugün verimli bir aerodinami için her şeyin üstü kaplanıyor, insanların yerini ise bilgisayarlar almış durumda. Monaco’daki bu tarihi yarış bana sporun köklerini hatırlattı. Umarım gelecek haftaki Formula 1 yarışı da izleyicilere böyle müthiş bir deneyim yaşattırabilir.

SIRADAKİ Formula 1 HABERİ

Bu Haber Hakkında

Seri Formula 1
Pilotlar Mika Hakkinen, Valtteri Bottas
Takımlar Ferrari, Mercedes
Editör Can Özkan
Haber Türü Yorum