Stepney, Coughlan’a belge verdiğini yalanladı

Nigel Stepney, McLaren baş tasarımcısı Mike Coughlan’a Ferrari’nin gizli bilgilerini aktardığını yönündeki suçlamaları yalanlayarak, hakkındaki davayla ilgili olarak yanlış herhangi bir şey yapmadığını söyledi.

İtalyan ekibi, Filipinler’de tatildeyken Stepney’in görevine son verirken, McLaren da evinde yapılan polis aramasında Ferrari’ye ait çok sayıda belge bulunduğu iddia edilen Coughlan’ın görevini soruşturma tamamlanıncaya kadar askıya almıştı. Çarşamba günü İtalya’ya döndükten sonra dün İngiliz Sunday gazetesine açıklamalarda bulunan Stepney, kendini güvende hissetmediği için şu an bilinmeyen bir yerde olduğunu belirtti. Kendisinin takip edildiğini ifade eden Stepney, “İtalyan plakalı birden fazla araç tarafından takip edildim. Bunlardan bir tanesinin önünü kestiğimizde adamlar bizimle konuşmak istemedi” dedi. Stepney, “Bunların gazeteci olduklarına inanmıyorum. (Kız arkadaşım) Ash evde izlenmiş. Aracımın üzerinde de izler vardı. Birileri bize zarar vermek istiyor. Dolayısıyla İtalya dışına çıkmaktan başka seçeneğim yok” diye konuştu. İngiliz teknik adam, “Belgeleri kopyaladığım veya bunları Mike Coughlan’a gönderdiğimi kesin olarak reddediyorum. Fabrika her zaman izlendiğimi biliyordum. Söylediğim veya yaptığım herşey biliniyordu, bilgisayarda girdiğim dosyaları neler olduğunu insanlar biliyorlardı” dedi. Coughlan’ın Ferrari’nin belgelerine nasıl ulaştığı hakkında hiçbir fikri olmadığını kaydeden Stepney, “Şayet bazı belgelere sahipse, bu başka bir kaynaktan gelmiştir” ifadelerini kullandı. Ferrari’nin içindeki siyasi çekişmenin mağduru olduğunu söyleyen Stepney, sorunun yönetime yeni görevinde mutsuz olduğunu söylemesinin ardından başladığını kaydetti. Ferrari’nin konuyu ele alış şeklinin çok kötü olduğunu belirten Stepney, “Kendimi bir tür hain olarak hissetmeye başladım. Ferrari’deki sisteme karşı çıkar çıkmaz sıkıştırıltım. Doğal olarak olaylardan büyük rahatsızlık duyuyorum. Ancak yanlış herhangi birşey yapmadım” dedi. Nigel Stepney’in açıklaması: Bir sorun yaşanacağının ilk işareti, Ross Brawn’ın bir süreliğine takım ayrılacağını söylediği ve teknik yönetim yapısının değişmekte olduğu Eylül ayında ortaya çıktı. Şasi tasarım ekibinin başındaki Aldo Costa’yla konuşmak istedim. Çünkü bana doğru cevabı verecek kişi oydu. Yeni teknik direktör Mario Almondo ile konuşmak istemedim. Şubat ortasına doğru gelindiğinde ilişkilerimizde bozulmalar başladı. Onlarla birlikte çalışamadım. Ross’la birebir ilişkilerimizi de özlüyordum. O ne yapabileceğimi tam olarak biliyordu. Ross bana tam destek veriyordu. Jean Todt’a artık (yarışlar için) seyahat etmek istemediğimi söyledim. Arka planda kalıp geleceği düşünmek istiyordum. Ferrari bunu kötü algıladı. Beni fabrikada performans geliştirme ekibinin başına geçirdiler. Bu arada kendimi hain olarak hissetmeye başladım. Konuştuklarım üst yönetime gidiyordu. Bir noktaya gelindiğinde artık insanlar benimle konuşmaktan korkuyorlardı. Görevimi artık yapamayacak bir pozisyona itildim. Mart sonuna doğru durum artık çekilemez bir hal almıştı. Bu arada başka takımlar aramaya başladım. Ve Nick Fry ile görüştüm. Bu arada Nisan sonu gibi Mike ile bir araya geldik. Ardından Nick’le bu işi yalnız yapmak istemediğimi söyledim. Coughlan’la birlikte Nick’le bir araya geldik. Aslında Mike, McLaren yönetimiyle ilişkisinden hoşnut olmamasına rağmen takımından ayrılmayı düşünmüyordu. Honda ile görüştüğümüz haberlerinin uyulmasından sonra Ferrari’de üç dört kişi yanıma geldiler. Hep birlikte grup olarak bir başka takıma gitmeyi düşünüyorlardı. Mike’la yaptığımız toplantıda bir başka takıma geçtiğimiz takdirde ihtiyaç duyacağımız alt yapıyla ilgili şeyleri tartıştık. Ben böyle bir yapının gelecekte Honda’ya uygulanabileceğini düşünüyordum. Ardından 1 Haziran 1 Haziran’da Heathrow’da Nick Fry ile tekrar buluştuk. 17 Mayıs’ta bana karşı Ferrari tarafından yasal işlem başlatıldığında İtalyan polisi fabrikadaki elemanları sorgulamak için merkeze çağırmış. Ancak burada kimseye karşı herhangi bir suçlama yapılmamıştı. Bu arada benim Serramazzoni’deki evimde iki kez aranmış. Bu olayların yaşanmasının ardından Jean Todt’u aradım ve Filipinler’de tatilde olduğumu söyledim. Zaten tatile çıkmadan önce ilgili formu doldurmuştum. Ancak masamın üzerinde kalmıştı, yani kimseye vermemiştim. Ondan sonra da kimseyle konuşmamıştım. Bunun kabaca göründüğünü kabul ediyorum ama Ferrari içinde birşey oluyordu. Ayrıca Mario Almondo tarafından bazı çizimleri almakla suçlanmıştım. Bunlara sahip olmam son derece yasaldı. Çünkü simülatör üzerindeki çalışmalarda bunlara ihtiyacım vardı. Ertesi gün bunları Almondo’nun masasına fırlattım. Bir gün sonra çizimler tekrar bana geldi Belgeleri kopyaladığım veya bunları Mike Coughlan’a gönderdiğimi kesin olarak reddediyorum. Fabrika her zaman izlendiğimi biliyordum. Söylediğim veya yaptığım herşey biliniyordu, bilgisayarda girdiğim dosyaları neler olduğunu insanlar biliyorlardı Ferrari’ye ait belgelerin Mike’a nereden gittiğine dair hiçbir fikrim yok. Onun iddia edilen bu belgelere sahip olduğunu bile bilmiyorum. Siz bundan emin misiniz? Benden böyle şeyler almadı. Şayet bazı belgelere sahipse, bu başka bir kaynaktan gelmiştir. Ayrıca Ross ve Aldo Costa ile birlikte çalıştım. Bu belgeler zaten benim zihnimde olduktan sonra bunları tekrar niye ihtiyacım olsun. Mike’un bahsedilen bu belgelere sahip olduğundan gerçekten şüphe duyuyorum. Ferrari İtalya’da benzersiz. Sanki bir din gibi, ona karşı çıkarsanız, sanki Vatikan’a karşı çıkmış olursunuz. Doğal olarak olaylardan büyük rahatsızlık duyuyorum. Ancak yanlış hiçbir şey yapmadım ve İtalyan adaletine güveniyorum. TurkiyeF1.Com
Yorum yaz
Yorumları göster
Haber hakkında
Seriler Formula 1
Haber tipi Son dakika