Konu

Abdullah Çelik'in Köşesi

Analiz: Avustralya GP, yeni sezon, şampiyonluk mücadelesi...

paylaşım
yorumlar
Analiz: Avustralya GP, yeni sezon, şampiyonluk mücadelesi...
Abdullah Çelik
Ekleyen: Abdullah Çelik , Şef Editör
29 Mar 2017 12:36

"2017 Formula 1 sezonu şöyle olacak, böyle olacak..." dediğimiz günlerin ardından sonunda Avustralya GP ile gerçekten sezon başlamış oldu.

Sezon öncesi testlerde yapılan yorumların çoğunun doğru çıktığı bir ilk yarışı geride bıraktık. Ferrari'nin performansı gerçekten testlerde tahmin edildiği gibi 3 aşağı, 5 yukarı Mercedes performansı ile aynıydı. Red Bull bu ikilinin arkasında ancak muhtemelen beklenenden daha yavaş, Williams orta grubun önünde, orta grup mücadelesi en üst seviyede. McLaren ve Sauber en geride... Geçişler zor, tek pit stop sıkıcı...

Evet, yeni kurallara göre hazırlanan araçlarla yapılan testlerin ardından yukarıda saydığım şeyleri ben dahil bir çoğumuz tahmin ediyorduk. İlk yarış beklentiler ve tahminler açısından doğru sonuçlandı diyebiliriz. Mercedes, yeni kurallara yine güçlü bir şekilde hazırlansa da bu sefer, kendisinden daha iyi hazırlanan bir ekiple, Ferrari ile karşı karşıya. Buradan Ferrari en hızlı araca sahip, ya da Mercedes'ten daha hızlı yorumu çıkmasın. Geçen seneki farklara baktığımızda, özellikle teknik kadroda bir çok önemli değişiklik yaşayan Ferrari'nin bu kadar ilerlemiş olması büyük bir takdiri hak ediyor.

Evet, Ferrari spordaki en büyük bütçeye sahip takım ancak başarının bütçe ile doğru orantılı olmadığını yıllarca gördük. Yeni kuralların özellikle aerodinamiyi ön plana çıkarması, Red Bull'un öne çıkacağını işaret etse de Adrian Newey yönetimindeki ekip en azından sezon başı için çuvallamış gibi görünüyor.

Red Bull pilotları ne sıralamada, ne de yarışta öndeki iki aracın yakınından bile geçemedi. Performans düşüklüğünde Renault'nun eski MGU-K'yı kullanmasının etkisi var ancak yine de tüm farkı buna bağlayamayız. Red Bull hem araç gelişimi, hem de araç ayarları açısından öndekileri yakalamak için daha sıkı çalışmak zorunda görünüyor.

Bunun yanında Red Bull aracında hala göze çarpan bir yenilik yok. Testlerdeki sade tasarım, Avustralya'da da devam etti. Aklıma gelen tek şey, Newey'in testlerde bahsedildiği gibi diğer takımlarda gördüğü ilginç fikirlere göre kendi araçlarının gelişim yönünü belirleme düşüncesi. 

Mercedes aracı cumartesi günkü sıralamalarda pole pozisyonunu almayı başardı ancak bu pek şaşırtıcı değildi. Şaşırtıcı olan şey, Ferrari ile arasında 0.268 sn olmasıydı. Geçen seneleri yakından takip edenler biliyor ki Mercedes'in en güçlü olduğu şeylerden birisi, kaba tabirle vananın açıldığı sıralamalarda son bölüm. Mercedes pilotları sıralamalarda her zaman daha farklı motor haritası ile güçlü olmayı başarıyor ve açık farkla pole pozisyonunu kazanıyordu. Vettel'in sıralamalarda Hamilton'dan sadece 0.268 sn yavaş kalması, pazar günü yaşanabileceklerin habercisiydi. Startın ardından beklenen oldu.

Temiz taraftan kalkan Mercedes pilotları hiç zorlanmadan pozisyonlarını korurken, kirli taraftan kalkan Ferrari pilotları onlara kıyasla, daha doğrusu beklenene göre biraz yavaş kalktılar. Buna rağmen hem Vettel, hem de Raikkonen yerlerini korumayı başardılar. İlk turda ve devamında ilk 5 sırada bir değişiklik yoktu. Değişik olan şey, Hamilton'ın, daha doğrusu lider Mercedes pilotunun kopup gidememesi idi.

Mercedes'in en güçlü olduğu yanlardan birisi buydu. İlk 10 tur içerisinde, arkadan gelen diğer takımlar karşısında yeteri kadar fark açılıp, ardından rutin sürüş moduna geçiliyordu. Bottas startta bir şekilde Vettel'in önüne geçebilseydi, Hamilton açısından yine alıştığımız yarışlardan birisi olacaktı ancak startın ardından araya Vettel'in girmesi Mercedes açısından işleri bozdu.

İşleri bozan asıl olay ise, Hamilton'ın önü temiz olmasına rağmen hızlı olamaması ve lastiklerinin erken bitmesiydi. Vettel ise tam tersi, önünde Hamilton olmasına rağmen ilk 10 tur boyunca farkı 1.9 saniyenin üstüne hiç çıkarmadı ve sonrasında farkı daha da düşürmeyi başardı. Geçiş yapamayacağını bilen pilotlar için arada 2 saniyelik fark korumak, lastikleri uzun süre dayandırmak açısından büyük önem taşıyor. Bu açıdan aradaki farkın çoğu zaman 2 saniyenin altında olduğu, Ferrari aracının yarıştaki hızını ortaya koyuyordu. Nitekim Vettel'in farkın açılmasına izin vermemesi, Mercedes'in kritik bir hata yapmasına neden oldu.

Mercedes, Hamilton'ın lastiklerinin bittiği yönünde şikayet etmesinin ardından henüz 17. turda şampiyon pilotunu pite aldı. Bu hamle ile Hamilton'ın Verstappen'in gerisinde çıkacağı çok açıktı ve yaşananlar, stres altında Mercedes'in bile ne kadar basit hata yapabileceğini gösterdi.

 

Max Verstappen, Red Bull Racing RB13, Lewis Hamilton, Mercedes AMG F1 W08
Max Verstappen, Red Bull Racing RB13, Lewis Hamilton, Mercedes AMG F1 W08

Fotoğraf: LAT Images

Hamilton pite gelmeden önceki turlarında 1:28.4 civarında dereceler elde ediyordu. Ona en yakın isim sadece Vettel'di ve o da pist üstünde geçiş yapma şansı olmadığı için Hamilton'a göre performansını ayarlamak zorundaydı. Hamilton, pite gelmeden 2 tur öncesinde 1:29'lu tur atınca korkmuş olmalı ancak söylediğim gibi pist üstünde geçilme şansı yoktu.

Mercedes'in Hamilton'ı erken pite almak istemesinde Vettel'in kendisinden önce pite gelerek avantaj sağlamayı deneme ihtimaliydi. Hamilton lider pilot olsa da geçmiş senelerde gördüğümüz kadar fark açamadığı ve arkasındaki Vettel de hızlı olduğu için saldırıya açıktı. İşini şansa bırakmak istemeyen Mercedes pite erken giren taraf olmak istedi ancak, Vettel'in pist üstünde 6 tur fazla kalıp, daha hızlı olmasa bile aynı performansını koruyarak uzun süre pistte kalması yeterli oldu.

Burada ince bir ayrıntıya dikkat etmek lazım. Vettel pite 1 tur önce girseydi, muhtemelen hem Verstappen'in, belki de Hamilton'ın gerisine düşecekti. Verstappen, Hamilton'a geçit vermeyerek Vettel'in lehine bir şey yaptı ancak Ferrari'nin de Vettel'in Verstappen'in önünde çıkacağını anlar anlamaz pilotunu pite alması kritik bir hamleydi. Daha önce pite girse arkaya düşme ihtimali çok fazlaydı. Aynı şekilde bir iki tur daha kalmayı düşünüp o arada da Verstappen pite girseydi Hamilton, yerini koruyabileceği bir hızlı tur atarak durumu tersine çevirebilirdi. 

Pit stopların ve sıralama seansının önemi

Yukarıda pit stoplara dair yazdıklarım, aslında bu senenin pist üstünden ziyade pit alanında yaşanacak mücadeleye dikkat çekmek içindi.

Yeni kurallar, daha geniş araçlar ve daha fazla yere basma gücü gibi faktörler araçların birbirlerini takibi zorlaştıracağı, dolayısıyla geçişlerin geçen senelere göre daha zor olacağı beklentilerine neden oldu. İlk yarışa bakarsak beklentiler gerçekleşti gibi ama yine de tam olarak bunun olacağını söylemek için erken.

Geçen senelerde geçişlerde etkili olan olaylardan birisi lastik farkları ve stratejik çeşitlilikti. Bu sene lastiklerin dayanıklılığı nedeniyle genel olarak tek pit stop olması bekleniyor. Tek pit stop demek, strateji çeşitliliğinin daha az olması ve dolayısıyla heyecanın azalması manasına geliyor.

Bu açıdan bu sene sıralamalarda iyi pozisyon elde edebilmek, geçen senelere göre çok daha büyük önem taşıyor. Sıralama pozisyonunun yanında startlarda yer kazanmak ya da yerini korumak da büyük önem arz edecek.

Pit stop zamanlaması da aynı şekilde. Sadece tek yarışa bakarak yorum yapmak zor olsa da, herkes geçişlerin zor olacağını söylüyor ve tüm işaretler bu yönde. Bu yüzden pist üstündeki mücadeleden ziyade pit stop hamleleri önemli olacak. En yakın rakibine göre pite erken girmek, erken giremediysen mevcut lastiklerinle stintini mümkün olduğu kadar uzun tutarak rakibine oranla bir tık daha yumuşak lastiğe geçmek gibi faktörler devreye girecek.

 

Sebastian Vettel, Ferrari SF70H, ve Max Verstappen, Red Bull Racing RB13
Sebastian Vettel, Ferrari SF70H, ve Max Verstappen, Red Bull Racing RB13

Fotoğraf: LAT Images

Yeni araçlar gerçekten hızlı mı?

2017 F1 kurallarıyla araçların 4-5 sn civarında hızlanması bekleniyordu. Barcelona'daki kış testlerinde araçlar hızlıydı ancak yarış performansı olarak nasıl olacağı merak konusuydu. Açık konuşmam lazım ki yarış performansı olarak sıralamalara göre daha büyük gelişme kaydedilmiş.

Sıralamalarda pole pozisyonunda geçen seneye göre sadece 1.6 sn gelişme kaydedilmiş olması, gerçekten hayal kırıklığı yaşattı. Geçen sene ilk antrenman seansı ile sıralamalar arasındaki tur zamanı gelişimi çok üst seviyedeyken, bu sene ilk antrenman ile sıralama arasında çok büyük bir gelişim olmadı. Bu açıdan Mercedes'in geçen seneki tek turuna oranla bu seneki bu gelişimi hayal kırıklığı oldu. Ferrari'nin tek tur performansı ise geçen seneye göre 2.2 sn ile biraz daha iyi seviyede.

En büyük gelişim ise yarış performansında olmuş gibi duruyor. Geçen seneki yarışın ilk bölümü, en yumuşak olan süper yumuşak lastiklerle geçildi. Geçen sene ilk tur 1:31.664 ile dönülürken (lider Vettel), bu seneki ilk tur 1:29.638 ile dönüldü (lider Hamilton). İlk turda sadece 2 saniyelik fark var. Asıl fark ise turlar ilerleyip lastikler eskidikçe ortaya çıkıyor. Geçen sene 13. turda pite giren lider Vettel'in bir önceki tur zamanı 1:33.014 olurken pitten sonraki hızlı turu 1:30.757 oluyor. Bu sene 17. turda pite giren Hamilton'ın bir önceki tur zamanı 1:28.438, pit sonrasındaki hızlı turu 1:27.500 olarak ölçüldü.

Beklenti sıralamalarda canavar gibi araçlar görüp yarışların daha yavaş olması yönündeydi. Sıralamalarda 1:22.188 ile Albert Park'taki en hızlı sıralama derecesi elde edildi. Yarışta da geçen seneye göre, lastiklerin daha dayanıklı olması sayesinde 4-5 sn civarında hızlanıldığı görünüyor. Tur gelişimine bakmaksızın atılan en hızlı tur zamanlarına baktığımızda ise 2.5 saniyelik gelişim söz konusu. Geçen sene 1:28.997 ile Ricciardo en hızlı turu atarken bu sene Raikkonen, son turda attığı 1:26.5 ile en hızlı isim oldu. Bu pistteki tur rekoru ise 1:24.125 ile Michael Schumacher'e ait (2004).

 

Kimi Raikkonen, Ferrari SF70H
Kimi Raikkonen, Ferrari SF70H

Fotoğraf: LAT Images

Performans farkları

Kurallar yeni oluşu ve sezonun henüz ilk yarışını geride bırakmamız felaket tellalığına yol açtı ve eskide yaşananların daha iyi olduğu yönündeki bakış açısını yeniden gündeme getirdi. Sıralamalarda lider takımlarla orta grup arasında çok büyük farklar oluştu, yarışta ilk 6 dışında herkes tur yedi, geçiş yapmak artık çok zor... 

Eskiyi çok kolay unutuyoruz ya da eskiyi her zaman güzel görme gibi bir özelliğimiz var. Bir grup, yıllarca Pirelli lastiklerinin çabuk bozulması gibi durumlardan şikayet etti ancak son senelerde geçişlerin ve pist üzeri aksiyonun yüksek olmasındaki en temel faktörlerden birisi, Pirelli lastiklerinin erken aşınması ya da çok sayıda pit stop yapılması sayesinde oluşan strateji farkları oldu.

Aynısı düzlükte açılan ve arkadaki sürücünün avantajlı olmasını sağlayan DRS için de geçerli. İnsanlar DRS'nin olayı yapaylaştırmasından şikayet ediyorlar. Haksız sayılmazlar ancak araçların mevcut aerodinamik yapılarından dolayı türbülans diye tabir ettiğimiz kirli hava söz konusu. Bunu engellemenin bir yolunu bulamadılarsa, en azından bu şekilde durumu nötrlemiş oldular.

DRS demek, çoğu zaman arkadaki için "gel geç" manasına gelmiyor. Son senelerde gördüğümüz basit geçişlerin ana nedeni DRS'den ziyade lastik farklarıydı. Geçişlerin azalmaması için önümüzdeki yarışlarda DRS mesafesinde oynama yapabileceği işaret edildi. Açıkçası bu konuda yapılanları destekliyorum. Türbülansı yok edebilecekleri bir sistem yapamıyorlarsa, en azından bu şekilde hava koridoru kullanımına destek vermiş oluyorlar.

Avustralya'da lider grubun, 6. sırada bulunan Felipe Massa'dan sonraki herkese tur bindirmesi yine felaket tellallığının gündeme gelmesine neden olmuştu. Açıkçası buna ben de bir an inanır gibi oldum ancak 2 dakikalık arşiv karıştırmanın ardından geçen sene de bir çok yarışta lider pilotların ilk 6 - 7 pilot sonrasına tur bindirdikleri gerçeğiyle karşılaştım.

"Hadi canım, sen de" diyenler için de şimdiden linklerimi hazırladım (Çin - Rusya - İspanya - Monaco - Kanada - Avusturya - Macaristan - Almanya - Amerika). Sadece şunu demek istiyorum; Çok uzun olmayan bir pistte, tek pit stop yapılmışsa ve güvenlik aracı gibi yarışı durduran, daha doğrusu farkları sıfırlayan bir faktör yoksa, lider takımların tur bindirmeleri gayet normal bir şey.

Sıralamalarda da geçen senelerde pole pozisyonunu kazanan ekip ile bırakın orta grubu, hemen arkada yer alan Ferrari ve Mercedes'in arasında bile 0.8 sn civarında bir fark oluyordu. İlk yarışta en azından Vettel, pole pozisyonu derecesine yaklaşmayı başardı. Orta grup ise geçen sene de pole pozisyonu mücadelesinin genel olarak 1.5 saniyeden daha fazla gerisinde kalıyordu. Bu sene de hemen hemen buna benzer bir tablo izleyeceğiz. Bu açıdan geçen seneye göre bir fark yok. Hatta şimdilik Ferrari, ilerleyen yarışlarda ise Red Bull, pole pozisyonu ve galibiyet mücadelesine dahil olursa, işler olumlu yönde değişim olmuş olur.

Damalı bayrak: Yarış galibi Sebastian Vettel, Ferrari SF70H
Damalı bayrak: Yarış galibi Sebastian Vettel, Ferrari SF70H

Fotoğraf: LAT Images

Orta grup

Sezonun ilk yarışı, dayanıklılık açısından her zaman zorlu geçer ve Avustralya, bu açıdan farklı olmadı. İlk yarışta 8 pilot yarış dışı kalırken Daniel Ricciardo dışında bu isimler genel olarak orta gruptan diyebiliriz.

Williams beklendiği gibi bu grupta ilk sıradan çıkmayı başararak tebriği hak etti ancak Haas da dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. Romain Grosjean, cumartesi günkü sıralama performansından sonra yarışta da iyi bir yerde ilerliyordu ancak dayanıklılık sorunuyla yarışa erken veda etti.

Force India'da Sergio Perez iyi bir yükselişle geçen senelerdeki puan sonuçlarını sürdürürken genç takım arkadaşı Esteban Ocon'un son anda Alonso'yu geçmesi takıma çifte puan getirdi. Aynı şekilde Toro Rosso da çifte puan alırken Renault, Sauber ve McLaren takımları puan alamadılar. Renault, orta grup diyebileceğimiz yere daha yakın. Önümüzdeki yarışlarda bu takımlar arasındaki puan mücadelesi çok sert olacak gibi görünüyor.

McLaren, Fernando Alonso'nun mücadelesi ve pist yapısının geçişi zorlaştırmasıyla uzun süre puan potasında kalsa da, sonunda gerçeklerle yüzleşmek zorunda kaldı. Daha önce de söylediğimiz gibi McLaren ve Sauber, şu an için en gerideki mücadeleyi oluşturuyorlar.

 

Fernando Alonso, McLaren MCL32, ve Esteban Ocon, Force India VJM10
Fernando Alonso, McLaren MCL32, ve Esteban Ocon, Force India VJM10

Fotoğraf: LAT Images

Şampiyonluk savaşı

Mercedes son senelerde üstün olmasının da avantajıyla pilotlarına eşit yaklaşım sergiledi. 3 senelik dominasyonda 2 defa Hamilton, 1 kez ise Rosberg kazandı. Rosberg şanslıydı çünkü takımının karşısında, şampiyonluk mücadelesini etkileyebilecek kimse olmadığı için takım yıldız pilotunun yanında ona da şans tanıdı.

Açık konuşmam gerekirse Bottas, Rosberg kadar şanslı olmayabilir. Fin pilot, ilk hafta sonunda takım arkadaşının gerisinde kalsa da performans olarak çok sırıtmadı diyebilirim. İlk yarışında gösterdiği performans ile Bottas, gelecek yarışlarda galibiyet mücadelesine ortak olabilir ancak bildiğimiz bir şey var - Mercedes, pist üstünde önde olana her zaman stratejik avantaj tanıyor. Bu açıdan Bottas'ın kazanabilmesi için öncelikle takım arkadaşını sıralamalarda ve startta mağlup etmesi gerekiyor.

Bottas için diğer endişe verici durum ise Ferrari'nin daha yakın olması. Ferrari şu anda en hızlı araca sahip olmasa bile Mercedes'e oldukça yakın görünüyor. Bu durum, şampiyonluk mücadelesinde kritik olabilir. İlk yarışın galibi Sebastian Vettel, gelecek yarışlarda yine Mercedes'e yakın olan pilot olmayı sürdürürse, sezonun geride kalan bölümünde takım arkadaşı Kimi Raikkonen'e göre avantaj sağlayabilir. Bu durumda Bottas öne çıksa bile Mercedes, yıllardır sürdürdüğü "eşit" yaklaşımdan vazgeçer mi? Bu sorunun cevabı çok zor olmasa gerek.

Bu iki takımın mücadelesinden bahsederken Red Bull'u göz ardı etmemek lazım. Ancak Renault motorunda MGU-K'da yaşanan sorun nedeniyle eski parçaya dönülmesi ve Red Bull'un henüz istediği yerden çok uzakta olması, Avusturyalı takımın ancak sezonun ikinci yarısına doğru liderlik mücadelesine ortak olacağının sinyallerini veriyor. O zamana kadar atı alan çoktan Üsküdar'ı geçmiş olabilir.

Eskiye duyulan hasret, geçtiğimiz hafta sonu bir nebze de olsa giderilmiş oldu. Ferrari'nin kazanması sadece Ferrari taraftarları için değil, son senelerde kan kaybeden tüm spor, eskiyi özleyen diğer tüm takımların taraftarları ve Mercedes dominasyonundan sıkılanlar için güzel bir sonuç oldu. 

Sezon boyunca mücadelenin sürdüğü, şampiyonun son damalı bayrağa kadar belli olmadığı bir sezon olması dileğiyle...

Yarış galibi Sebastian Vettel, Ferrari SF70H, 2. sıra Lewis Hamilton, Mercedes AMG, Parc Ferme
Yarış galibi Sebastian Vettel, Ferrari SF70H, 2. sıra Lewis Hamilton, Mercedes AMG, Parc Ferme

Fotoğraf: LAT Images

Sonraki haber
Ferrari çalışmalarının karşılığını almaya başladı

Önceki haber

Ferrari çalışmalarının karşılığını almaya başladı

Sonraki haber

Renault, Kanada GP'si için büyük bir motor güncellemesi hazırlıyor

Renault, Kanada GP'si için büyük bir motor güncellemesi hazırlıyor
Yorumları görüntüle

Bu Haber Hakkında

Seri Formula 1
Etkinlik Avustralya GP
Lokasyon Melbourne Grand Prix Circuit
Editör Abdullah Çelik