Röportaj: Ayhancan Güven merak edilenleri açıkladı: F1 gerçekçi bir hedef mi?

Red Bull sporcusu ve Porsche fabrika takımı pilotu Ayhancan Güven, Motorsport.com Türkiye'nin konuğu oldu. Her geçen gün yıldızı daha da parlayan Ayhancan, merak edilen pek çok soruyu yanıtladı.

Röportaj: Ayhancan Güven merak edilenleri açıkladı: F1 gerçekçi bir hedef mi?

Ayhancan Güven, kartingde yarışırken Mick Schumacher, Nikita Mazepin, Lance Stroll ve Robert Shwartzman gibi günümüzde F1'de ya da F2'de yarışan pek çok genç isimle mücadele etmişti.

Hayat bugün Ayhancan'ı onlardan tamamen farklı bir yere getirdi. Fakat Porsche gibi dünyanın en iyi markalarından birisinin fabrika takımı pilotu olan Ayhancan, Red Bull'un da desteğini aldı.

Temsilcimiz, Porsche Junior olarak geçirdiği iki yılın ardından yeni sezonda Porsche Driver statüsüne yükseldi. Tam teşekküllü bir fabrika takımı sürücüsü olan Ayhancan, 2022 yılında, son yıllarda elde ettiği başarılarla domine ettiği Porsche Cup yarışlarında yer almayacak. Bunun yerine ADAC GT Masters'ta yepyeni bir maceraya atılacak.

Biz de bu heyecanlı dönem öncesinde Red Bull sporcusu Ayhancan'la, özel bir röportaj yapalım istedik. Ayhancan bu röportajda merak edilen her şeyi yanıtladı.

Çayınızı, kahvenizi alın, uzun ve keyifli bir röportaj sizi bekliyor!

Kemal Şengül: "İlk önce genel bir sezon değerlendirmesi yapalım istiyorum. Sezona şanssız şekilde başladın. Aslında tüm sezon pek çok şansızlık yaşadın ve tüm bunların ardından biraz geride kaldın. Sezonun genelini ve başına gelen şansızlıkları nasıl yorumlarsın?"

Ayhancan Güven: "Bildiğiniz gibi sezona değişiklikle başladık. Son iki sezondur yarıştığım Almeras takımından, Lechner Racing takımına geçtim. Takımla anlaştığım akşam, takım patronu Walter Lechner rahmetli oldu. O yüzden takıma transfer olur olmaz büyük bir şanssızlık yaşamış olduk. Sonrasında elbette takım olarak toparlanmaya, birlikte sezona hazırlanmaya çalıştık, yeni araba (992 Kasa) geldi. Arabayı en iyi şekilde öğrenmeye çalıştık. Zor bir süreç oldu. Özellikle sezonun başlangıç kısmı zordu. Testlerde de aracımda birkaç mekanik arıza vardı ve bu yüzden yeteri kadar sürüş yapamadım. Aksilikler aslında sezon başlamadan önce ortaya çıkmaya başladı ve sonrasında yarışlara da kaydı. İlk Monako yarışında benzin pompasında bir sorun yaşadık. Ondan sonraki hafta Spielberg’de üçüncü giderken, şampiyonadaki rakibimiz Larry ten Voorde’yi pist üstünde geride bırakmışken lastiğimiz patladı. Sezonun ilk yarısında 15 veya 18 puan topladık. Oysa rakiplerimiz 90 puan toplamıştı. Yine de sezonun son kısmında en çok puanı biz topladık ve aslında yapabileceğimin en iyisini yaptım. Sonuçta mekanik arızalar, lastik patlaması gibi şeyler benimle alakalı değildi, bu tür şeylere çok bir şey yapamıyorsunuz ama açıkçası performanstan genel olarak mutluyum. Bence en iyi performansımı üçüncü senemde sergiledim, hiç hata yapmadan araçtan maksimumu çıkardım. Bir şekilde hızlı olmadığımız günlerde bile üçüncü, dördüncü olmayı başardım. Bu sene hiç dördüncülük dışında finiş de görmedim. O yüzden maksimumu verdiğimi düşünüyorum ve memnunum. Kendimi de daha mantıklı kararlar veren, daha iyi bir pilot olarak hissettim. O yüzden performansımdan memnunum. Yine de ben her zaman şampiyon olmak ve yarışlar kazanmak için yarışırım. Eksiklerimiz hâlâ var, ki bunların farkındayım, onları düzeltmeye odaklanıyorum. Önümüzdeki yıllarda daha iyi bir Ayhancan, daha iyi bir pilot olmak adına elimden geleni yapacağım."

Ayhancan Güven, BWT Lechner Racing

Ayhancan Güven, BWT Lechner Racing

Fotoğraf: Porsche Motorsport

Kemal Şengül: "Bu sene Porsche Cup yarışlarına yeni bir model gelmişti. Bu araçlara, öncekilere kıyasla ne kadar adapte oldun ve sınırlarını ne kadar kullanabildiğini düşünüyorsun?"

Ayhancan Güven: "Açıkçası yeni araç biraz daha GT3 klasmanına yaklaştı. Biraz daha aerodinamik oldu. Sürüşü biraz daha kolaylaştı. Çünkü öteki araç biraz daha ağır, biraz daha az aerodinamik bir araçtı. Şimdi bu yeni 992’ler daha aerodinamik oldu. Bizim için, gelecek adımlar açısından güzel bir hazırlık oldu çünkü en azından daha aerodinamik bir araç kullanmış olduk. Onun dışında adaptasyon açısından hiçbir sıkıntı yaşamadım. Herhalde araçla attığım 3. veya 4. turda hemen ona adapte oldum. Tabii son 0.2 - 0.3 saniyeyi bulmak biraz sürüyor ama arabaya bindiğinizde üç, dört turda alışabiliyorsunuz. Açıkçası çok zor olmuyor bugüne kadar başka araçlara bindiğimde de birkaç tur içerisinde alışıyordum. Yani adaptasyon güzeldi. Tabii ki de arabanın ince noktalarını, doğru ayarları bulma konusunda biraz zorluk çektik. Sene başında kamberler ilgili kurallar değişti, lastik hamuru değişti... Bunların hepsi bizi biraz etkiledi çünkü test yaptık ondan sonra kurallar değişti, böyle olunca yaptığımız testler anlamsız oldu. Bunun gibi şanssız şeyler oldu ama iyi adapte olduğumuzu düşünüyorum. Belki de, aracın en iyi seviyesine sene sonunda ulaştık. Fakat dediğim gibi biraz geç oldu."

Cihangir Perperik: "İlerisi için daha iyi oldu dedin. Yani daha aerodinamik bir aracı sürmek, gelecek için daha iyi dedin. Bunun manası daha aerodinamik başka bir seriye geçişle mi alakalı?"

Ayhancan Güven: "Bundan sonra, yani Porsche Cup'tan sonraki her seri daha aerodinamik. Cup'tan daha az aerodinamik olan dünyada kaç seri var bilmiyorum. Hani V8 Supercars Avustralya’ya falan gidersek o zaman farklı ama bunun dışında bineceğim her araba daha aerodinamik olacak. Yarıştığım en aerodinamik araç Nations Cup dönemindeki araçtı, orada kullandığım AMG  daha aerodinamikti. Aerodinami aslında işleri kolaylaştırıyor, ne kadar aerodinami olursa sürüş o kadar kolaylaşıyor çünkü aero, yere basma gücünü artırıyor ve sürücü, sadece o limiti hissetmeye odaklanıyor. Fakat dediğim gibi, alışmak benim için zor olmadı."

AM Champion: Robert Lechner, Nicolas Misslin, Lechner Racing Middle East, Ayhancan Güven, Lechner Racing, Dylan Pereira, Lechner Racing

AM Champion: Robert Lechner, Nicolas Misslin, Lechner Racing Middle East, Ayhancan Güven, Lechner Racing, Dylan Pereira, Lechner Racing

Fotoğraf: FIA Formula One World Championship

Kemal Şengül: "Bu sene takım da değiştirdin. Aslında herkes, Porsche Supercup’ın Mercedes’ine gidiyormuşsun gözüyle bakıyordu. Bu kadar iyi bir takıma katıldığında seni en çok etkileyen veya şaşırtan şey ne oldu?"

Ayhancan Güven:  "Önceki takımım Almeras zaten iyi takımlardan bir tanesiydi ama Lechner tabii ki kâğıt üstünde en başarılısıydı. Hani çok kötü BİR takımdan, çok iyi bir takıma gitmedim yani neredeyse aynı seviyede bir takıma gittim. Fakat Lechner elbette biraz daha geçmişi olan, biraz daha köklü, biraz daha Supercup başarısı olan bir takım, hatta şampiyona tarihinin en başarılısı. Elbette gittiğimde ufak tefek farklılıklar hissettim, mesela garajdaki çalışma tarzları farklıydı. Fakat hani dediğim gibi bu sene Walter’la çalışamadım. Walter gidince ister istemez takım içerisindeki konumlar değişti, bu kapsamda yeni yapılanma oldu. Bir taraftan koronavirüs zorlukları vardı. Yani takım için de açıkçası zor bir sezondu çünkü herkes yeni bir konuma geçiyor, yeni görevler var. Yine de tabii ki Lechner takımında olduğunuzu hissedebiliyorsunuz ama ben Walter’la çalışmayı isterdim çünkü çok tecrübeli bir pilottu, eski bir pilottu, bu yüzden Walter’la çalışamamış oldum. Onun dışında diğer takımlarda yarışırken, Lechner’in kullanmış olduğu farklı bir setup terazisi olduğunu görüyordum, bunu sadece o takım kullanıyor. Bu, çok eski usul bir şey, oysa diğerleri daha teknolojik şeyler kullanıyorlar. Lechner en eskisini kullanıyor, diğer takımlarla yarışırken dikkatimi en çok bu çekerdi, en azından onun sebeplerini öğrenmiş oldum. neden onu kullandıklarını, orada neler yapıldığını görebilmiş oldum. Benim en çok merak ettiğim şey oydu, hani o terazide ne var diye düşünürdüm çünkü hep görüyorduk, pembe arabalar teraziye çıkıyorlardı ve 'neden buna çıkılıyor?' diye düşünüyordum. Elbette buraya gelince tecrübe edindim, yıllardır farklı mühendislerle farklı takımlarla çalıştım, tecrübem de artıyor çünkü her gittiğiniz takımda yeni şeyler öğreniyorsunuz. Benim için açıkçası büyük bir tecrübe oldu. Güzel şeyler öğrendim."

Cihangir Perperik: "O teraziyi kullanmalarının sebebi neymiş?"

Ayhancan Güven: "Terazi elektronik teknolojideki hata ve sapma paylarını azaltıyor. Fakat tamamen eski usul bir sistem, ayrıca daha zor ve biraz daha pahalı bir şey."

Cihangir Perperik: "Peki neden yeni teraziye geçmiyorlar?

Ayhancan Güven: "Tecrübeli bir ekip. Yaşlı mühendisler, yaşlı mekanikler var! 'Biz hep bu şekilde yaptık' diyorlar. Gözlüklerini takıp ölçmeyi tercih ediyorlar ama hani belki de gerçekten hata payı binde bir de olsa daha düşük oluyor, bu açıdan bana da daha mantıklı geliyor. Bununla ilgili açıkladıkları sebepler çok mantıklı. Net bir artısını veya eksisini görmedim. Fakat pistteki herkes o teraziye bakıyor. O terazide ne var diye düşünüyor! Yine de günün sonunda özel bir büyüsü yok, sadece daha az hata payı olan bir terazi."

Ayhancan Güven, BWT Lechner Racing

Ayhancan Güven, BWT Lechner Racing

Fotoğraf: FIA Formula One World Championship

Kemal Şengül: "Peki bu sezon seni en çok zorlayan şey ne oldu? Ayarlar mı lastikler mi?"

Ayhancan Güven: "Beni en çok zorlayan şey sezon öncesi testlerde yaşadığım mekanik arızalardı. Yarıştan önce sekiz gün test vardı ve bunun üçünü yapamadım. Beni açıkçası en çok zorlayan şey bu oldu. Mental olarak da, araba içindeki rahatlık açısından da, mesela yeni lastik takıldığında o tek turu atarken sahip olduğum hissiyat zorladı. Sonuçta yeni araçla ne kadar çok tecrüben olursa, o kadar avantaj elde edebiliyorsun. Ben o kaçırdığım test günlerinin sıkıntısını yaşadım. Birinde motor arızası sebebiyle piste çıkamadım. Öbür ikisinde ise arabada sorun çıktı. Arabalar sezon öncesinde kura ile çekildi ve benim arabamda maalesef bir şeyler çıktı. Mesela yakıt pompanın üzerinde çalışılmasına rağmen yarışta pompayla alakalı bir sorun çıktı. Takım beş tane araba aldı, bu araçların her birinin şasi numarası var ve ben, takımın birinci pilotu olduğum için benden seçim yapmamı istediler. Ben de en küçük rakamı seçtim."

Cihangir Perperik: "Bir daha bunu yapma lütfen, bırak başkası seçsin!" (Gülüyor)

Ayhancan Güven: "Supercup'ta adaletli olması için şöyle bir kural var. Sezon başında pilotlara arabaları veriyorlar ve ilk sene içerisinde değiştirmek yasak. İkinci sene ise böyle değil. Mesela eski takımım Almeras’ta yaptığımız bir taktik: takımın kaç tane arabası varsa, bunların hepsi dinamometreye çıkar, hepsi teraziye çıkar, hepsinin kamberleri ölçülür, en yüksek kamberi, en yüksek beygiri hangi araba veriyorsa, o araba en iyi pilota verilirdi. Fakat şimdi öyle değil çünkü beş tane sıfır araç var ve değiştirme şansın yok. o yüzden kura çekiyorsun. Mesela benim Almanya’daki arabam çok iyiydi ama Supercup’taki arabam o kadar iyi değildi. Yani iki farklı araba kullandım. Yani denk gelmedi derken, yüzde birlik dilimden bahsediyorum, fabrikanın arabaları yaparken kabul ettiği iki üç beygir farklardan bahsediyorum. Yine de takımlar, o 2-3 beygir daha güçlü aracı, en iyi pilota vermeye çalışıyor. Orada biraz problemim oldu. Yani motor gücünden ziyade mekanik bazı sıkıntılar oldu. Fakat dediğim gibi motor sporlarında böyle şeyler oluyor. İki senedir başıma hiç böyle bir şey gelmedi ama bu sene geldi."

Cihangir Perperik: "Fakat buna rağmen gayet başarılı oldun."

Ayhancan Güven: "En azından maksimumu aldık. Geri dönüp baktığımda takım da bunu söylüyordu; her şeyin en fazlasını yaptım. Aslına bakarsanız çok çılgın fikirlerim vardı! Bu arabayı bir testte duvara vurayım, şasi yamulsun, biz de yeni şasi alalım diye düşündüm! Fakat takım kabul etmedi. Çünkü kaza yaptığımızda yeni şasi vermeleri gerekiyor. Öyle olursa da testi kaçıracağımız için mantıklı bulmadılar! (gülüyor) O yüzden arabayı düzeltmeye çalıştık. Tüm sene giderek daha iyi hale getirdik, yıl ilerledikçe araç kendine geldi ama hâlâ eksikleri vardı. Yine de dediğim gibi mutluyum. Önemli olan pilot olarak gelişmem. Eskiden benim için sonuç çok önemliydi ama şu an fabrikaya girdiğim zaman, yani bu konuma gelmişken, artık benim performansım daha ön planda çünkü her şeyi görebiliyorlar. Eskiden dediğim gibi benim için sonuç daha önemliydi, kendimi kanıtlamak istiyordum ama bulunduğum noktada önemli olan performansım."

Cihangir Perperik: "Red Bull sporcusu olmanın öncesini ve sonrasını anlatır mısın? Mesela mental olarak veya gridde sana olan bakış açısı anlamında bir farklılık hissetmeye başladın mı?"

Ayhancan Güven: "Porsche’ye girdikten birkaç ay sonra Red Bull’la anlaştım. Şunu söylemek istiyorum; takımlar için, katılmak isteyen sponsorlar için, rakipler için, yani her şey için bir avantaj. Gridde mesela Red Bull kaskı takmak farklı bir şey, yarışa daha önce hiç gelmeyen birisi görse 'bu çocuk kazanmaya oynuyor' der. Rakipler açısından da farklı bir şey, yani hepsi beni zaten tanıyorlar ama Red Bull kaskı olması, Red Bull tarafından destekleniyor olman, kesinlikle büyük bir artı. Havalimanında bile Red Bull şapkasıyla dolaşınca pasaportta daha az sıkıntı çıkıyor! Önceden daha çok soru soran pasaport memurları, şimdi sporcu olduğunu anlayabiliyorlar. Tabii ki de farklı bir hava katıyor, ayrıca takımlar da bunu istiyor çünkü kendi sponsorları var. Senin Red Bull sporcusu olman onlar için de, onların sponsorlarını etkilemesi açısından da bir avantaj. Benim açıkçası bu sene biraz sıkıntı oldu. Çünkü takımın ana sponsoru BWT onların kaskını kullanmamı istiyordu. Öyle bir karışıklık oldu. Fakat aracı güzelce BWT yaptık, yarış tulumum Porsche'ydi ve kaskım da Red Bull oldu. Bu sayede herkesi mutlu ettik. Fakat evet, normalde o takımla BWT kaskıyla yarışmam gerekiyordu. Yine de ben bir Red Bull sporcusu olduğum için BWT bana orada özel bir olanak sağladı."

Ayhancan Güven, BWT Lechner Racing

Ayhancan Güven, BWT Lechner Racing

Fotoğraf: FIA Formula One World Championship

Kemal Şengül: "Red Bull'un motor sporları danışmanı Helmut Marko ile hiç konuştun mu?"

Ayhancan Güven: "Benden haberi var. Red Bull geçen sene DTM’e girdi ve Red Bull’da yarışmam gibi bir durum ortaya çıktı. Fakat Ferrari ile çalıştıkları için, ben de Porsche Junior'ı olduğum için kariyerime uymadı. Eğer Red Bull DTM'de devam ederse, belki öyle bir adım da olabilir. Fakat Red Bull şu anda DTM’de Ferrari ile çalışıyor ve ben, Porsche ile çalışıyorum. O yüzden hani kontratlar aslında biraz çakışıyor. Yine de tabii ki ileride kontratlar ne hale gelir bilemeyiz. DTM’de bakarsınız Red Bull, Porsche ile takım kurar ya da işte benim Porsche ile sözleşmem biter. O zaman farklı olurdu. Sadece şu anda denk getiremiyoruz ama 'ileride böyle bir şey olmayacak' diye bir şey yok. Sonuç olarak Marko'nun en azından beni oradan bildiğini biliyorum. Bu klasmanda Türkiye'den bir pilot olduğundan haberi var."

Kemal Şengül: "Porsche Supercup’a dışarıdan baktığında bütün araçlar aynı görünüyor. Fark yaratan şey sürücüler mi? Takımların burada ne kadar etkisi oluyor? Bazı yarışlarda bazı sürücüler çok daha hızlı oluyor. Bu konuda fark yaratan şey ne oluyor?

Ayhancan Güven: "Setup. Setup, Porsche Cup üzerinde epey etkili. Dediğim gibi burada araçlar eşit. Bu yüzden 0.2 - 0.3 sn'lik bir setup farkı, bir anda sizi öne atabiliyor. Çünkü bizim serimizde en iyi beş adam arasında tur başına 0.2 saniye fark yoktur. Herkes aynı 0.1 saniye içindedir. Fakat araçla daha iyi bütünleşince, kendini daha iyi hissedince ve aracı daha iyi hazırlayınca, bir anda takım olarak da pilot olarak da daha fazla öne çıkabiliyorsunuz. Fakat hani böyle inanılmaz büyük farklar olmuyor. Dediğim gibi 0.2-0.3 sn'lik iyi bir setup yapabilirsiniz. Bundan daha fazlasını yapamazsınız. İşte burada da takımların avantajı şöyle oluyor: Takımın ne kadar bütçesi varsa o kadar test günü yapabilirsiniz. Bu açıdan Supercup’ta bir sınırlama yok. Formula 2, Formula 3 gibi Formula 1’in destek serilerinde yıllık işte beş altı günlük test sınırlaması var fakat bizde yok. Biz bu sene 20 gün test yaptık ama 40 gün yapan da var. Test sınırlaması olmaması da işleri biraz takımların maddi olarak ne kadar güçlü olduğuna getiriyor. Çünkü daha çok desteği olan takım, daha çok test yapabiliyor. Takımlar arasındaki en büyük fark, bence test günleri. Çünkü ne kadar çok yeni lastik kullanırsanız o kadar iyi ayar yapabilirsiniz. O yüzden takımlar arasındaki en büyük farkın test günleri olduğunu düşünüyorum."

Kemal Şengül: "Siz peki bunun neresindeydiniz?"

Ayhancan Güven: "Test sayısı anlamında GP Elite takımı açık ara birinci sırada. Onun dışında en üstte iki-üç takımın bulunduğu bir kısım var, biz o kısımdaydık. Bir de en altta çok az test yapan takımlar vardı. Yani şampiyonada en çok test yapan ikinci veya üçüncü takımdık."

Ayhancan Güven, BWT Lechner Racing

Ayhancan Güven, BWT Lechner Racing

Fotoğraf: Porsche Motorsport

Kemal Şengül: "Bu sene Larry ten Voorde ile aranda epey yakın bir savaş vardı. Onunla arandaki mücadele nasıldı?"

Ayhancan Güven: Larry ile bizim mücadelemiz 2018’den beri var. Porsche Cup Fransa’da yaşıyorken beni misafir olarak Zandvoort yarışına sokmuşlardı ve Larry ile ilk yarışımıza orada çıktık. 2019'da Porsche Supercup’ta yarıştık, 2020 Supercup'ta yarıştık ve bu sene hem Supercup hem Almanya'da berberdik. Larry tabii ki Cup'ta benden de eski 2016’dan beri bu işin içerisinde ve gerçekten her zaman hazırdı. Sadece geçmişte çok hata yapan bir pilottu. Bu son iki senede, özellikle GP Elite'e geçmesi ile birlikte bu eksiğini kapattı. Takımla beraber biraz daha istikrarlı ve daha hatasız bir pilot haline geldi.  Ammermüller'den boşalan koltuğu çok güzel bir şekilde sahiplendi ve Supercup’ta art arda iki sene şampiyon oldu. Hiç hata yapmıyor. Benim için böyle biri ile yarışmak gayet güzel, ayrıca kendi yaş grubumda, sanırım benden bir ya da iki yaş büyük, fakat onu kendi yaş grubumda sayıyorum. Bence kendi yaş grubumda yarışabileceğim en iyi pilotla mücadele ediyorum ve beni geleceğe daha iyi hazırlıyor. Çünkü en ufak hatamda bana hatamı gösterebilen bir pilottan bahsediyorum. Larry’le ne zaman yarışsam satranç gibi oluyor, bir noktadan sonra gerçekten geliştiğinizi fark ediyorsunuz. Çünkü en ufak hatanızda sizi hemen cezalandırabiliyor, o açığı değerlendirebiliyor. Gerçekten çok tecrübeli bir pilot, o yüzden benim açımdan Larry ile yarışmak  büyük bir keyif. Birbirimize çok saygı duyuyoruz birbirimize aramızda çok sert bir rekabet var ama her yarış sonunda durup, konuşuyoruz. İnsanlar da açıkçası aramızdaki rekabetten keyif alıyor. Yani kariyerimin sonuna kadar Larry ile bu şekilde devam edeceğiz herhâlde! Bu sene ne yapacağını bilmiyorum, planından haberdar değilim. Nerede denk geliriz, ikimiz de seride kalır mıyız yoksa ayrılır mıyız bilemiyorum ama ben kariyerimin sonuna kadar Larry’nin benim rakibimin olacağını düşünüyorum. Belki gelecekte takım arkadaşı oluruz, bunu bilemiyorum... Fakat her zaman rakip olacağımızı düşünüyorum çünkü aynı yaş grubundayız ve çok başarılı."

Kemal Şengül: "Geçen sene Porsche’nin desteğini almaya başladın. Bu, sana olan bakış açısını değiştirdi mi?"

Ayhancan Güven: "Açıkçası çok değişik bir durum. Arada sırada ben de böyle bir şey olduğuna inanamıyorum çünkü eskiden oradaki pilotlara böyle imrenerek bakardım. Bir anda o konuma geliyor olmak gerçekten çok değişik bir duygu. Piste gidiyorsunuz ve birinci olduğunuzda normal görülüyor ama ikinci olduğunuzda 'nasıl olur?' diyorlar. Bu, böyle bir konum çünkü o tulumu giymek, o konumda olmak lütuf gibi. Eğer Formula 1 tarafında bir markanın Junior pilotu değilsen otomobil tarafında olunabilecek en son nokta bu, otomobil olarak en büyük markanın Junior pilotu oluyorsunuz. Açıkçası bir baskı var ama bu baskı beni çok geliştirdi. Ayrıca onlarla çalışıyor olmak da beni pilot olarak çok geliştirdi. Yani aslında Porsche Junior olmak, konum ve gelecek anlamında çok önemli fakat hız açısından bu iki sene içerisinde belki çok değişmemişimdir, neredeyse aynı hızla gitmişimdir. Fakat pist dışındaki hareketleriniz, takımla çalışmalarınız onlar farklı şeyler ve onu Porsche gibi bir markada öğrenebiliyorsunuz. Ben kendimi şu anda dünyadaki motor sporları kültürüne entegre olmuş bir pilot olarak hissediyorum, kendimi o ekosistem içerinde hissediyorum. İşte Porsche aslında size bunu veriyor. Yarış dışı antrenmanlar yapıyorsunuz, hazırlıklar, testler ve marka için etkinlikler yapıyorsunuz. Bunlar da sizi bir anda farklı bir sporcu haline getiriyor."

Porsche, 2022 sezonu için Ayhancan adına özel bir program hazırlamıştı. Fakat FIA, Ayhancan'ın lisansını Gold statüsüne yükseltince, Porsche de kendisine yeni bir program belirlemek zorunda kaldı.

Kemal Şengül: "Şimdi biraz geleceğin hakkında konuşalım istiyorum..."

Ayhancan Güven: "Açıkçası durum biraz karışık! Lisans konusu ortalığı çok karıştırdı. Aslında çok güzel haberlerim vardı, yine çok güzel haberlerim var ama kimsenin beklemeyeceği şeyler vardı. FIA'nın bir anda beni Gold pilot yapması, durumu karıştırdı. Her şey iki üç hafta önce oldu ve bu durum tüm planı değiştirdi. Bu karar açıklandığında 2022 takvimim zaten çıkmıştı. Fakat bir anda lisans değişince tabii ki de her şey karıştı. Porsche, elindeki pilotları sene başında koltuklara yerleştiriyor ve planlama yapıyor. Şimdi hem benim koltuklar boş kaldı hem de benim geçebileceğim koltuklar dolu. Bu yüzden şu an koltuk bulmakta biraz zorlanıyoruz. Elimde çok güzel, A B C D E şeklinde 6-7 tane seçenek var, seçebileceğim ilerleyebileceğim güzel seçenekler var, şimdi onlara bakıyorum. A planı oluşturmamızı bekliyorum, o olmazsa B’ye bakacağım, o da olmazsa C’ye ama şu anda somut bir şey yok."

ayhancan.jfif

ayhancan.jfif

Cihangir Perperik: "Bu A B C D E seçenekleri içerisinde açık kokpit var mı?"

Ayhancan Güven: "Yok, ben açık kokpiti 2011 senesinde dünya karting şampiyonasında yarışırken bıraktım. O zaman yarışırken yanımda Mazepin vardı, Schumacher vardı, Schwartzman vardı, Ilott vardı... Onlarla yarışırken, o zaman benim F1 hayalim vardı ama ne zaman adım atamadım, ne zaman tıkandım, o zaman işler değişti. Hiçbir zaman kendime bunu hedef olarak koymadım. Ben mesleğimin yarış pilotu olmasını istedim, benim hayalim ve en sevdiğim şey yarışmak. Şu anda olduğum konumdaysam, sadece pilotajım sayesinde buradayım. Nasıl bir memur, sabah kalkıp işini yapıyorsa ben de sadece araba sürüyorum, en iyi şekilde sürmem gerekiyor, dünyadaki en iyi pilotlardan birisi olmam gerekiyor ki şu anki konumumda olabileyim. Şu an bunda keyif alıyorum. Formula 1’e girmek bana mantıksız geliyor çünkü ben 23 yaşındayım. 16-17 yaşında, tek koltuklu araçlarda inanılmaz tecrübeye sahip olan arkasında milyon dolarlık sponsorlar olan pilotlar var. Hani bana o yola girmek mantıklı gelmiyor. Formula aracını sürsem ya da aerodinamik bir aracı sürsem belki sürüşüm çok hızlıdır ama Piastri dediğiniz çocuk... Yani ben yıllarca çabalarsam onun kadar yarışabilirim ama düşünsenize, henüz 17 yaşında olmasına rağmen o seviyeye ulaşmış. Onlar benim klasmanıma gelse, kendime çok güveniyorum, herkesle yarışırım ama zaman, yaş, ekonomi... Tamam, yetenek de onlardan bir tanesi, yetenek kısmı tamam ama geri kalanlar tutmadığı için ben öyle bir şey denemek istemiyorum. Çünkü bunu denediğim takdirde buradaki taraf da kaybolur, yani burada da büyük bir rekabet var. Ben buradan uzaklaştığımda, buraya geri dönmem o kadar kolay olmaz. O yüzden benim böyle bir hayalim yok. Benim ağzımdan en son Formula 1 hayali kelimesi çıktığında, 2012 falandı. Belki de karting dönemiydi. Ondan sonra ben yarışmaya yeniden 2015’te başladım ve Formula 1 kelimesi bir daha ağzımdan çıkmadı, çıkmaz da. Formula 1 pilotları arkadaşım, beraber antrenman yapıyoruz, onlar da benim ne kadar iyi bir pilot olduğumu biliyor. Fakat orası başka bir şey, Formula 1’e çıkmam için 12-13 yaşındayken destek almış olmam gerekiyordu."

Cihangir Perperik: "Peki merak ettiğim için soruyorum, 'Gel bir test yapalım senle' deseler katılır mısın?"

Ayhancan Güven: "Tabii ki. Testte bir sıkıntı yok, elbette katılırım. Formula 1 aracıyla test yapmayı her zaman isterim, o arabanın hızını hissetmek ve  görmek isterim. Fakat  dünyada bir teste girip sonra Formula 1'e giren var mı bilmiyorum. Olmaz yani. Bir testle hiçbir pilot kendini, sadece bir günde kanıtlayamaz, ki ben kendime güvenen biriyim. Çünkü hızlı arabalar test ettim, aerodinamik arabalar test ettim ve gerçekten 15-20 tur sonra, piste "referans" diye getirdikleri pilotla aynı hıza ulaştım, o konuda bir sıkıntı yok ama Formula 1 farklı. Orada, seriye yılda bir kişi giriyor.  Piastri kaç doğumlu? 2001'li mi? 2002'li mi? Ben 98’liyim, yani Max’ın döneminden gelen bir sürücü olacaktım ve zaten o dönemden gelen Max oldu. Demeye çalıştığım 1999, 2000, 2001, 2002 gibi, her yaş grubundan bir kişi girebiliyor oraya ve o tek insan olabilmek için küçüklükten beri her şeyi kazanıp, sonra oraya geliyorsunuz. Ben gelirsem tüm ekosistemi bozulur. Olur mu? Olabilir. İşte Türk'sün, çok meşhursun arkanda milyon dolarlık sponsorlar olur... O zaman olur. Fakat mesela insanlar Zhou diyorlar ama Zhou bile kariyer açısından o yönde ilerlemiş bir pilot. Çocuk hep alt kategorilerde yarışmış ve yetişmiş bir pilot. Baktığınızda şimdi Formula 2’de üçüncü oldu diye millet eleştiriyor. Oysa hiç alakasız bir yerden, belki de Le Mans galibi olarak gelirsen  tamamen farklı bir hikaye olur... Benim böyle bir hayalim veya hedefim yok ama bir test olursa hayır demem neden test etmek istemeyim ki? Fakat benim aklımın ucunda Formula 1 pilotu olmak yok."

Cihangir Perperik: "Peki Cem Bölükbaşı için ne düşünüyorsun? O, bu yolda ilerliyor. Onun gittiği yolla alakalı ne söylemek istersin? Çünkü onun böyle bir hayali var ve ciddi sponsor desteği almaya başladığı gibi, bazı başarılar da elde etti."

Ayhancan Güven: "Bence sporun insanlar tarafından bilinmesini sağlıyor. Hani ben kendi işimi yapıyorum ama benim işim Türkiye’de çok bilinmiyor. Otomobil yarışını, motor sporlarını takip eden yüzde birlik kesim biliyordur. Yani yaptıklarının, ülkemiz açısından bir faydasının olduğunu düşünüyorum. Motor sporlarına bu kadar sponsorun giriyor olması, bence bir başarıdır hani Türk Formula 1 pilotu olsun bende isterim. Yani onun dışında bir şeyim yok negatif veya pozitif bir düşüncem yok, sadece yaptığı işte başarılı bir pilot, sporun bilinirliğini artıyor, halkımıza ulaştırıyor. Sponsorların ilgisini çekiyor. Kendi olamasa bile ondan sonra gelecek çocukların da önünü açıyor."

Kemal Şengül: "Porsche şu anda Formula E’de var. Peki seni Formula E tarafında görme ihtimalimiz var mı? Çünkü baktığında oraya, DTM’den geçen insanlar var."

Ayhancan Güven: "Mesela bu olabilir. Kariyerim ilerleyince olabilir, yakın süreçte öyle bir şey olmadığını biliyorum. Geçen sene Berlin yarışına misafir oldum, Formula E garajını, o ortamı gördüm hani artık Porsche içerisinde olduğum için herkesi tanıyorum. Formula E mühendisinden tutun, takım patronuna kadar herkesi biliyorum. Fakat Porsche’de her şey biraz daha yavaş ve düzenli şekilde yürüyor. İleride Formula E devam ederse, popülerliğini devam ettirirse, Porsche orada kalırsa ben Porsche’deysem,  başarılıysam, takvimim uyuyorsa, olabilir. Buna hayır demem ama şuan bir şey söylemek için çok erken. Motor sporlarında her şey çabuk değişiyor, iki -üç hafta önce başka bir sezon beklerken her şey bir anda değişiyor. O yüzden şu andan bir yorum yapmak çok zor."

Ayhancan Güven, BWT Lechner Racing

Ayhancan Güven, BWT Lechner Racing

Fotoğraf: FIA Formula One World Championship

Kemal Şengül: "Porsche’nin simülatöründe çalışıyor musun?"

Ayhancan Güven: "Yani Supercup için çalışmam yasak. Porsche’nin bazı katı kuralları var. İnsanlar bana bunu hep soruyor, diyorlar ki 'Sen Porsche Junior’sın, neden aracın uçup gitmiyor?' Fakat iş öyle değil. Porsche diyor ki 'bu çocuk bizim hoşumuza gitti, biz bunu kendi markamız için almak istiyoruz' ama Supercup’ta, oradaki takımlara ve rakiplere karşı hiçbir avantaj sağlamaması için her türlü detaya dikkat ediyorlar. Orada hep müşteri takımı var, 10-12 tane müşteri takımı var. Bu yüzden 'Junior pilot avantajlı olduğu için kazandı' gibi bir şey olamaz. Bu yüzden bana Supercup'la ilgili hiçbir imkân sağlanmıyor. Gidip simülatörde Supercup testi yapamıyorum ama gidip WEC testleri, Formula E testleri yapabiliyorum. Simülasyon tarafım güçlü olduğu için o tarafta da simülatörü kullanabiliyorum. Fakat kendi sezonum için bunu yapamıyorum."

Kemal Şengül: "Orada şu an pek çok pilot illaki sürüş yapıyordur. Onların derecelerine baktığında seni zorlayan bir pilot var mı?"

Ayhancan Güven: "Fabrikada herkes çok hızlı. Fabrika pilotu dediğiniz nokta zaten en üst nokta. Porsche’de 10 tane pilot var ve hepsi çok hızlı. Hani özellikle birisi yok. Genellikle fabrikaya, kendi yaş grubumdakilerle aynı zamanlarda gidiyorum. Onlarla genellikle yakınız. Simülasyonda zorlayan özel bir isim yok."

Kemal Şengül: "Peki pist üstünde gerçekten hayran kaldığın, seni gerçekten zorlayan bir isim var mı?"

Ayhancan Güven: "Larry. Yani şu anda öyle. Önceden Julien Andlauer'di. O, benden önceki Junior'dı ama şuan Larry ten Voorde."

ayhancan-until-18

ayhancan-until-18

Red Bull, daha 5-6 yaşlarındayken kartingde mücadele etmeye başlayan, bir dönem destek eksiği nedeniyle yarışlara ara veren ancak daha sonra geri dönen Ayhancan'ın kariyerinin ilk dönemini ve yaşadığı zorlukları anlatan Until 18: Ayhancan Güven adlı bir belgesel hazırlamıştı. Bir sonraki sorumuz bununla ilgiliydi.

Cihangir Perperik: "Türkiye’de ilk defa senle yapılan Red Bull’un Until 18: Ayhancan Güven adlı belgeseli izleyip bitirdiğinizde, baban Hakan abi ve Annenle beraber neler hissettiniz? Babanla veya annenle bakıştınız mı? Orada neler hissettiğini tamamen içinden geldiği gibi anlatır mısın?"

Ayhancan Güven: "Şimdi işimizin kötü tarafına geldik! Ben ailemle hiç vakit geçiremiyorum. Belgeseli de beraber izleyemedik. Ben şu an ailemi senede 1 ay görebiliyorum, bu sebeple izleme şansı bulamadık. Şu an benim işimin en zorlayıcı kısmı da o, Türkiye’den uzaktayım, tek başımayım, sürekli seyahat ediyorum beni zorlayan kısım bu. Avrupa’daki pilotların ailesi Avrupa’da yaşıyor. Avrupa’da seyahat ediyor ama ben hem Türkiye’ye gidemiyorum, hem Avrupa'da yaşıyorum, hem de Avrupa içinde çok fazla seyahat ediyorum. Herhâlde kaç faklı yatakta kaldım diye hesaplasak, 100 faklı yatakta uyumuşumdur. O açıdan zor bir durum, yani ailemle izleyemedim. Fakat babam ve annem eminim duygulanırdı. Özellikle babam bu sporu çok seven birisi ve benim için çok büyük fedakârlıklar yaptı. Mesela şu an düşünüyorum... Ben onun yerinde olsam yaptıklarını yapmazdım, bana çılgınca geliyor yaptığı şeyler. Bu yüzden eminim çok gurur duyuyorlardır ama beraber izleme fırsatım olmadı."

Cihangir Perperik: "O zaman senden söz alıyorum! Bir araya geldiğinizde, beraber izleyin ondan sonra tekrar soracağım çünkü orada yaşananları merak ediyorum. Sonuçta çok büyük bir duygu patlaması olacaktır, ne de olsa çok duygusal bir milletiz ve böyle bir başarının ardından gelecek o duyguyu da senin ağzından dinlemek istiyorum..."

Kemal Şengül: "Evet, ben bir de WEC'i sormak istiyorum. Yani dünya dayanıklılık şampiyonası tamamen farklı bir yapı, orada Porsche’nin kendi sürücüleri de var. Örneğin Julien mesela orada yarışıyor. Senin gelecekte denemeyi düşündüğün bir seri olabilir mi? Sürüş tarzına uyduğunu düşünüyor musun?

Ayhancan Güven: "Tabii ki de benim F1 pilotu olmamamın en büyük avantajlarından biri, çok farklı serilerde çok farklı unvanlar alma şansımın olması. İşte Le Mans kazanabilirim, GT3 World Challenger kazanabilirim. Yani önümde şu an bir sakatlık ve aksilik olmazsa neredeyse 20 seneye yakın parlak bir kariyer var ve deneyebileceğim Formula E vs. bir çok seri var. Bunlardan bir tanesi WEC. Kesinlikle WEC ve açıkçası GT tabanlı bir pilotum. GT’de kazanmak istiyorum ama Hypercar klasmanında istemiyorum desem yalan söylemiş olurum. Fakat şu an Hypercar çok fazla parladı, orada bir pilot yığılması var ve ben bu yığılmanın içinde bulunmak istemiyorum. Ben biraz daha işin oturmasını, klasmanların netleşmesini bekliyorum çünkü belki de şu an 100 tane pilot var ama 20 tanesi koltuk alabilecek. Şahsen klasman ve konum olarak o adımı çok erkenden atmak yerine, önce kendimi GT’de kanıtlamak istiyorum ardından ilerleyen dönemlerde Hypercar devam ederse veya ismi değişmezse o zaman, prototip araçlara geçebilirim. Porsche’nin benden önceki pilotlara attığı adımlar belli, mesela önce Cup'ta yarıştırıyor, sonra WEC'te yarıştırıyor, yükseltiyor ve gerçekten başarılıysa eskiden olduğu gibi LMP1'e geçiriyor. Bu açıdan benim tek yapmam gereken şey, kendime iyi bakmak, sporumu yapmak, fiziksel anlamda iyi olmak, hızlı yarışmak, pist dışında markayı doğru temsil etmek. Bunu yaptıktan sonra neler olacağını yaşayıp göreceğiz. Porsche Junior olarak girdiğim için aslında en alt seviyeden girdim, bazı pilotlar direk üstten giriyor. Alttan girmenin tabii ki de faydaları var. Siz altta olduğunuz için tırnaklarınızla kazıya kazıya çıkıyorsunuz yukarı. Biz de hâlâ kazıyoruz, daha iki sene oldu fabrikaya gireli. O yüzden WEC, Le Mans, Daytona, Indianapolis, bunlar hep istediğim şeyler. Olabilecek şeyler de ama işte yaşayıp göreceğiz. Bunlar benim performansıma bağlı çünkü sonunda kazanmak gerekiyor."

ayhancan-avus

ayhancan-avus

Kemal Şengül: "'Kesinlikle yarışmak istiyorum' dediğin bir yarış var mı?"

Ayhancan Güven: "Kesinlikle kazanmak istediğim Le Mans var ama ben Amerika’yı çok seviyorum. Amerika’daki motor sporları benim çok hoşuma gidiyor. Çünkü pist sınırı diye bir şey yok. Bir COTA var sanırım, F1 pistine benzer, onun dışında Daytona’da mesela hiç kural diye bir şey yok. Ayrıca Avrupa’da Virtual Safety Car varken IMSA’da gerçek Safety Car var. Yarış 6 saat sürüyor, son 15 dakika Safety Car bir giriyor, bir çıkıyor yani sert bir yarış var. Fakat Avrupa’daki yarışlarda kurallar biraz daha katı olduğu için biraz daha disiplinli ve düzenli gidiyor. Amerika gibi bir hayalim var, Porsche de Amerika’da var. Yani benim Amerika’daki pistlere biraz ilgim var. Çok ileride NASCAR düşünüyorum ama NASCAR'ın çok zor olduğunu söylüyorlar. Amerikalı pilotlar dışında orada başarı elde edebilmek zor çünkü baktığınızda hep Amerikalılar var. Montoya denedi, belki birkaç kişi daha denedi ama gerçekten zor bir seri. Farklı bir dünyası var ve zor ama dediğim gibi, Amerika’da yarışmak istiyorum hani şu an da kısa sürede Amerika’ya gideceğim gibi gözükmüyor ama hayalim Amerika’da yarışmak."

Kemal Şengül: "IndyCar peki?"

Ayhancan Güven: "IndyCar olabilir tabii ki. Çünkü IndyCar araçları LMP2 ayarında araçlar. Mesela Formula 1 ile kıyaslarsak, Formula 2 aracını sürsem hiçbir sıkıntı yaşamam ama Formula 1 çok başka bir araç, yani çok farklı bir seri. Her araçtan15-20 saniye hızlı, biraz saçma bir hız. Sonuç olarak evet, IndyCar’ı gözüme kestirebiliyorum hani 'yarışabilirim' diye bakıyorum ama Formula 1 dediğim gibi farklı bir dünya. O yüzden IndyCar benim birinci hayalim değil ama olabilir mi? Olabilir. İhtimali var fakat dediğim gibi hayalim IndyCar pilotu olmak değil.""

Cihangir Perperik: "Le Mans’da hangi kategoride istiyorsun?"

Ayhancan Güven: "Ben GT altyapılı olduğum için GT araçları sürmek istiyorum çünkü ben yıllardır GT sürüyorum. Kevin Estre GT’nin kralıdır, Kevin dediğin zaman, GT aracını en iyi o sürer. Şahsen dünyada o konuma gelmek istiyorum fakat gerçekten bir şeyleri çok erken başarabilirsem, belki ondan sonra prototip deneyebilirim. Ancak ben GT araçlarını sürmeyi çok seviyorum, bana keyif veriyor ve ona hakimim. Tekerlek tekerleğe yarışmayı seviyorum, ittirmeyi kaktırmayı ve sert yarışmayı seviyorum. Oysa öbür klasmanlarda bu kadar sert yarışamıyorsunuz. Fakat dediğim gibi, iki hafta önce kariyerim bambaşkaydı şimdi, bir anda başka şeyler olabiliyor. Onun için şimdi 5 sene sonra hakkında yorum yapmak bana çok zor geliyor."

Jaxon Evans, Pierre martinet by Alméras, Ayhancan Güven, BWT Lechner Racing

Jaxon Evans, Pierre martinet by Alméras, Ayhancan Güven, BWT Lechner Racing

Fotoğraf: FIA Formula One World Championship

Kemal Şengül: "Yakaladığın başarıları aslında biz Motorsport.com Türkiye olarak çok iyi biliyoruz. Fakat dışarıdan baktığında senin de söylediğin gibi insanlar başarılarını pek anlayamıyorlar. Fakat son dönemde motor sporlarını, özellikle de F1'i takip eden sayısında bir artış var. Bunun sana da yansıdığını düşünüyor musun?"

Ayhancan Güven: "Türkiye'de şöyle ilginç bir durum var; Mesela yarış kazanıyorum, Supercup’ta podyuma çıkıyorum, şampiyon oluyorum, Porsche Junior seçiliyorum, Avusturya'da Red Bull’la antrenmana gidiyorum, böyle önemli olaylar ilgi görmüyor. Fakat mesela, Twitter'da Max-Hamilton kazası hakkında bir yorum yaptım ve hayatımda almadığım etkileşimi aldım. Etkileşimle yaptığım iş hiç uyuşmuyor. Aslında ben çok daha önemli şeyler yapıyorum ama insanlar benim oradaki yorumumu görünce, 'sen ne pilotmuşsun' diyor ama ben aslında, pistte ne yarışlar yapıyorum. Bu bir kültür... Ben yurt dışında yaşıyorum, sosyal medyayı pasif kullanıyorum, aslında böyle kullanma sebebim, kendi açımdan bazı şeyleri anlatmanın çok zor olması. Ben burada bunu anlatmaya çalışsam, yaptığım iş sekteye uğrar. Oysa diğer tarafta markanın, takımların istediği tek şey hızlı gitmem. Dediğim gibi benim mesleğim bu. Ayrıca sosyal medyada insanlara bunu anlatmak şu an bana çok zor geliyor, yapamıyorum. Birisi benim yarışımı izleyince 'Neden tren gibi gidiyorsunuz?' diyor, 'Neden DRS yok arabalarda?' diyor... Eminim zamanla yükselecektir ama şöyle söyleyeyim: benim yarıştığım seriler, Formula 1 kadar bilinmeyecek ama Formula 1 bilen sayısı arttığında oradaki yüzdelik dilimden dolayı bizim sporumuzu takip eden de artacak. İnsanları çok yadırgamıyorum çünkü motor sporları izlemesi zor bir spor, takip etmesi zor bir spor, onun için çok yadırgamıyorum, artık alıştım."

Cihangir Perperik: "Ben biliyorum ki mesela Türkiye’deki Motorsport.com takipçilerinden daha fazla atıyorum Fransa veya İtalya’daki Motorsport.com takipçileri Ayhancan’ı daha çok tanıyordur."

Ayhancan Güven: "Mesela sosyal medyama baktığımda, gerçekten yabancı kitlenin bana yaklaşımıyla Türkiye’deki yaklaşım çok farklı. Türkiye’deki yaklaşım 'abi günlük araban ne?' gibi şeyler ama yabancı takipçiler antrenmanda yaptıklarıma dikkat ediyor. Almanya’daki evime kart postal gönderiyorlar, imza istiyorlar. Kültür dediğim gibi faklı bir şey, ben Almanya’da da yaşadığım için motor sporları dünyasına daha fazla girebiliyorum. Fakat Türkiye’deki şeyi de yadırgamıyorum. Sonuçta İngiltere dediğinizde, onlar bu sporu çok eskiden beri yapıyorlar. Diğer ülkeler de öyle. O yüzden insanları bu konuda hiçbir zaman yadırgamıyorum, hatta çok normal karşılıyorum. Sadece işte zamanla, başarılı oldukça daha iyi olacak ama dediğim gibi benim bir beklentim yok ya da bunun olmaması bende bir hayal kırıklığı yaratmıyor. Dediğim gibi ben çocukluğumdan beri, doğduğumdan beri bu sporu yapıyorum ve hiç ilgi görmediğimiz için Formula 1 basamaklarını çok takip edemedik. Fakat baktığınızda, şu anda profesyonel olarak hayatımı bu işle geçindiriyorum. Bu benim için hayalden de öte bir şey, bunu dünyada profesyonelce yapan 100 tane adam yoktur. Hani bir markanın, bir fabrikanın pilotu olmuş çok az insan vardır. Ben buna sahipken bunu değerlendirmeye çalışıyorum. Avrupa’da markalarla konuşuyorum, onlar da hani popülerliğimin yeterli olduğunu söylüyorlar. Daha fazlası konusunda benden böyle bir beklenti yok. Sadece pilotajıma ve markayı nasıl temsil ettiğime bakıyorlar çünkü onlar için önemli olan şey bu. O yüzden açıkçası daha çok onlara odaklanıyorum."

Kemal Şengül: "Son sorum, kartingde Verstappen ve bahsettiğin pilotlarla yarışmıştın onlarla ilgili unutamadığın bir an var mı?"

Ayhancan Güven: "Aslında şu anda Formula 1’de olanların beş tanesiyle yarıştım. Bunlardan üç-dört tanesi böyle helikopterle gelirdi piste, iki tane karavanıyla gelirdi, etrafında 50 adam olurdu. Biz gidiyorduk oraya, yani ben tek gidiyordum, babam beni buradan uçağa bindiriyordu, oradan beni takım alıyordu ve piste gidiyorduk. Böyleydi yani. Aklında böyle şeyler kalıyor... O çocukların zaten F1’e gideceği o zamandan belliydi. Biz oraya gidiyorduk ama kendimizi yeteneğimizle göstermeye çalışıyorduk ama onlar geldiğinde, sahip oldukları şeylerle en azından F2’ye kadar gidecekleri belli oluyordu. Düşünüyorum da... Anı olarak mesela Shwartzman kartingde çok hızlıydı. Mazepin ise hiçbir zaman hızlı değildi. Stroll de mesela kartingde çok başarılı değildi. Bir tanesiyle kazam olmuştu ama yarış kazasıydı. Daha fazlası değildi."

Röportaj: Kemal Şengül & Cihangir Perperik.

Yazı: Mehmet Faruk Batırel & Kemal Şengül

Düzenleyen: Kemal Şengül & Mehmet Faruk Batırel.

Ayhancan Güven, BWT Lechner Racing

Ayhancan Güven, BWT Lechner Racing

Fotoğraf: FIA Formula One World Championship

paylaşım
yorumlar
Ayhancan Güven, 2022'de ADAC GT Masters'ta yarışacak
Önceki haber

Ayhancan Güven, 2022'de ADAC GT Masters'ta yarışacak

Sonraki haber

Rallikrosta nefes kesen final

Rallikrosta nefes kesen final
Yorumları görüntüle