Özel röportaj: Ali Türkkan gözünü dünya şampiyonasına dikti

2021 Balkan Ralli Kupası'nda gençler kategorisinde zafere ulaşarak dikkatleri üzerine çeken Castrol Ford Team Türkiye pilotu Ali Türkkan, Motorsport.com Türkiye ekibinin ve motor sporları severlerin sorularını yanıtladı.

Özel röportaj: Ali Türkkan gözünü dünya şampiyonasına dikti

1999 doğumlu genç sporcu Ali Türkkan, aslında son yıllarda motor sporlarının parlayan yıldızlarından biri. Bu yıl başarılarına bir yenisini da ekleyen Ali, 2021 Balkan Ralli Kupası'nın gençler kategorisinde mutlu sona ulaşmayı başardı.

Bu, aynı zamanda tarihi bir başarıydı çünkü gençler klasmanında, Türkiye'ye ilk uluslararası şampiyonluğunu kazandıran sporcu da oldu.

Biz de Motorsport.com Türkiye ekibi olarak Castrol Ford Team Türkiye garajına gittik ve Ali Türkkan'ın konuğu olduk.

Röportajımıza aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Kemal Şengül: Sözlerime öncelikle seni tebrik ederek başlamak istiyorum. Balkan Ralli Kupası'nda çok önemli bir başarı yakaladın, ki bunu çok genç yaşta yaptın. Bunun için seni tebrik ediyorum. Sezona ve başarına geçmeden önce, ilk sorum şu olacak; geçen yıl pandemi nedeniyle yarışlara ara vermek zorunda kaldın ve geri dönüşünde araca alışmak ve ralli dinamiklerine adapte olmak ne kadar vaktini aldı?

Ali Türkkan:"Şöyle, ben ralliye 2019 yılında başladım ve o sezonun son yarışında Ford Fiesta R2T'nin koltuğuna oturdum. Benim şu anki otomobilimle çok benzer.  Ardından pandemi tüm planları alt üst etti 2020'de neredeyse hiç test yapamadık. Sadece toprak zeminde 2020'nin ülkemizde yapılan tek yarışı olan WRC Marmaris Rallisinde yarışabildik. Bildiğiniz gibi çok kırıcı ve zor bir yarıştı. Yani orası biraz hayatta kalma mücadelesi gibi bir şey zaten. Öyle olunca ben 2019'un sonundan 2021'in başına kadar şuan ki otomobilim olan Fiesta Rally4’ü hiç asfaltta kullanamamış oldum. O yüzden ben de kendimden ne beklemem gerektiğini bilmiyordum. Fakat tüm bu kötü geçen seneye rağmen 2021 başında pandemi şartlarının düzelmesi ile takım olarak test olanağı bulduk ve bende bu testler sonrası beklediğimden çok daha hızlı bir adaptasyon yaşadım 2019'un son yarışında çıkıp, sanki bir ay sonra otomobile binmiş gibiydim. Bu yılın başında Bodrum Rallisi'nde otomobili hiç yadırgamadım. Özellikle asfaltta otomobil kullanmak, pist kökenli bir pilot olduğum için bana hiç yabancı değil, bu yüzden oldukça uzun bir araya rağmen çok hızlı adapte oldum."

 

Kemal Şengül: Yani geçmişteki pist kariyerinin burada senin için bir artı olduğunu söyleyebilir miyiz?

Ali Türkkan: "Pistte çok kuvvetli otomobiller kullandım. Pist araçlarındaki beygirler, ralliye göre çok daha yüksek. Bu nedenle kuvvetli ve safkan yarış otomobilleri kullanmak konusunda pistte fazlasıyla tecrübe edindim. Bu da ralliye geçişimde otomobile alışma sürecimi oldukça kısalttı."

Ali Türkkan röportajı

Ali Türkkan röportajı

Fotoğraf: Nyolczas Csaba

Kemal Şengül: Şimdiye kadar uzun bir sezon oldu. Yılın geneline baktığında sezonu nasıl yorumlarsın?

Ali Türkkan: "Daha başlarında bile sezonun yapılıp yapılmayacağından emin olamıyorduk. Yine kapanma gelirse ne olur, yine iptal olur mu sezon gibi bir sonraki yarışa girmeden kafamda hep bunlar vardı. Artık bunu düşünmüyorum, bunu aştık. Sezon Bodrum Rallisi gibi çok güzel bir yarışla başladı. Yarışın hem Bodrum'da olması hem de güzel etapların seçilmesi nedeniyle çok keyifli bir yarış oldu. Ardından Eskişehir benim yine çok sevdiğim ve daha önceden yaptığım bir yarıştı. Orayı kazanınca ve aynı zamanda orası Balkan Kupası'na da puan verdiği için, orada da birincilik puanı alınca, aslında sezon bizim için çifte zaferle başlamış oldu. Yani hem Türkiye şampiyonası hem de Balkan Ralli Kupası'na birincilik puanıyla başladım. Böyle olunca Türkiye Şampiyonası'nın yanında Balkan Ralli Şampiyonası'nda şampiyonluk yarışı da eklendi. Şimdi zaten Türkiye Ralli Şampiyonası altı yarışlık bir sezona sahibiz. Testleri ve Balkan Şampiyonası'nı da hesaba kattığımızda çok yoğun bir takvim ortaya çıkıyor. Böyle olunca bir anda takvim çok sıkıştı, aralar çok daraldı. Ayda en az bir yarış ya da iki yarış yapar oldum. Böyle olunca da çok yoğun bir sezon oldu. Tabii ki yoğun olması benim bir avantaj. Sonuçta benim için ne kadar çok yarış o kadar çok tecrübe, başarı ve keyif demek. Sonuçta yarışmak benim hayatım. Sezonun da sonuna gelmeden Balkan şampiyonu olup Türkiye şampiyonasında da lider olmak şuan benim için hakikaten çok güzel duygular bu yüzden çok mutluyum. Sezonun ortasındayız ve her şey güzel gidiyor."

 

Kemal Şengül: Balkan Ralli Kupası'nın son metrelerini düşün. O an aklında tam olarak ne vardı ve bitiş çizgisini geçip, şampiyonluğu kazandığın tam olarak ne hissettin?

Ali Türkkan: "Son etaba geldiğinizde aslında iki tip durum var: Son etaba bir rakiple kafa kafaya gelmek ve etabı kazanan yarışı kazanır gibi mantık var. Böyle olunca tabii ki hızlı gitmekten başka bir şey düşünülmüyor ama ben zaten ikincilik pozisyonundaydım ve arkamdaki beni geçecek gibi değildi. Bu yüzden son etaptaki tek amacım, o etabı düzgün bir şekilde bitirmekti. Böyle olunca da üstümde epey bir baskı odu. Son etap özelinde hızlı gitmem konusunda bir beklenti yoktu ve bu yüzden kabul edilebilir bir hata marjım yoktu, yani hata yapsam, neden hata yaptığımı sorgulardım. Çünkü hızlı gitmem gerekmiyordu. Zaten ikinci sıradaydım. Aslında biraz heyecanlandım. Otomobili dinlemeye başladım, 'kötü bir ses gelecek mi otomobilden? ya lastik patlarsa?' gibi böyle ufak düşünceler oldu. Son etap o yüzden diğerlerine nazaran biraz daha gergin geçiyor. Hani daha çok, etap içerisinde bir sonraki virajı değil de etabın sonuna ulaşmayı düşünüyor insan. Yani bende daha çok öyle oldu. Fakat sonunda ralliyi bitirince o duygu boşalması vs. olmadı. Çünkü ralli pist gibi değil. Pistte damalı bayrağın altından geçince yarış bitiyor. Bir tur daha atıp pite geliyorsun. Rallide şimdi etabı bitiriyorsun, normal etaptan servis alanına gitmeniz gerekiyor, karne vermeniz gerekiyor, podyuma gitmeniz gerekiyor. Aslında orada hâlâ kaybedilebilecek çok fazla şey var. Normal etapta başıma bir şey gelse, belki servise yetişemeyeceğim, bir dakika ceza alacağım, belki yarışı kaybedeceğim. Yani etap bittiğinde 'oh bitti' diyemiyorum şahsen. Çünkü etap bitiyor ama yarış hâlâ sürüyor oluyor."

Ali Türkkan röportajı

Ali Türkkan röportajı

Fotoğraf: Nyolczas Csaba

Kemal Şengül: Şampiyon olmak için seride istikrarlı ve dominant olmak gerekiyor, bu uzun bir yolculuk. Fiziksel ve mental olarak bu yolculuğu biraz anlatır mısın?

Ali Türkkan: "Bence fiziksel tarafı daha kolay, fiziksel tarafı herkes için yönetilebilir çünkü fiziksel tarafın reçetesi belli. Yani insan vücudunda fizyolojik olarak ne yapılması gerektiği belli. Otomobili kullanıyorken hangi kaslar çalışıyor vs. bu konular çok zor değil ama mental kendini hazırlamak devamlı konsantre bir şekilde işinize odaklanmak çok önemli. Unutmamak gerekiyor ki sezon sadece yarışlardan ibaret değil. Testler ve hazırlıklar çok önemli. Yarışlarda ise etabı içinde kendimi ne kadar konsantre bulabilirsem, diğer etkenlerden ne kadar uzaklaşabilirsem benim için o kadar iyi. Ben bunu iyi bir şekilde yapabiliyorum. Yarış hafta sonunda kaskı taktığım zaman başka hiçbir şeyi düşünmüyorum. Tek odak noktam yarış oluyor. Bu yüzden benim için mental hazırlık süreci zor olmuyor. Hani yarıştan önce biraz heyecan oluyor ama heyecan olmayan yarışlar da oluyor. Heyecan olmayınca da hızım düşüyor. Yani bir heyecan, gerginlik ve baskı olmak zorunda. Bu baskı olmadığı zaman konsantre olmakta daha fazla zorlanıyorum. Bunu fark ettim."

 

Kemal Şengül: Pist yarışlarında bir geçmişin var. Ralliye geçme kararı aldığın zaman, bu tarz başarılar elde edebileceğini düşünüyor muydun?

Ali Türkkan: "Elbette düşünüyordum, hatta pistteki başarılarımın çok daha büyüklerini başarmak için ralliye geçtim. Yani ralliye geçme hikayem aslında, hani pistten sıkıldım biraz da toprakta araç kullanayım gibi bir şey değildi. Pist yarışlarındaki yolum, pist yarışlarının geleceği, Türkiye'deki pist yarışlarının durumu, benim durumum, yani her şeyi kıyasladığımda, aynı zamanda Yağız (Avcı) abinin de bana o sırada uluslararası hedefleri olan bir ralli pilotu yetiştirme teklifiyle gelmesiyle, her şey paralel şekilde gelişti ve ralliye geçtim. Aslında bu bir branş tercihi değildi, başarıya giden bir yolun tercihini yaptım. Burada önümün daha açık olduğunu gördüm. Beni Avrupa şampiyonluğuna, dünya şampiyonluğuna ulaştırabilecek yolun ralli olduğunu düşündüm. Bu yüzden onu seçtim. Altında yatan neden bu. İki branşın da ismi önemsizdi benim için. İkisi de başarıya giden yollardı. Ben hangisinde başarıya daha yakın olduğumu, daha ulaşılabilir olduğunu hissettiysem onu seçtim ve bu da ralliydi."

Ali Türkkan röportajı

Ali Türkkan röportajı

Fotoğraf: Nyolczas Csaba

Kemal Şengül: Peki yeteneklerinin pist yarışlarına kıyasla ralliye daha uygun olduğunu mu düşünüyorsun?

Ali Türkkan: "Bunu ben de ara sıra düşünüyorum. Ralliye ilk başladığımda sanki benim otomobil kullanma tarzım piste daha yakın geliyordu. Rallide daha fazla değişken şart var. Ben de değişken şartlara çok ayak uyduramayabilirmişim gibi geliyordu, hani belli bir şartta belki de çok hızlı olabilirim, ama işte bir viraj kaygan, bir viraj iyi olduğu zaman  o kadar hızlı gidemezmişim gibi geliyordu. Fakat işin içine girdiğim zaman şunu fark ettim: Sanki rallinin o bilinmezliği ve neyin nereden çıkacağının belli olmaması, aynı zamanda zorlayıcı şartları bana pistten daha uygun gibi geliyor. Şimdilik durum bu."

 

Kemal Şengül: Castrol Ford Team Türkiye gibi büyük takımın desteğine sahipsin. Yakaladığın başarıları böyle büyük bir takımın çatısı altında kazanmış olmak sana neler hissettiriyor, nasıl bir duygu? Sonuçta etrafında efsaneler var, burada bir sürü kupa var.

Ali Türkkan: "Elbette  en büyük his güven hissi. Şu anda baktığın zaman, mesela ben Sırbistan'da ikinci oldum ama belki burada (garajda) Serdar Bostancı'nın 1991 Sırbistan Rallisi'nde kazandığı birincilik kupası var. Sırbistan'ın doğası, o etaplar, yurtdışı yarış tecrübesi, yani 30 yıldır Sırbistan'a giden bir takım, Bulgaristan'a giden bir takım, dünyanın her yerine giden bir takımdayım. Bu yüzden bana bu güveni sağlaması çok önemli. Takımın geçmişine baktığımızda, benim gitmek istediğim yerlerde başarılar almış bir takım. Benim dünya şampiyonluğu, Avrupa şampiyonluğu hedeflerim var ve bu takım, zaten Avrupa şampiyonu olmuş bir takım. Aynı zamanda dünya şampiyonasında da yarışmış durumdalar. Balkan Ralli Şampiyonası'nda da yarışmış ve her gittiğim yerde, takımın tecrübe, bilgi ve birikiminin olması, takımın daha önce burada yarışmış olması, hem Serdar abinin hem Murat abinin burada mücadele etmesi bana büyük bir güven veriyor. Bu çatı altında olmanın en büyük artısı bana göre bu."

Ali Türkkan röportajı

Ali Türkkan röportajı

Fotoğraf: Nyolczas Csaba

Kemal Şengül: Yarıştığın Ford Fiesta ralli aracında, seni en çok etkileyen şey tam olarak nedir? En çok hangi özelliği hoşuna gidiyor?

Ali Türkkan: "Önden çeker bir otomobil için çok kuvvetli. Ayrıca 1 litre ve 3 silindir olmasından dolayı turboyla yürüyen bir otomobil. Tabii böyle bir gücü iki çeker bir otomobille yere vermek bazen zor olabiliyor. Fakat Fiesta doğuştan çok dengeli ve iyi yol tutan bir şasi o yüzden yüksek süratlerde çok güven veriyor ve kullanmak çok keyifli. Fakat tek bir özellik saymam gerekirse, gücünü söyleyebilirim. Gerçekten 1 litrelik motor hacmine göre çok güçlü bir otomobil."

 

Kemal Şengül: Az önce sürüş stilinden de bahsettin ama merak ettiğim bir şey var: Her ralli pilotunun bir sürüş tarzı olduğu biliniyor. Sen kendi sürüş tarzın hakkında neler söylemek istersin?

Ali Türkkan: "Genelde otomobili ve lastikleri çok yormayan bir sürüş stilim var. Bunu ben kendim içeride, aracı kullanırken hissediyorum, aslında bunu bilinçli yapmıyorum. Bu bir refleks gibi. Yani sürüş tarzı, kendi kendine oluşan bir şey. Servis alanına geldiğim zaman, lastiklere baktığımızda, otomobile baktığımızda  belki diğer pilotlardan daha hızlı olmama rağmen daha iyi lastiklerle geliyorum, bu da epey insanı şaşırtıyor. Benim sürüş tarzım biraz bu yönde. Gittikçe de şekilleniyor, rallide de hâlâ öğrenme yıllarımdayım ve bu öğrenme yılları zaten 4-5 yıl bitmez çünkü otomobili öğrensem bile belki seneye başka bir otomobile geçeceğim, İstanbul Rallisi'ni öğrensem, belki seneye Kanarya Adaları'na gideceğim, o yüzden rallide öğrenme hiç bitmiyor ve ben bu sürecin daha çok başındayım. Öğrenmeyle paralel  sürüş tarzımda değişiklik yapmam ve zamanla eklemeler çıkarmalar yapmam gerekecek."

Ali Türkkan röportajı

Ali Türkkan röportajı

Fotoğraf: Nyolczas Csaba

Kemal Şengül: Biraz kişisel bir soru olacak: Başarılı bir günün ardından eve gittiğinde neler hissediyorsun? Aynı zamanda başarısız bir günün ardından kendini nasıl motive ediyorsun? 

Ali Türkkan: "Başarısızlığa göre çok değişiyor. Hitit Rallisi'nde mesela yarış dışı kaldık. Benim tamamen kontrolüm dışında gelişen bir durumdu. Bunun için üzülmedim diyemem ama hani önüme bakmam çok daha kolay oldu. Çünkü oturup düşündüğüm zaman benim hatamdan kaynaklı değil ya da benim eksikliğinden kaynaklı değil, sonuçta tamamen şanssızlıktı. Bu yüzden yoluma çok daha rahat devam edebiliyordum. Fakat benim yapmadığım bir şeyden kaynaklıysa, mesela hafta içi garaja gelip, bir şeyin antrenmanı yapmam gerekiyordur ve ben de o hafta içi oraya gelmemişimdir,  yarışta da bu durum başıma gelmiştir, bu yüzden de yarışı kaybetmişimdir, yani benden kaynaklanan böyle bir şey varsa veya biraz daha hızlı gideyim derken amatörce, bana yakışmayan bir hata yaptıysam ve yarış dışı kaldıysam, o zaman çok üzülürüm. Bugüne kadar hiç böyle büyük bir şey, yani kendimi yıpratacağım ya da kendime yükleneceğim bir hata yapmadım, yaparsam da ne kadar çabuk önüme bakarsam o kadar iyi olur. Bu gerçeği unutmadan, duygusal tarafımı mümkün olduğunca köreltmeye çalışıyorum, bir makine gibi olmaya çalışıyorum ki hata yapmayım. Çünkü duygusallık da insana hata yaptırıyor. Bu yüzden bu konuda biraz rahatım sanki. Çünkü hatalar, kazalar ve  mekanik problemler bu sporun doğasında var, ki zaten öyle. Bende etaba bunları bilerek başlıyorum. Etabın içerisinde kaza yapabilirim, otomobil bozulabilir, önüme inek çıkabilir, yani tüm bunları kabul ederek başlayınca ve bunları yaşayınca, o zaman kabullenmek daha kolay oluyor."

 

Kemal Şengül: Şimdi etrafındaki insanlara gelelim: Hepsi önemli isimler. Murat Bostancı var, Serdar Bostancı var. Her ikisi de deneyimli ve efsane diyebileceğimiz isimler. Burada onlarla birlikte çalışıyorsun. Onların sana verdiği en önemli tavsiye ne oldu?

Ali Türkkan: "En önemli tavsiye olarak bir tane seçemem. Mesela Bulgaristan'a gidiyorduk, Murat abi o yarışta yoktu ama Onur (Vatansever) abi vardı. Daha önce Murat abiyle orada yaşadıklarını anlattı. Mesela Sırbistan'a giderken, Murat abi ve Onur abi ile beraberdik. Onlar o yarışı daha önce kazanmıştı. Bana anılarından bahsettiler. Bu böyle sürekli devam ediyor. Hangi yarışa gidersek gidelim, Onur abi 'şu yarışta şu virajda uçmuştuk Murat hatırlıyor musun?' diyor, Murat abi 'evet işte şu şu vardı, burada şu çıkmıştı, işte şu etaptan şu etaba giderken kırmızı ışıklar çok uzun, hızlı gitmek lazım' gibi şeyler söylüyor. Bunlar ufak tefek şeyler fakat yarışın içerisindeki stres anında o kadar önemli oluyor ki özellikle yaptıkları hataları bilmek çok önemli. Sonuçta öğrenmenin en büyük bedeli hata yapmak, Murat abi bir virajda yoldan çıktıysa, bana 'Ali şu virajın şu kilometresinde dikkat et çünkü kayıyor' diyorsa, ben de gidip o virajda yoldan çıkıyorsam o zaman biz ne şampiyon olabiliriz ne başka bir şey yapabiliriz. Yani bir önceki jenerasyonun, abilerimin yaptığı hataları yapmamalıyım ki boynuz kulağı geçsin! Buradaki matematik böyle çalışıyor. Hem Murat abi hem de Onur abi benim için, başarılarımda en önemli rolü oynayacak kişiler diyebilirim."

Ali Türkkan röportajı

Ali Türkkan röportajı

Fotoğraf: Nyolczas Csaba

Kemal Şengül: Serdar Bostancı hakkında neler söylemek istersin?

Ali Türkkan: "Sahada lafını bu yüzden kullandım. Serdar abi tam sahada değil, sahanın biraz daha dışında. Serdar abi aslında her yerde.  Bu garajın gerçekten her noktasında o var, mesela otomobilin civatasından, yarış otomobilinin ralliye nasıl gideceği, otel rezervasyonundan hangi etabın ne kadar kaydığına kadar her şeyi biliyor. Serdar abinin olmadığı bir nokta yok bu garajda. Onun yeri bambaşka. Bir kere şu an ben onun pilotuyum ve başarılara beraber koşuyoruz. Tüm bu başarılarda belki son etabı kazanıp, yarışı kazanıp, kupayı kaldıran kişi ben gibi görünsem de, aslında bu başarının pek çok mimarı var. Bu noktada Castrol Ford Team Türkiye’de hem teknik ekibimizi, hem de yönetim ekibimizi de unutmamak lazım onların da emeği çok büyük."

 

Kemal Şengül: Sosyal medya hesaplarından gördüğümüz kadarıyla Murat Bostancı ve Onur Vatansever'le beraber çok eğlenceli bir ekipsiniz. Bu isimlerle çalışmak senin motivasyonunu artırıyor mu?

Ali Türkkan: "Dışarıdan çok kurumsal, herkesin tıkır tıkır saat gibi çalıştığı, makine gibi çalıştığı bir yeriz ama içine girdiğim zaman, bunun yanı sıra, bu sistemin ve düzenin, makinenin yanı sıra sıcak bir aile ortamı olduğunu fark ettim. Tabii ki bu, dışarıdan görünmüyor. Bunun için önce içerisinde olmak ve burada belli bir süre geçirmek gerekiyor. Bu aile ortamını paylaşmak, bence başarıda çok büyük bir rol oynuyor. Herkes işini en iyi şekilde yapıyor. İçerideki bu aura, bu ortam son derece iyi. Motivasyon çok yüksek. Bu aile ortamı, sen de fark etmişsindir garaj çok sıcak, insanların yüzü çok güler mesela, hiç somurtan birisini göremezsin!"

Ali Türkkan röportajı

Ali Türkkan röportajı

Fotoğraf: Nyolczas Csaba

Kemal Şengül: Gelecek yıl ve sonrası için kendine hem Türkiye'de hem de yurt dışı anlamında ne gibi hedefler koydun?

Ali Türkkan: "Şimdi bu seneden bahsedecek olursam bu seneye başladığımızda aslında iki tane hedefimiz vardı: Biri Avrupa Ralli Kupası'nı kazanmak, diğeri Türkiye Ralli Şampiyonası. Avrupa Ralli Kupası'na gitmenin bileti, Balkan Ralli Kupası'nda puan almaktan geçiyordu. Tabii ki doğal olarak da Eskişehir'e ek olarak Bulgaristan yarışlarına katıldık.  İkisinden de çok yüksek puan alınca, Sırbistan'a da gidip şampiyon olduk. Aslında yolculuğa çıkış sebebimiz doğrudan Balkan şampiyonu olmak değildi ama çok yüksek puanlar alıp, bu iki yarışı yüksek başarılarla tamamlayınca, Serdar abi Balkan Şampiyonluğunu da hedeflerimiz arasına koydu. Şimdi önümüzde  iki hedef kaldı: Biri Avrupa Ralli Kupası'nı kazanmak, ki bu da Kasım'ın ilk haftasında Almanya'da olacak, ikinci hedef ise Türkiye Ralli Şampiyonası'nda kendi kategorimizi, yani iki çeker ve gençleri kazanmak. Bundan sonrasını ise şöyle yorumluyorum: Bu, eğer üç veya dört adımlı bir yolsa, ilki Türkiye şampiyonası, ikincisi Balkan şampiyonası, üçüncüsü Avrupa şampiyonası ve dördüncüsü ise dünya şampiyonası. Biz şu anda bu adımlardan birini attık. Kısmet olursa Türkiye şampiyonası ile ikinci adımı da atacağız.  Önümüzdeki sezon içinde geriye Avrupa şampiyonası veya dünya şampiyonası kalıyor."

 

Kemal Şengül: Biz, basın olarak ülkemizde motor sporlarına olan ilginin arttığını görebiliyoruz. Sence bu, neyden kaynaklanıyor?

Ali Türkkan: "Neyden kaynaklandığı tam olarak kestiremiyorum ama arttığını kesinlikle ben de hissediyorum. Tahminim şu: Eskiden uluslararası arenada bu kadar çok Türk sporcu yoktu. Şimdi Toprak var, Ayhancan var, motosiklet tarafı zaten uçmuş durumda. Şu an otomobil tarafında bir sürü sürücü ve sürücü adayı var. Başarı geliyor. Yurt dışında ülkemizin bayrağını dalgalandırıyoruz. Yurt dışında şampiyonluklar geliyor. Bu da insanların hem milli duygularını hem de bilinirlik olarak, marka değeri olarak, prestij olarak, otomobil sporlarının değerini yükseltiyor. Sporu hem markalar hem de sporcular yükseltebilir. Şu anda hem markalar hem de sporcular, Türk otomobil sporlarında daha fazla var olmaya başladı, hatta başarılı şekilde var olmaya başladı. En büyük etken bu olabilir. Kesinlikle katılıyorum, bence ilgi artıyor."

Ali Türkkan

Ali Türkkan

Kemal Şengül: Peki Ayhancan Güven olsun, Toprak Razgatlıoğlu olsun, onları takip ediyor musun?

Ali Türkkan: "Tabii ki ediyorum. Türk sporcuların yarışlarını fırsat buldukça kaçırmamaya çalışıyorum. Özellikle Ayhancan'ın, Toprak'ın...  Mesela Toprak çok heyecanlı bir sezon geçiriyor. Ayhancan da öyle. Fakat tek yarış özelinde baktığımda en heyecanla takip ettiğim Deniz Öncü oluyor. Çünkü Moto3'te böyle tek turda on sıra falan değişiyor. Birinci, onuncu oluyor, 15. oluyor. Son turda oradan gelip yarışı kazanıyor. Heyecan hiç bitmiyor. Bu yüzden en severek izlediğim, en heyecanla izlediğim Deniz oluyor."

 

Kemal Şengül: WRC'ye baktığında, hem şimdi hem de geçmişte yarışan sürücüler arasında en beğendin sürücü hangisi?

Ali Türkkan: "Hem kendime en yakın hem de aslında biraz örnek aldığım isim Sebastien Ogier olur. İstikrarı, hızı, bu hızın yanında hata yapmayışı, aynı zamanda da otomobili aklıyla kullanması, yani kaçıncı olması gerektiğini ne kadar zorlaması gerektiğini çok iyi bilen birisi. Ne zaman ne yapması gerektiğini biliyor. Bu sayede defalarca kez şampiyon oldu. Bunu hâlâ gösteriyor. Hiçbir zaman duygularına, egosuna mağlup olmuyor. Bu, şampiyon olana kadar kolaydır. Şampiyon olana kadar insanların bir beklentisi yoktur. Bir kere şampiyon olmuş bir pilot geçildiğinde, buna olabilir gözüyle bakılır ama yedi kez dünya şampiyonu olmuş bir pilot olarak geçilmek, daha zorunuza gider, insanlar hakkınızda konuşurlar. Bir pilotun hanesinde ne kadar çok başarı varsa, en ufak hatasında o kadar çok eleştiri gelir ama Ogier buna hiçbir zaman mağlup olmuyor. Gerektiği zaman ikinci, üçüncü veya beşinci oluyor. Fakat kaza yapmıyor, hep puan topluyor. Belki sezonun yıldızı Ogier olmuyor ama sezon sonunda şampiyon değişmiyor. Bu yüzde onu örnek alıyorum. Hiç duygularını işin içine katmıyor. Hep yapması gerekeni en doğru şekilde yapıyor ve az hata yapıp sezon sonunda şampiyon olmayı bir şekilde öyle ya da böyle başarıyor."

Ali Türkkan

Ali Türkkan

Kemal Şengül: Formula 1'i takip ediyor musun? Peki orada sevdiğin bir pilot var mı?

Ali Türkkan: "Hamilton'ı seviyorum. En başta tavırlarından falan hoşlanmasam da başarılarıyla, hayat hikayesiyle vs. hoşuma gitmeye başladı. Verstappen yine öyle. Çok başarılı ve hırslı bir pilot. Fakat mesela idol olarak baktığımızda, Verstappen çok genç biri, benim için öyle biri olmayabilir. Geçen yarış Monza'da Hamilton'la çarpıştıktan sonra hiç Hamilton'a bile bakmayıp, arkasını dönüp gitmesi, bence yanlış bir hareketti. Sonuçta orada bir savaş var. Bir otomobil diğerinin üzerine çıkıyor ve her ne kadar bir şampiyonluk savaşı olsa da, yani ucunda ne olursa olsun, yanına gidip 'iyi misin?' diye bakmak gerekiyor. Yani baktığımda tüm pilotlar ufak tefek hatalar yapıyorlar. O yüzden hiç kimseye 'şu pilot benim idolümdür' diyemiyorum. Hep bir kusur buluyorum bir şekilde."

 

Kemal Şengül: Geçmişten bu yana hep Michael Schumacher ve Ayrton Senna kıyaslaması yapılır. Kazandığı başarılarla pek çok kişi buna Lewis Hamilton'ı da ekledi. Sen bir takım patronu olsan hangisini seçerdin? Bir taraftar olarak hangisini seviyorsun? 

Ali Türkkan: "Patron olsam ve bu üçlüden birini aracıma bindirecek olsam Schumacher'i seçerdim. Taraftar olarak da bilemiyorum. Hamilton çok gösterişli bir hayat yaşıyor. Senna'nın zamanında sosyal medyanın olmayışı, belki Senna da çok gösterişli bir hayat yaşadı fakat bunun ne kadarı yansıtıldı? Şu an Hamilton ne yapsa haber oluyor. Belki Senna'yı da bu kadar derinlemesine yaşayabilseydik, Senna'yı da herkesten daha etkileyici veya tam tersi şekilde görebilirdik. Yani sonuç olarak evet, geleneksel davranıp Senna derdim."

Ali Türkkan

Ali Türkkan

Kemal Şengül: Verstappen ve Hamilton arasında güçlü bir şampiyonluk savaşı var ve çok yakın geçiyor.  Sen ikili arasında kimi favori olarak görüyorsun? 

Ali Türkkan: "Verstappen ilk kez şampiyonluk için savaşıyor. Bunun baskısı ayrı, heyecanı ayrı. Hamilton ise defalarca kez bunu yaşadı. Bu açıdan şampiyonluk temposu olarak bir adım daha önde. Verstappen ise yaşı ve yeteneğiyle beraber bir adım önde gibi. Bence daha yetenekli ve daha istekli. Kim şampiyonluğu daha çok istiyor diye bakarsak, sanki Verstappen biraz daha çok istiyor gibi geliyor. Hamilton'da, son iki senede gözlemlediğim şey, birden fazla şampiyonluk kazanmış pilotlarda olduğu gibi, artık hayatta başka şeylere yönelme eğilimi görüyorum, işte vegan oldu, çevre kirliliğine karşı savaş açtı, ırkçılığa savaş açtı, yani bir sporcudan çok halk kahramanı olma yönünde, bu nedenle de galibiyete olan, sportif başarıya olan arzusu ister istemez azaldı gibi geliyor. Hayatta başka şeylere yöneldi gibi. Bu nedenle Verstappen kazanmayı çok daha fazla istiyor. Fakat işte Hamilton'ın da tecrübesi var. O yüzden ikisi de net şekilde favori değil. İkisinin de artıları ve eksileri şu anda dengede. Yine de bana Hamilton yakın geliyor."

 

Kemal Şengül: Tekrar ralliye dönelim. Ralli araları, gelecek özellikle WRC tarafında değişecek.  Sporun gittiği yönü nasıl değerlendiriyorsun? 

Ali Türkkan: "Hem ralli hem Formula 1, sokaktaki otomobillere öncü olmuştur. Önce sporda denenir teknolojiler, sonra sokaktaki otomobillere gelir.  Bu noktada rallinin teknolojiye ayak uydurması ve teknolojiyi takip etmesi güzel.  Fakat ralli biraz daha geleneksel bir spor, hem izleyici kitlesi, hem de sporcuların yaşantıları vs. Hem izleyenler hem yayın olsun hem WRC kuruluşunun dışarıya verdiği imaj olsun durum bu. Oysa bence Formula 1, popüler kültürün oyuncağı oldu. Netflix serileri olsun, Formula 1 pilotlarının Twitch yayınları açması olsun, o popüler kültüre meze oldular. Bence ralli hiçbir zaman böyle olmadı, ralli pilotları hep daha az gösterişli oldu. Ralli hep daha safkan bir spor olarak kaldı, araçlar arası mücadele kadar doğal şartlarla da mücadelenin olduğu daha sert bir spor bence ralli. Ben bu yüzden bu hibrit olayının ralliye gelmesi konusunda çok iyimser değilim. Çünkü sporun ruhunu biraz kaybettirebileceğini düşünüyorum. O geleneksel bakış açısını ve duruşunu biraz bozabileceğini düşünüyorum. Fakat tabii ki bu teknolojilerin ralli gibi zorlu şartlarda test edilmesi ve geliştirilmesi de otomotiv endüstrisi için çok pozitif bir durum. Bu yüzden markalar da bu şekilde daha verimli, sürdürülebilir ve çevreci teknolojileri gerçek hayat motor sporları üzerinden adapte etme şansını buluyorlar. Özellikle bu sınıfın öncülerinden olan Ford Puma’yı heyecanla bekliyorum!"

Ali Türkkan

Ali Türkkan

Kemal Şengül: İnsanlar senin kişisel hayatını da merak ediyorlar. Hatta ben de merak etmişimdir. Yarışla beraber okul hayatı nasıl gidiyor? İkisini paralel şekilde götürebiliyor musun?

Ali Türkkan: "Ben götürdüm. Fakat nasıl götürdüm? İnsanın hayatının bir noktasında bir seçim yapması gerekiyor. Spor mu akademik kariyer veya sanat mı veya başka şeyler mi? Benim de sporla eğitim hayatı arasında bir tercih yapmam gerekti. Ben ne siyah seçimi yaptım ne beyaz seçimi. Spor kariyerimi her zaman en ön plana koydum  ama bunun yanında da eğitim hayatımı elimin tersiyle itmek istemedim.  Üniversitede okumak istiyordum, yarış kariyerim bu kadar ilerlemeden önce havayolu pilotu olmak istiyordum. Fakat hem sportif kariyer hem de pilotaj eğitimini bir arada götürmem mümkün değildi.  Bu yüzden ben de havacılık yönetimi bölümünü okudum. Okula da sportif bir kariyerimi olduğunu ve bunları paralel şekilde yöneteceğimi paylaştım. Bana sağ olsunlar, özellikle ilk iki senede yardımcı oldular. Bu süreçte kendimden bir şeyler verdim, mesela dinleneceğim vakti okul işleriyle uğraşarak harcadım. İki işle çalışıyor gibi oldum. Dört sene biraz dişimi sıktım ama geçen sene mezun oldum. Hem de dört senelik üniversiteyi, dört senede bitirerek mezun oldum. Biraz zaman sıkıntısı oldu. Çakışmalardan kaynaklı bazı gerginlikler oldu ama bir şekilde yönettim. Bundaki tabii ki en büyük etken sporu ön plana koyup, sporumla beraber okuyabileceğim bir bölüm seçmem oldu. Mesela tutup da inşaat mühendisliği seçseydim, mimarlık seçseydim, bu mümkün olmazdı. Fakat ben pilot olmak istiyordum, bununla bağlantılı olan havacılık okudum. Böylece ikisini bir arada götürebildim."

 

Kemal Şengül: Ülkemizde görmek istediğin özel bir motor sporları etkinliği var mı?

Ali Türkkan: "Ülkemizde sadece motor sporları değil, görmek istediğim pek çok etkinlik var. Çok güzel bir coğrafyaya sahibiz. Aşağı yukarı dünyadaki bütün sporların yapılabileceği alanlara sahibiz. Mesela Trans Anatolia yapılıyor. Bu, daha büyük çapta yapılabilir. Neden dünyaya yapılan daha geniş bir organizasyon olmasın ki? Bu yönde de ilerliyorlar. Sonuçta çok güzel bir organizasyon. Hatta bu sene Murat Bostancı katıldı. Neden Dakar gibi bir yarış olmasın. Aynı zamanda Formula 1 geliyor, WRC geliyor, bunun yanında Formula E gelebilir, Dünya Dayanıklılık Şampiyonası gelebilir, gelmemeleri için hiçbir sebep yok. Bütün sportif etkinlikler için bu geçerli. Fakat bence en önemli şey, bütün bu sportif etkinliklerin yanında, bu etkinliklerde mücadele edecek bir Türk sporcunun olması. Yani tüm bunlar gelir ve içlerinde bir Türk sporcu olmazsa, ne kadar doğru bir amaca hizmet eder bilmiyorum."

 

Kemal Şengül: Gelecekte Dakar ve Extreme E gibi etkinliklerde yer almak gibi bir hedefin var mı?

Ali Türkkan: "Tabii ki otomobil kullanmaktan keyif aldığım için bu sporun içerisindeyim ve Extreme E hem güzel hem de keyifli bir proje. Dakar da öyle. Mesela ben Dakar'ı gidip de motosikletle yapmayı çok isterim. Fakat bunlar, aktif spor kariyerim sonlandıktan sonra olabilecek şeyler. Sonuç olarak evet, yapmayı çok isterim."

Ali Türkkan röportajı

Ali Türkkan röportajı

Fotoğraf: Nyolczas Csaba

paylaşım
yorumlar
Moto3 Austin: Olaylı yarışın galibi Guevara oldu, Deniz beşinci oldu
Önceki haber

Moto3 Austin: Olaylı yarışın galibi Guevara oldu, Deniz beşinci oldu

Sonraki haber

WSBK Arjantin: Redding, bu yılki ilk pole pozisyonunu aldı, Toprak ikinci!

WSBK Arjantin: Redding, bu yılki ilk pole pozisyonunu aldı, Toprak ikinci!
Yorumları görüntüle