Rossi neden kırmızı düğmeye bastı?

Rossi neden kırmızı düğmeye bastı?

Toby Moody, bu yazısında Rossi'nin Ducati'ye geçişinin Moto Gp'de neden bir depreme neden olduğunu ve İtalyan pilotun hala eskisi gibi güçlü olup olmadığını inceliyor.

Nihayet... Valentino Rossi'nin 2011 ve 2012'de resmen kırmızı, gürültülü ve ateş püsküren bir Ducati'yi kullanacağını bildiğimize göre artık bundan önceki Motorsiklet yarışları tarihini geride bırakabiliriz. Bu yıllardır İtalyanların hayalini kurdukları bir durum. Motorsiklet tutkunları için Papa'nın Monza'da bir Ferrari ile yarış kazanması kadar önemli birşey. Cidden öyle. Ducati'nin aerodinamisini tasarlayan İngiliz Alan Jenkins'in yaptığımız bir sohbette söyledikleri bana bunun İtalyanlar için ne kadar önemli bir gelişme olduğunu gösterdi. 'Rüzgar tünelimiz burada ve biz yakındaki bir hotelde kalıyoruz. Uzun bir süredir beni ve yanımdaki Ducati tişörtlü ekibi görüyorlardı ve hatta aynı yerde kahvaltı yapıyorduk. Fakat son haftalarda bize olan ilgi iyice arttı. Bizi, Valentino'nun Ducati'ye geçip geçmediğini öğrenmek için sürekli taciz etmeye başladılar.' 'Bir gün kırmızı ışıklarda durduğumda birisi geldi ve camı tıktıklayarak 'Rossi, Ducati, Si?' dedi. Sokakta bile herkes bu durumu takip ediyor. Bu inanılmaz.' Peki Rossi'nin bu transferinin ardında yatan asıl gerçek nedir? Takım arkadaşı Lorenzo'nun çok ama çok hızlı hatta Rossi'yi geçebilecek kadar hızlı olması mı? Yoksa Yamaha'nın, Rossi'ye daha fazla para ayıramayacak olması mı? Çünkü takımın 2010 şampiyonluğu için kaynaklarınnı çoğunu Lorenzo'ya ayırdığı söyleniyor. Ya da Rossi F1'e adım atmak için mi Ducati'ye geçti?. Bir İtalyan pilotun Ducati'de yarışması gayet doğal aslında. Ducati'nin patronu Gabriele Del Torchio 'Fabrikamızın yakınında Ferrari, Maserati ve Pagani fabrikaları var. Biz çok tutkulu bir ekibiz' demişti. Bu Fransız Yamaha Gauloises takımının Christian Sarron ve JPS Nortons takımının Trevor Nation, Ron Haslam ya da Terry Rymer tarafından kullanılması gibi birşey. ya da Ferrari F1 aracında bir İtalyan pilotun oturması gibi. Buna en son 1995'de Jean Alesi layık olmuştu. Fakat Alesi safkan bir İtalyan değildi. Son safkan İtalyan pilot 1985'de Michele Alborete olmuştu. Fisichella'yı saymaya gerek yok çünkü o bir yarış dahi kazanamadı. Acaba tüm bu Ducati-Rossi planı 6 sene önce Rossi-Ferrari görüşmeleri ile başlamış olabilir mi? Henüz bu ilkbaharda Montezemolo bir ropörtajında Rossi'nin adını anmıştı. Finansal açıdan bakıldığında elbette Yamaha hayal kırıklığı yaşıyordur, ama yinede bu onları iflas ettirmez. Yamaha takımının önde gelen isimlerinden biri Rossi'yi kaybetmelerinin sadece Moto Gp'de değil motorsiklet satışlarını da etkileyeceğini belirtti. Ama Rossi, Yamaha'yı bıraksa bile insanlar onu bir Yamaha pilotu olarak hatırlayacak. 'Eddie Lawson, Yamaha'nın ardından Honda ve Cagiva ile yarışmış olmasına rağmen bir Yamaha pilotu olarak anılıyor, yani...' Ayrton Senna Mclaren, Michael Schumacher Ferrari, Tommi Makinen de bir Mitsubishi pilotu olarak hatırlanacak. Bu transferin teknik açıdan en önemli eksiği Jerry Burgess. Rossi ve Burgess 11 senedir beraber çalışıyorlardı ve bu süre zarfında 7 kez Dünya şampiyonu oldular. Takım birbirini o kadar iyi tanıyorki bir göz kırpma, bir el hareketi veya bir baş sallama ile anlaşabilirler. Rossi'nin Ducati'de Burgess gibi birine ihtiyacı olacak. Fakat Rossi Ducati genel menejeri Filippo Preziosi ile de iyi anlaştığını belirtmişti. 'Her zaman Filippo Preziosi ile görüşüyorum ve 2004'de Furusawa ile nasıl anlaşıyorsam onunla da aynı şekilde anlaşıyorum.' Bu transferin hemen ardından pistlerin en karizmatik motorcusuna sponsor olmak isteyen firmalar Ducati kapılarını çalmaya başladılar. Zaten Torchio 'Artık başarılı olmamız için ne kadar para harcamamız gerekiyorsa harcayacağız.' demişti. Yamaha, Rossi'ye vermeyerek elinde tuttuğu parayı Burgess'e, ekibe ve mühendisi Spies'a yatırabilir. Bu Yamaha çalışanlarını gayet mutlu edebilir değil mi? Fakat Rossi sayesinde satışları patlayacak olan Ducati çok daha kazançlı olacak. Şimdiden şapka üretimine başlasalar iyi olur çünkü noel bayramında ellerinde kalmayabilir. Peki Rossi doğru bir karar mı aldı? 2003 Valencia'da Honda'yı bırakarak Yamaha'ya geçeceğini açıklamıştı. Herkesle yüz yüze oturup konuşmuş ve hatta Honda V5'nin üzerinde oturarak son bir kez poz vermişti. O zamanlar 990cc motorlar ayarları tam olarak yapılmamış olsa bile hızlı gidebiliyordu. Fakat artık ayarları tam olarak yapabilecek yetenekli bir pilota ihtiyacınız var. Sonuçta artık antremanlar da sınırlandırıldı. Rossi bu sezonun açılış yarışını kazanabildi ama Casey Stoner düşmüştü ve Lorenzo ise elinden sakattı. Ardından Rossi, Jerez ve Le Mans'da Lorenzo'nun müthiş hızına yetişemedi. Belki Rossi'nin sağ omzu sakat olduğu içindi fakat her zaman önemli olan puan tablosudur. Rossi'nin bunca sene boyunca alıştığı bir Japon fabrika takımından daha küçük ölçekte bir İtalyan fabrika takımına alışması zor olacaktır. Lorenzo, Rossi Ducati'ye alışana kadar ondan daha hızlı olacaktır. Çünkü İspanyol pilot 3 senedir bu takımda. Belkide 2011 sezonunun ortalarına gelene kadar Lorenzo'nun 3-4 yarışlık bir galibiyet farkı olabilir. Honda ise Pedrosa ve yeni gelen Stoner ile eski günlerine tam olarak dönebilir mi? Belkide Rossi, Ducati ile müthiş bir uyum yakalayarak çok hızlı olabilir. Yukarıda sorulan soruların hepsi çok az anlam ifade ediyor çünkü burada söz konusu olan kişi efsanevi Valentino Rossi. TurkiyeF1.Com Kaynak: Autosport - Toby Moody Hazırlayan: Ömer Said
Yorum yaz
Yorumları göster
Haber hakkında
Seriler MotoGP
Haber tipi Son dakika