Kutal Mete Tekin'in Köşesi

Profesyonel yarış pilotu olmak hakkında bilmedikleriniz

Profesyonel bir yarışçı olmak muhtemelen hepimizin hayalidir, ancak piste çıkmak ve podyumda şampanya yudumlamak dışında perde arkasında çok şey dönüyor. Ford ile WEC'de mücadele eden Harry Tincknell, yarış pilotu olmanın ne demek olduğunu anlattı.

Bir iş adamı gibi toplantı yapabilmelisiniz

Motorsporları fazlasıyla pahalı, ve yıllar geçtikçe buradan para kazanmak zorlaşmaya devam ediyor. Formula Renault sezonumu finanse edebilmek için beş veya altı kişisel sponsor bulmam gerekmişti.

Modern dünyada sponsorluklar sadece aracın üstündeki çıkartmalardan ibaret değil. Artık firmalara bir değeriniz olduğunu ispatlamanız, anlaşmalar sunmalısınız. Bu işte ne kadar iyiyseniz, sponsorlarınızla daha uzun ve kaliteli ilişkiler kurabiliyorsunuz.

Onlarla anlaştıktan sonra firmayı mutlu etmeye devam etmeniz gerekiyor. Bu, yöneticileri piste memnun etmekten, günlük medya etkinlikleri ile firmaya daha çok müşteri kazandırmaya kadar çeşitli şeyleri yapmanız gerektiği anlamına geliyor.

Bazı sürücülerin 20 yıllık sponsorları olduklarını görürsünüz. Ben de bunu başarmaya çalışıyorum.

Hayatınız boyunca kilonuza dikkat edeceksiniz

Araçları olabildiğince hafif tutmak için o kadar çok çalışılıyor ki, kilo alarak fabrikaya gelirseniz takım bunu hoş görmeyecektir.

George Howard-Chappell'ın, [Ford Chip Ganassi Racing takım patronu]  bana daha önce dediği gibi, "Araç sizin kaç kilo olduğunuzu bilmiyor."

Tüm ekipmanım ile 75 kilo olmam gerekiyor. 180'den biraz daha uzun olduğum için bu benim için zor, boyu kısa olan pilotlar için bu daha az problem teşkil ediyor.

Telefonumda kalori hesabı yapmak için kullandığım bir uygulama var, eğer hızlı kilo vermek istiyorsam hayatımı oradan yönetiyorum.

Geçen kış sezonunda birkaç kilo almıştım ve George ile sezon başlamadan önce biraz hafiflemem gerektiği konusunda küçük bir konuşma yaptık.

Tabi ki ekstra kiloları verdim ancak ilk yarışa o halimle gelseydim aynı konuşmayı çok daha ciddi bir tonla tekrarlardık.

Mutfakta uzman olmanız gerekiyor

Kilonuza bu kadar dikkat etmeniz demek, yediğiniz her şeyi kontrol altında tutmanız gerektiği anlamına geliyor. Kariyerim ilerledikçe hayatımın her alanında kontrolü elime almaya çalışmaya başladım. Durum böyle olunca her yemeğimi kendim hazırlamaya çalışıyorum ve bu konuda oldukça iyi olmayı öğrendim.

Genelde akşamüstü antrenmanımda bana enerji vermesi için karbonhidrat içeren bir öğlen yemeği yiyorum. Akşam ise protein ve sebze. Salata, balık ve yağsız tavuk. Abur cubur yok.

Silverstone'da sadece aracı kullanarak 2900 kalori yaktım. Yarış hafta sonlarında enerji ihtiyacınız çok daha fazla oluyor ve bu sayede bir hamburger yiyebilme lüksünü elde ediyoruz.

 

Sadece bir pilot değil, aynı zamanda bir sporcusunuz

Üst seviyede yarışan her sürücü son derece fit olmalı. Tanıdığım herkes ya bisikletçi yada koşucu.

Üç-dört saat süresince aracın içinde olabiliyoruz. Buradan yola çıkarak en az bu kadar süre koşabiliyor olmam gerektiğini ve nabzımın 130/140, veya araç içinde gördüğüm değer olan 150, olması gerektiğini öğrendim.

Yarış pilotlarının fitness gerekliliklerini bilen bir firma olan Pro Performance ile çalışıyorum ve onları haftada bir veya iki kez ziyaret ediyorum.

Onlarla çalışmadığım zamanlarda ise her gün sokaklarda koşuyor oluyorum. Antrenmanım 40dakikada 10km koşmak ve tam maraton mesafesi arasında değişiyor.

 

Boynunuz bir ağaç kadar sert olmalı

4G'lik bir yükün altında kaldığınız süre dört saat kadar sürebiliyor. Bu, frenleme ve viraj alma esnasında kafanıza 32kg bastırılması ile aynı.

Kartlardan otomobillere ilk geçtiğim zaman, Britanya'daki Rockingham gibi pistlerde 20 tur attıktan sonra boynum tamamen bitiyordu. Fiziksel olarak virajlarda boynumu tutamıyordum.

Tıpkı spor salonunda kol çalıştığınız zaman olduğu gibi, 20 tekrardan sonra kolunuzu hareket ettiremezsiniz.

Her gün antrenmanını yapabileceğiniz bir spor olmadığı için araç içinde geçirdiğiniz her antrenman turu önemli. Eğer yarım gün sonunda boynunuz yorulmaya başlıyorsa, o antrenman seansından yeterli verimi alamamışsınızdır. Daha hızlı araçların direksiyonuna geçmeye başladıkça bu konu daha da çok önem kazanıyor.

Doğru kişileri arkanıza almalısınız

Allan McNish'in (3 kez Le Mans galibi) arkamda olması sayısız bana kapı açtı.

Yarış geçmişi olan bir aileden gelmiyorum ve genç bir pilotken kimseyi tanımıyordum. Ancak 16 yaşında Allan ile tanıştım ve o, bana yol gösterdi.

Tabi ki aracı nasıl sürdüğünüz de önemli ancak, o olmasaydı asla Le Mans zaferi kazanamazdım. Onun tanıdıkları sayesinde JOTA ile teste çıkabildim. Sonrasında ise yarış koltuğu, Le Mans galibiyeti, Nissan'ın ilgisi ve şu an çalıştığım Ford geldi.

Havalimanlarında yaşayıp iki pasaportunuz olması gerekiyor

Yılda yaklaşık 50-60 kere uçmam gerekiyor, bu nedenle hem son derece organize hem de oldukça esnek olmalısınız.

Herhangi bir uçağa binmeden önce indiğim yerde saatin kaç olacağını ve uçakta uyuyup uyumamam gerektiğini ayarlarım. Bu sayede yolculuk sonunda vücudunuz yarışmaya hazır olur.

Neredeyse her zaman yanımda kitap ve dergi bulundururum. Ayrıca kulaklıklarınızı da sürekli sarj etmelisiniz, 10 saatlik bir uçuşun ortasında pillerinin bitmesi hiç hoş olmaz.

Bunun dışında iki pasaportunuz olması gerekiyor çünkü çoğunlukla birini vize işlemleri için bırakmak zorunda kalıyorsunuz. Pasaportunuzu kaybettiğiniz için yarışı kaçırmak istemezsiniz o yüzden elinizde yedeğinizin olması da çok önemli.

 

Sevdiğiniz şeyler artık yasak

Takımlar sakatlanmanızı ve aracı kullanamayacak hale gelmenizi istemiyor. Bu nedenle ata binmek, rafting, scuba dalışı yapmak, paraşütle atlamak, temas yaşanan her türlü spor ve kayak kesinlikle yasak.

Benim için en zoru Rugby'i bırakmak olmuştu. Okul çağında sürekli oynuyordum ancak şu an sadece arkadaşlarımın oynamasını izleyebiliyorum.

Bununla birlikte profesyonel bir sporcu olduğunuz için çoğunlukla arkadaşlarınızla dışarı çıkmak ve partilere gitmek de uygun olmuyor. Ancak bir yarışı kazandıktan sonraki partiler o kadar tatmin edici ki, bu sadece küçük bir fedakarlık.

 

Bir anda işsiz kalabilirsiniz

Nissan'ın LMP1'den çekildiğini herkesle aynı anda öğrendim, uyarı bile olmadı.

Bir anda gelecek sezon için bir koltuğum yoktu.

Bu, Aralık ayında oldu. Ocak ayında Daytona'da bana bir şans vermeleri için Ford ile görüşmeye gitmiştim bile.

Yol otomobilleri hakkında bilgili olmanız gerekiyor

Bir fabrika takımının pilotu olmak demek, o firmanın bir temsilcisi olduğunuz anlamına geliyor. Müşterileri Mustang'ler ve RS'ler gibi araçlarla gezdirmemiz gerekebiliyor ve o araç hakkında her şeyi bilmek zorundasınız.

Ford GT ile yarıştığım halde bu seneçıkacak olan Fiesta hakkında her şeyi bilmem bekleniyor.

Ev ödevlerinize çalışmanız gerekiyor. 2013 yılında Audi ile DTM testine çıkmıştım ve daha direksiyona geçmeden bana 'Audi'nin motto'su ney ve ne anlama geliyor?' demişlerdi.

Ancak cevabı biliyordum ve bir sorun olmadı.

Takımınızı iyi tanımalısınız

Ben, takımdaki 40 çalışandan sadece biriyim. Onlar olmadan aracı yarıştırmak imkansız olurdu.

Yarıştan sonra podyumda şampanya yudumlayıp hemen ardından eve dönebilirim ancak takım bir gün daha pistte kalıyor ve aracı bir sonraki durağı için hazırlıyorlar.

Bu, zaferin onlar için de fazlasıyla değerli olmasını sağlıyor. Takım ile bir bağınız olmadığı sürece bu mümkün değil.

Yarış olmadığı zamanlarda birlikte dışarı çıkmaktan, fabrikaya gelirken yanınızda herkes için tatlı getirmeye kadar her küçük detay önem kazanıyor.

 

Lisedeki fizik derslerini hatırlamanız gerekebilir

Mühendislere aracın nasıl tepki verdiği konusunda geri bildirim vermenin yanında, fizik ve aerodinami hakkında temel bilgilere sahip olmalısınız.

Bir Adrian Newey olmanıza gerek yok ancak aracın ne durumda nasıl tepki vereceğini anlamak konusunda okul zamanı öğrendiğiniz fiziğin fazlasıyla yardımı oluyor.

Kendi ansiklopedilerinizi yazmalısınız

Her hafta sonu, araçta yapılan değişikliklerden, hangi virajlarda nasıl sürdüğüme kadar pistte ne olup bittiğini not alıyorum.

Tüm bu notlar evde birikti ve artık her pistte farklı araçlarla nasıl sürdüğüm konusunda bir ansiklopedim var! Bir örnek vermem gerekirse, Silverstone'da ilk viraja 90 metre kala fren yaptığımı not almışım. Ayrıca aynı pistte her sürdüğünüzde de notlarınızı güncellemeniz gerekiyor.

Bir piste tekrar gidene kadar aradan üç-dört yıl geçebilir ve bu olduğunda hangi virajda kaçıncı viteste olduğum gibi bilgiler taze olmayacak.

Sanırım bunu üst seviyede yarışan her pilot yapıyor. Ne kadar rekabetçi bir ortamdaysanız, küçük avantajlar kazanmak için her şeyi yapıyorsunuz.

Sadece pistte hız yapmalısınız

Yol otomobili olarak bir Ford Mustang'im var ancak günlük yaşamda oldukça yavaş kullanıyorum. Hız istediğimi pistte bastırdığım için yollarda heyecan aramama gerek kalmıyor.

Ayrıca, aracın sahibi Ford olduğu için, bir ceza yemem durumunda bunun bilgisi önce şirkete gidiyor. Firmanın bir temsilcisi olarak şirket arabasıyla yaramazlık yapmanız doğal olarak hoş karşılanmıyor.

Yorum yaz
Yorumları göster
Haber hakkında
Seriler GENEL , WEC
Pilotlar Harry Tincknell
Haber tipi Özel Haber
Topic Kutal Mete Tekin'in Köşesi