Cihangir Perperik'in Köşesi

Vural Ak Türkiye GP için tüm sorulara cevap verdi

2005 yılında bir hayal gerçek olmuş ve Formula 1 araçlarını çıplak gözle pistimizde izleme imkanına kavuşmuştuk. Seneler çok hızlı akıp gitti ve rüya 2011 yılında sona erdi. O günden bu güne Formula 1'in tekrar ne zaman ülkemize geleceğini konuşup...

2-3 ay önce bir anda Formula 1'in yeni patronu Chase Carey'nin Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya geldiği haberini duymuştuk. Biz Formula 1 fanları için beklenmeyen bir gelişme olduğunu kabul edelim. Heyecanlandık...

Bu görüşmenin ardından gece düzenlenen bir etkinlikte gene bu görüşmede yer alan Intercity İstanbulPark Yönetim Kurulu Başkanı Vural Ak heyecanımızı ikiye katlayan bir açıklama yapmış ve Formula 1'in Türkiye'ye dönmesinin artık çok yakın olduğunu söylemişti.

Hemen ardından Cumhurbaşkanlığı internet sitesinde Formula 1 projesi himaye edilen projeler köşesinde yerini aldı. Aman Allahım neler oluyor, galiba bu sefer geliyor dedik hepimiz. Fakat daha sonra hiç bir açıklama yapılmadı. Haziran ayında ortaya çıkan 2018 yılı Formula 1 geçici taslak takvimi yayınlandığında ise hüsrana uğradık.

Bundan önceki köşe yazımı da bu takvimin yayınlanmasından hemen sonra yazmıştım. Bu yazının ardından Vural bey tüm süreci anlatmak için beni davet etti ve uzun bir röportaj gerçekleştirdik. Sizlerden gelen yorumlar, e-postalar ve diğer tüm mesajları tekrar gözden geçirerek sorulması gereken en önemli maddeleri teker teker kendisine sordum.

Baştan söyleyeyim; röportaj biraz uzun ancak tüm süreci ve gelinen noktayı anlayabilmek adına sonuna kadar okumanızı tavsiye ederim.

Başlayalım...

Cihangir Perperik: Sizin yıllardır Formula 1'i tekrar Türkiye'ye kazandırmak için çabaladığınızı biliyoruz. Geçtiğimiz yıllarda bu çabaların karşılığı olmamıştı. Ülkemizdeki Formula 1 fanları bu nedenle biraz tedirginler. Son gelişmelerden sonra nasıl bir durumdayız?

Vural Ak: Öncelikle gerçek olmayan şeyleri söylemekten, doğru olmayan bilgilere bina edilen reklam çalışmaları yapmaktan uzak biriyim. Neyse gerçekler onları söylemek benim tarzım. Burayı aldıktan 1 hafta sonra FIA’nın Çırağan’da toplantısı yapıldı, tüm takımlar ve Ecclestone buradaydı, kupa töreni yapılmıştı. Bernie ile ilk toplantımı orada gerçekleştirdim. Daha öncesinden bir tanışıklığım olduğu için gayet verimli bir görüşme olmuştu.

Jean Todt, FIA başkanı
Jean Todt, FIA başkanı

Fotoğraf: XPB Images

Daha sonra beni Londra’ya davet etti ve orada da görüştük. O zaman söylediklerimiz ve yaptığımız her şey Formula 1’i geri getirmek için doğru, gerçek çabaların söylemi ve sonucudur. Yani hiç bir şeyi, olmadan iyi niyet aşamasında ve reklam amaçlı söylemedik. Söylememize de gerek yok zaten. Formula 1‘in bize katacağı bir şey yok, eziyet ve zorluktan başka. Çünkü bu para kazandıran bir aktivite değil. Biz bunu yapıp para kazanacak durumda da değiliz. Dünyada hiç bir F1 yarışı para kazanmıyor, Monaco’dan başka. Dolayısıyla bizim geçmiş yıllarda da söylediğimiz dile getirdiğimiz F1’in yeniden gelmesi ile ilgili her açıklama o zaman için doğruydu ancak bunun sonuca varabilmesi için bir çok değişkenin yerine gelmesi gerekiyor. Nedir bunlar? Bir ülkede F1 nasıl olabilir onun altını çizelim ve geriden bugüne doğru gelelim. 10 milyar dolarlık bir piyasadan bahsediyoruz. Biliyosun F1 yönetimi yeni el değiştirdi. Yarışlar her ülke ile ayrı ayrı kontrat yapılarak şekilleniyor. Devlet başkanı, başbakan, bakanların ve Pist Sahiplerinin katılımlarıyla bu kontratlar sonuçlanıyor ve uzun kontratlar ortaya çıkıyor.

grid
Grid

Fotoğraf: XPB Images

Daha önce Maliye Bakanlığı ile yapılan kontratımız 7 senelikti ve 7 sene burada yarış yapıldı. Maliye Bakanlığı her sene istenen ücreti ödedi. Organizasyonu yapabilmek için de İTO çatısı altında bir grup kuruldu ve yarışı onlar gerçekleştirdiler. Çok başlılık vardı ve işin uzmanları başta değillerdi. 2005’ten buyana Türkiye çok değişti, dünya çok değişti, spor çok değişti. Değişime ayak uydurman lazım. Bununla beraber izleyici profile sürekli değişiyor. Önceden 8-10-12 silindirli motorlar çılgın sesleri vardı şimdi Renault Clio’daki gibi bir motor ama devasa teknoloji ile inanılmaz hızlı ve yeni teknolojilerin olduğu bir ortam mevcut. Gelecek 5-10 senede karşımıza çıkacak otomobil teknolojisini bugünden F1’de yaşıyoruz ve bu değişimi göz ardı edemezsin. Dolayısıyla ülkelerde F1 gibi bir aktiviteye farklı gözlerle bakıyorlar. Sen köşe yazında doğru bir noktaya değinmişsin Formula1’in iki yönü var. Birincisi motorsporları aktivitesi ikincisi ise uluslararası bir etkinlik, şov ve organizasyon. Bu açıdan baktığında bizim ülkemizde bu işi bilmeyen uzağındaki kişilerin eleştirdiği ; işte Türk takımı yok sporcu yok Formula 1’e neden ihtiyacımız var? O zaman biz olimpiyat, dünya kupası ve bir çok uluslararası organizasyon düzenlemeye çalışıyoruz. Bunlarda da iddialı değiliz. Ama çalışırsak olimpiyatta madalya alacak sporcumuz çıkıyor. Futbolda da başarılı olabiliyoruz. İşte Fenerbahçe Euroleague’de şampiyon oldu kaç yıldan sonra, çalışarak ekip kurarak oldu bu iş. Hayatta hiç bir şey imkansız değil ama çalışman lazım. Hiç bir şey havadan gelmiyor.

Cumhurbaşkanlığı makamı Formula 1’in Türkiye de faydalı ve olması gereken bir aktivite olduğuna kanaat getirdi

Bu nedenle bizim daha önce yaptığımız açıklamalar ve çabalarımız o günün şartlarına göre olmadı. Neden? Ya 20 ülkeden birisi takvimden düşmedi - birisi çıkacak ki sen giresin - kimse de çıkmak istemiyor çünkü uzun süreli kontratlar var. Veya bir boşluk olduğunda da her ülkenin ödemesi gereken o ücreti bizim hükümetimiz ödemek istemedi. Şubat ayında yeni bir fırsat doğdu. F1 yönetiminin Liberty’ye geçmesinden önce ben sayın Cumhurbaşkanlığı makamı ile Formula 1’in uluslararası bir aktivite olduğu konusunda bir dizi görüşmeler yapmıştım. Bu görüşmeler neticesinde Cumhurbaşkanlığı makamı Formula 1’in Türkiye de faydalı ve olması gereken bir aktivite olduğuna kanaat getirdiler ve resmi olarak beni Formula 1’in Türkiye’ye dönmesi için görevlendirdi. Bunu yazılı olarak da bana bildirdiler. Türkiye neden bugün bir çok uluslararası noktada sıkıştırılıyor, zorlanıyor; çünkü Türkiye çok başarılı oldu son 15 yılda. Eğitim, sağlık, iç düzen, milli gelirin artması, ihracatın artması, ekonominin büyümesi, yabancı sermayenin gelmesi, yollar, köprüler, havalimanları, araç sayısı, fabrikalar her şeyde rakip ülkelerden öne çıkmaya başladı. 

Vural Ak
Vural Ak

Fotoğraf: Motorsport Türkiye

Sen bunu özel bir şirketteki rekabet gibi düşünebilirsin. Çok farkı yok alsında, hayat çok basit. Yani aynı sektördeki şirketler nasıl birbirleriyle rekabet içindelerse, sanatçılar, sporcular nasıl rekabet ediyorlarsa ülkeler de birbirleri ile rekabet halinde. Bazı ülkeler bunu gayet centilmen biçimde sürdürürken bazıları da çok kaba şekilde yapıyorlar. Sonuçta rekabet var. Türkiyenin rakiplerinin önüne geçmesi nedeniyle son yıllarda Türkiye’nin üstünde bir sürü ekonomik, kültürel, sportif, siyasi hatta askeri sıkıntılar var. Bu terör olarak, ekonomideki yapısal ana göstergelerin bozulmasıyla öne çıkıyor huzursuzluk çıkartmakla öne çıkıyor. Bunların hepsini yaşıyoruz. Geldiğimiz nokta; Türkiye yurt dışında yanlız bırakılmaya çalışılıyor ki turist gelmesin, yabancı sermaye gelmesin ve Türkiye olumlu anılmasın. İstenen bu, Türkiye ileri gitmesin. Bu süreçte ben de kendi üzerime düşeni yapmaya çalışıyorum. Biz uluslararası ortakları olan bir firmayız. Bugün Türkiye’de İntercity ilk 70 büyük firma içindedir. Kendimize bir uzmanlık alanı seçtik. Nedir bu? Motorsporları ve Formula 1. Motorsporları tutkunu birisi olarak bugün Formula 1’i Türkiye’ye getirmenin eskisinden daha önemli olduğuna inanıyorum ve son 3 yılda da bunun için çok çalışıyorum. Bunu kimsenin yardımı olmadan tam tersine herkesin köstek olduğu bir dönemde yapmaya çalışıyorum. Onlara kulak asmıyorum.

grid
Grid

Fotoğraf: XPB Images

Sonuç olarak 30 Aralık günü sayın Cumhurbaşkanlığı makamı yazılı olarak bana bunu tebliğ edince ben hemen Formula 1 ile iletişime geçtim. Yakın ilişkilerim sayesinde Liberty Media ile ilgili satış konusunda kulağıma bir şeyler gelmişti. Bunun akabinde beklemeye karar verdim. Resmi olarak satış açıklandıktan sonra Liberty Media’nın başındaki Chase Carey ile irtibata geçtim. Devir işleri bittikten sonra kendisi ile ilk iletişime geçen de ben oldum. Londra’da görüşmek için randevu verdi. Atladım gittim, Chase Carey ile oturduk yemek yedik. Şaşırdı tabi daha önceden Türkiye’yi bilen bir iş adamı kendisi. Sonra sayın Cumhurbaşkanımızın kendisine yaptığı resmi daveti ilettim. Formula 1 yarışlarını tekrar Türkiye’de yapmak istediğimizi, yarışın Cumhurbaşkanlığı uhdesinde olacağını, operasyonun da Intercity olarak tek bir muhatap ile yapılacak şekilde hazır olduğumuzu söyledim. Bunun ardından o da Nisan ayında geldi sayın Cumhurbaşkanımız, Sn Başbakanımız ile Ankara ve İstanbul’da toplantılar yaptık. Chase Carey devlet erkanımızın konuya yaklaşımından çok etkilendi ve şunları söyledi. “Ben bu şirketi devr alalı daha 1 ay oldu. Yarışlar başladı ve henüz bir sekreterim bile yok. İşleri Bernie’nin ekibinden devr almaya çalışıyorum. Bu nedenle bana bir kaç ay müsade edin. Ama bu ciddi istikrarlı duruşa çok sevindim. Burada yarış tekrar yapmalıyız.” Ertesi gün pisti gezdirdik geldi tüm tesisi inceledi ve bayıldı. Burada hemen bir yarış yapabileceğimizi anlayınca da çok şaşırdı. Gelecek sezonun takvimini oturtmaya çalıştıklarını ve Türkiye’de de bir yarış yapılmasını çok istediğini söyledi. Bende o gece bu görüşmelerin ardından inşallah 2018 olmazsa 2019 yılında Formula 1’i tekrar getirmek için çok önemli adımlar attığımızı açıkladım. Ama ertesi gün etrafta herkes konuşmaya başladı. Toplantıda biz 3 kişiyiz ama herkes sanki toplantıdaymış gibi garip açıklamalar yapıyor. Yanlış cahilce şeyler, bunlara değer vermiyoruz.

2018’den itibaren takvimde bir yer boşalırsa girecek ilk ülke biziz

Geldiğimiz nokta şu, Chase Carey ile görüşmelerimiz devam ediyor, her şey çok olumlu ilerliyor onun amacı yarış sayısını arttırmak ve sporun içeriğini daha halka yatkın hale getirmek. Türkiye gibi başka ülkeler de girmek istiyorlar F1 takvimine. Ancak Chase Carey’de bazı ülkerilerin takvimden çıkarılmasını istiyor. Yarış sayısını arttırmak istediğini söyleyince pilotlar ve bazı takımlar 24 yarışlık takvime karşı çıktılar. Bu haberler medyaya da yansımıştı. Şimdi durum buna dönüşünce bir dost sohbetinde bir kaç yarışı takvimden çıkartacağını ima eden kelimeler kullanıldı. Bunu duyan bazı ülkeler - hoppp durun bakalım bizim kontratlarımız var bizi nasıl çıkartıyorsunuz - dediler. İşler karışınca da yeni yönetim 2018 takvimini inceledi ve kontratların durumlarını analiz etti. İşlerin o kadar kolay olmadığını ve ha deyince bir yarışı takvimden çıkartamayacaklarını anladılar. Ayrıca pilot ve takımların da 20 yarıştan fazlasına kırmızı bayrak çekmesiyle birlikte işler iyice karıştı. Yeni yönetim ortalığı sakinleştirmek için daha önce hiç yapılmayan bir şeyi yani bir sonraki sezonun geçici taslak takvimini ortalığı yatıştırmak için haziran ayında açıkladı. Bu takvim aralık ayına kadar değişebilir. Bizim de zaten boşluk olursa 2018’de buyrun hemen kontratı yapıp yarışları geri getirelim şeklinde görüşmelerimiz var. Malezya’yı bu arada karşılıklı anlaşarak çıkardılar. Bunun gibi 1-2 pist içinde aynı düşünceleri var. 2018’den itibaren takvimde bir yer boşalırsa girecek ilk ülke biziz.

Cihangir Perperik ve Vural Ak Intercity
Cihangir Perperik ve Vural Ak, Intercity

Fotoğraf: Motorsport Türkiye

Devlet desteği olmadan bunu yürütebilmenin bir imkanı yok. Bazı pistler için sporun doğduğu yerlerden bahsediyorum özel imkanlarla takvimde tutacaklar. Malezya’yı çıkartıp yerine Almanya ve Fransa’yı ekleyerek 2018’i 21 yarışla tamamlamayı hedefliyor gibi gözüküyorlar. Netice itibari ile bizim 2018 için çalışmalarımız devam ediyor, önümüzdeki ay tekrar bir araya geleceğiz ve tarihler o toplantıda daha net ortaya çıkacak.

Cihangir Perperik: O zaman hala 2018 için bir umut var diyebilir miyiz yoksa 2019’u mu bekleyeceğiz?

Vural Ak: Aralık ayında 2018 kesinleşene kadar bizim 2018 ile ilgili girme ihtimalimiz teknik olarak hep var. Ben de Bay Carrey’e bunu söyledim, daha geçen hafta söyledim. Çünkü bazı ülkeler de çok para kaybettikleri ve Formula 1’e artık inanmadıkları için bu işi yapmak istemeyenler de olabilir. Böyle birisi olursa, çıkmak istiyorsa, hiç problem değil, ben hazırım, haftaya burada yarışı yapabilirim, Türkiye’yi direk 2018’e yaz diye ilk günden beri söylüyorum ona.

2018 olmazsa da 2019’daki takvime girmek için Eylül ayında bir toplantımız olacak

O diğerleriyle pazarlığını yaparken, 20 ülke ile kontratını bağlamaya çalışırken, bir çıkmaza girerse, bizim ilk yedek olarak durduğumuz bir durumumuz söz konusu. Ama 2018 olmazsa da 2019’daki takvime girmek için Eylül ayında bir toplantımız olacak İngiltere’de. Orada da netleşecek takvim diye düşünüyorum.

Cihangir Perperik: Eğer siz bu ihaleye girmemiş olsaydınız şu an burada ne olacaktı?

Vural Ak: Don, gömlek, çorap satılırdı… Çin malı ucuz taklit çantalar satılırdı başka hiç bir şey olmazdı. Eğer ben de bu bakış açısıyla yaklaşsaydım inan çok daha fazla para kazanırım. İkinci olarak eğer biz almamış olsaydık bugün burada sizinle bırakın F1’I herhangi bir otomobilin içinde olduğu bir spor aktivitesini konuşacak halimiz olmazdı çünkü o zaman burada böyle bir pist kalmazdı. Diğer firmalar buraya boş toprak, boş arazi olarak bakıyorlardı. Ya fuar alanı ya da inşaat yapılacak bir alan olarak görüyorlardı, bunu kendileri de söylüyor zaten. Biz bu işe gönül verdiğimiz için girdik ve aldık. Aldığımız günden bugüne de burayı yarın F1 veya başka yarışlar yapılabilecek şekilde hazır tutuyoruz. Bunun çok yüksek bir maddi bedeli var.

Burada don, gömlek, çorap satılırdı…

Çok yüksek kira ödüyor ve bahsettiğimiz organizasyonlar için hazır tutabilmek adına da çok ciddi operasyonel giderleri karşılıyoruz. Baktığınızda 365 günün en az 270 günü İstanbulPark’ta bir aktivite mevcut. Sosyal sorumluluk projelerinden tutun otomobil kültürüne katkıda bulunacak bir çok olay yaşanıyor. Bu aktivitelerle birlikte burada bir ekonomi oluşturup aynı zamanda ülkemizin en büyük sorunlarından biri olan trafik kültürüne de katkı sağlayarak sorunlara çareler üretmeye çalışıyoruz. Belki de burada Avrupa’nın en büyük güvenli sürüş akademisini kurduk. Milli Eğitim Bakanlığından onaylı resmi okul sınıfındayız. Yılda 40.000 kişiye eğitim veriyoruz. Para kazanmasak ta çok dua aldığımızı söyleyebilirim.

Cihangir Perperik: Siyaset Türkiye’de çok değişken. Siz Vural Ak olarak Cumhurbaşkanlığının bu projeye desteğinin süreceğine inanıyor musunuz?

Vural Ak: Şu an bu proje Cumhurbaşlanlığı himayesindedir, bu resmi olarak açıklanmış ve bu görevin yürütülmesi için bana da resmi olarak bilgi verilmiştir. Şu andan itibaren Türkiye’de yapılacak Formula 1 yarışları Cumhurbaşkanlığı himayesinde gerçekleşecektir.

Cihangir Perperik: Yarışın hangi tarihlerde yapılabileceği ile ilgili bir konuşma geçti mi?

Vural Ak: Evet onu bana sordular. Ben Ağustos sonu Eylül başı gibi en iyi tarih olacağını düşünüyorum. İstanbul’un her anlamda o tarihlerde en iyi yer olacağını düşünüyorum, takvim olarak da Avrupa yarışlarına yakın olacağız, bu lojistik anlamda önemli bir konu olacak. Tatillerin yavaş yavaş sona ermesi, iklim durumu gibi konular üst üste konduğunda 15 Ağustos ile 15 Eylül arasındaki bir zaman en iyi seçenek gibi duruyor.

Sebastian Vettel, Red Bull Racing, RB7
Sebastian Vettel, Red Bull Racing, RB7

Fotoğraf: XPB Images

Cihangir Perperik: Genele bakıldığında Türkiye GP'ye herkes sıcak bakıyor ancak siyasi konuların öne çıkarılması nedeniyle bu görüşün olumsuza döndüğünü görüyoruz. F1 yönetimi ve ülke olarak biz anlaşma sağlasak dahi önümüzde aşmamız gereken bir lobi mevcut. Bu düşünceleri değiştirmek ve gerçekleri anlatmak adına bir planınız var mı?

Vural Ak: Önümüzdeki tek engel bu. Sadece bu konuyu konuşuyoruz desem yeridir. Spor ve siyaset son derece birbirne girmiş ve karışmış durumda. Türkiye’de neden yarış yapılmasın, yapmamalıyız diye önüme konan tek şey bu. Türkiye ile alakalı aslı astarı olmayan iftiraya kadar varan suçlamalar. Şu kadar gazeteci hapiste, şu kadar insan hakları, ihlali söz konusu, bu kadar kötü bir yönetiminiz var, biz böyle bir ülkede yarış yapmayalım, bizim malımız çok kıymetli bizim organizasyonumuz çok namuslu, bizim sizin ülkenizde ne işimiz var şeklinde son derece saçma sapan nedenlerle önüme geliyorlar. Ben de onlara dört tane ülkenin adını veriyorum.

Türkiye ile alakalı aslı astarı olmayan iftiraya kadar varan suçlamalar

Bu ülkelerin adlarını şu an size veremeyeceğim. Bu ülkelerde de yarışlar var, her türlü insan hakları, demokratik olmayan davranışlar, son derece baskıcı rejimler Türkiye ile mukayese olmayacak şekilde kötü durumda. Bu ülkelerle şampiyonadaki 20 yarıştan 4’ünü yapabiliyorsanız, Türkiye ile bu konuyu konuşmaya hakkınız da yok, haddiniz de yok, yüzünüz de yok, saçmalamayın şeklinde cevap veriyorum. O zaman haklısına geliyorlar. Yani siz ne kadar sesinizi aşağı indirirseniz o kadar tepenize çıkıyorlar. Uluslararası camiada sportif, pistin teknik ve maddi özelliklerden çok ötede tamamen siyasi konuları konuşuyoruz malesef. Formula 1 ile ilgili yurt dışına gittiğimde, aldığım en büyük suçlamalar, ülkenin genel siyasi durumu ile alakalı. Bunlar tabi doğru şeyler değil, yanlış şeyler. Türkiye’nin demin bahsettiğimiz gibi uluslararası rekabette geri düşmesini isteyen mihrakların düşünceleri. Her safhada bunlarla mücadele etmemiz lazım ve hiçbir şekilde de geri vites yapmamamız lazım. Böyle deyince de haklısın diyorlar. Yani bunlar geçersiz suçlamalar, bunların doğru olmadığını her ortamda ben söylüyorum. 

Bernie Ecclestone ve Turkish flag
Bernie Ecclestone ve Türk Bayrağı

Fotoğraf: XPB Images

Üstüme düşenden fazlasını yaptığıma inanıyorum. Ama yarış için de bir tarih aldığımızda, yarışı yapmak için buraya geldiğimizde vatandaşlarımıza da çok şey düşüyor. Nihayetinde yarışan çocuklar, pilotlar, sporcu çocuklar ve bu iş çok tehlikeli bir iş. Motorsporları tehlikeli bir iş, Formula 1 en tehlikelisi. Kendi canlarını bu kadar tehlikeye atıp, bu kadar hızlı, bu kadar süratli bu arabaları kullanırken, nihayetinde bir de şov yapıyorlar ve tribünlerde insan olmasını istiyorlar. Ama bunlar etli kanlı insanlar ve tribünlerdeki canlı insanlara araba kullanmak istiyorlar. Yani tribünde insan görmek istiyorlar.

Cihangir Perperik: Eğer Türkiye Formula 1 takvimine dahil edilirse İntercity İstanbulpark bir Formula 1 yarışına ne kadar sürede hazırlanabilir? Pist yüzeyinde ya da tesislerde ne gibi hazırlıklar yapılacak? Mesela yeni asfalt atılacak mı?

Vural Ak: Bazı yenilikler yapmamız gerekiyor. 2005 yılında pist yapıldığında olan her şey aynen duruyor. Her şey çalışır, güncel durumda. Ama 2005-2018 yani 13 senelik bir yıpranma söz konusu. Teknolojinin biraz yenilenmesi lazım yani “Race Control” dediğimiz yarışı kontrol eden kameraların, ekranların, elektronik yapının biraz güncellenmesi lazım. Asfaltımızın büyük bir kısmını yenilemek iyi olabilir diye düşünüyorum. Asfalt çünkü güneşten, soğuktan, sıcaktan yıpranıyor. Ve 14 yıllık bir asfalt nihayetinde. Özel aletler aldık temizlemek ve canlı tutmak için. Peyzajı güzelleştirmek için dünya masraf ediyoruz ama nihayetinde yıpranan bir şey. Evet bir miktar yenileme yapmamız gerekiyor ama bunların tamamı 2 ay içinde yapılacak işler. Bütün pist tertemiz, tribünler boyalı ve güvenli, tuvalet kağıdına kadar herşey hazır şu an. 150bin kişiyi misafir et desen, 1 hafta sonra edebiliriz. Ama tabi Türkiye’ye övünçle yaptık bu işi diyebileceğimiz bir yarış yapabilmemiz için 2 ay süreyle pistle alakalı bir teknik çalışma yapmamız lazım.

Vural Ak model araç koleksiyonu
Vural Ak model araç koleksiyonu

Fotoğraf: Motorsport Türkiye

Cihangir Perperik: Formula 1 yarışlarının yapılabilmesi için gerekli lisansımız hâlâ geçerli mi?

Vural Ak: Biz pistimizi aldığımızdan beri, yıllık çok büyük bir para vererek FIA’dan Grade A sınıfı lisansı hep canlı tutuyoruz, hep yeniliyoruz. Yani 4 yıldır yarış olmamasına ragmen FIA’ya her yıl dünya para ödüyoruz ve o lisansı canlı tutuyoruz. Yarın yapabiliriz yarışı, lisansımız mevcut.

Cihangir Perperik: Intercity olarak burada IPOP bulunuyor. Otoparklar binlerce otomobille dolu. Eğer yarış gelirse otoparkları nasıl boşaltacaksınız?

Vural Ak: Buranın otopark kapasitesi 60.000 araba. Şu anda sadece 10.000 araba var. Yani 50.000 arabalık otopark kapasitemiz var, kullanılmayan yerleri kullanıyoruz. Yani, tarla, yeşil çimenlik olan yerlere araba koymuş durumdayız. Otoparkların yer değişmesi yaklaşık bir haftalık bir şey. Şu anda bu kadar büyük bir organizasyon olmadığı için boş yerlere araba parketmiş durumdayız. Hiçbir şekilde otopark sıkıntımız yok, otopark ihtiyacımızın 4 katı otopark kapasitemiz var. Kullanılmayan boş alanları düzleyerek otopark haline dönüştürdük.

Cihangir Perperik: Geçen yarışlarda tribünlerin boş kalması ve bilet fiyatları en çok eleştirilen noktalardandı. Bunun tekrarlanmaması için nasıl bir önlem düşünülüyor?

Her şeyi bedava istiyoruz

Vural Ak: Bizim memleketimiz güzel memleket. Ben milletimizi de çok seviyorum tabi bir Türk olarak. Her şeyi bedava istiyoruz, her şey önümüze hazır gelsin istiyoruz. En güzel yemeği yemek istiyoruz, en güzel elbiseyi istiyoruz ama hiçbir şeyin bedelini vermek istemiyoruz. Yahu bedava birşey yok dünyada kardeşim, bunu öğrenin. Ne bedava? Mercedes’i, Ferrari’yi, benzini, elektriği bedava mı alıyorsun? Dünyanın en büyük organizasyonunu buraya kadar getiriyorsun, dünya kadar para vermezsen gelmiyor. Bu tüm dünyada böyle. Bu dünya parayla yürüyen bir dünyaya dönüşmüş durumda. Bunu da biz böyle yapmadık, Türkler yapmadı, bu dünyanın realitesi. Yüzlerce yıldır böyle.

Türkiye’nin son 7 yıllık yarış takvimi, ilk 2 yıl hariç son derece başarısız. Az sayıda insan geldi seyretmeye. Bizim bu yarışları tekrar buraya getirdiğimizde tribünleri boş tutma hakkımız da yok şansımız da yok. Bunlarla alakalı çok farklı planlarım var. Bildiğim kadarıyla şu an, Pazar günü sayısına bakarsan, en çok seyirci Şangay’daki yarışa gelmiş. Yüz binden fazla sadece Pazar günü için. Verilen rakamlar Cuma, Ctesi, Pazar toplamı olduğu için yanıltıcı olabiliyor. Benim hedefim sadece Pazar günkü yarışa Türkiye’de 150bin seyirci getirmek. Bununla da alakalı çok farklı projelerim var.

Hedefim sadece Pazar günkü yarışa Türkiye’de 150bin seyirci getirmek

Gelelim bizim bilet fiyatlarına. Bizim bilet fiyatları 7 yıl boyunca bütün şampiyonanın en ucuz bilet fiyatları oldu. Bu satın alma gücüne göre hala Türkiye’de büyük paradır, değildir bunu tartışabiliriz. Ama bedava birşey yok. Bedava birşey olursa, herkes geliyor.

Rögar kapağı
Rögar kapağı

Fotoğraf: XPB Images

Al mesela motosiklet yarışında yaptık. Bizim yarışçımız Kenan kardeşimiz orada yarışıyordu. Kendisi de geldi bana söyledi; Vural abi, ömrübillah hep yurt dışında yarıştım, yakında emekli olacağım, gözünü seveyim bana en azından bir kere Türkiye’de kendi toprağımda yarışma fırsatı sağla. Kendi federasyonu da dahil herkesin engel olmasına rağmen, biz bu Superbike ve Supersport’u burada yaptık. 53.000 kişi geldi. Sadece 3.000’i biletli. 50.000’ini biz bedava misafir ettik.

1 tane bile bedava bilet vermeyeceğim

Otobüs koyduk, minibüs koyduk, taşımayı bile biz yaptık. Ve hala da şikayet ediyorlar bu arada. Yaranamıyorsun bizim millete, bu da başka bir realite. Bütün bu bilgiler çerçevesinde, biz yeniden bu yarışı burada yaparken, onu da taahhüt ediyorum, 150.000 misafir bekliyoruz, 1 tane bile bedava bilet vermeyeceğim. Ama bilet fiyatlarımız da tüm şampiyonadaki en ucuz bilet fiyatları olacak. Onu da taahhüt ediyorum. Ama bedava olmayacak. Bedavaya yarış yok kardeşim. Ama şunu da söyleyeyim, sadece C.tesi ve Pazar günü yapılan kuru bir yarış organizasyonuna gelmeyecek gelenler. Çok büyük sürprizlerim var, çok büyük değişiklikler yapıyoruz. Dünyada da belki de ilk olacak. Formula 1’e geldiklerinde bir sürü ekstra başka sürprizler de görecekler. Çocuğun, evin hanımının, evin erkeğinin apayrı şeylerle ilgileneceği bambaşka bir İstanbul Park, bambaşka bir haftasonu görecekler. Bunu daha sonra açıklayacağız, önce Formula 1’in tarihini koyalım ondan sonra arkasından gelecek şeyleri görecekler. Tüm motorsporlarına çok büyük bir hediye olacak.

Bilet fiyatlarımız da tüm şampiyonadaki en ucuz bilet fiyatları olacak

Cihangir Perperik: Formula 1 dışında başka serilerin de tekrar İntercity İstanbulpark'a gelme olasılığı nedir? Bu konuda çalışmalarınız var mı? En azından 2018 sezonunda uluslararası bir seriyi İstanbulPark’ta görme şansımız olacak mı?

Vural Ak: Var, var, iki tane çok büyük uluslararası şampiyona ile ilgili epey bir mesafe katettik. Ama daha önceki tecrübelerimden ve demin de senin sorduğun gibi olmamış bir şeyi önceden anons edip içi boş reklam yapıyor havasına girilmesin diye kontratı imzalamadan anons etmiyoruz bunu. Görüşmelerimiz devam ediyor ama nihayetinde işin özü bütün bu organizasyonlar, tüm dünyadaki büyük organizasyonlar belli bir ücret karşılığında geliyorlar. Bu ücretin de karşılığı burada yok. Yani biz onu burada sponsorluk yaparak, bilet satarak, ticaret olarak para kazanarak geri döndürme şansımız yok. Onun için kendi imkanımızla, kendi desteğimizle, ama yine de çok büyük organizasyonları getirmek için çalışıyoruz.

Cihangir Perperik: Bir motorsporları tutkunu olarak sizin Türk bir sporcuyu Formula 1’e hazırlama gibi bir hedefiniz var mı? Mesela yaş ve kondisyon olarak en uygun adaylardan birisi olan Ayhancan’I veya başka bir ismi Formula 1 olmasa bile eğer yarış Türkiye’ye gelirse F2’ye hazlırlamayı ve destek olmayı düşünüyor musunuz?

Vural Ak: Bizim Ayhancan’ın babası Hakan Güven benim çok sevdiğim bir arkadaşımdır ve 3 sene 99-2001 Palio Cup’ta beraber yarıştık. Ailece çok güzel, ahlaklı, sporcu bir ailedir. Ayhancan’ın başarılarını da gururla takip ediyorum. Bizim pist yönetimi olarak herhangi bir sporcuyu ayrıca destekleme planımız yok. Çünkü böyle birşey yaparsak bu başka taraflardan yanlış yollara gidecek. Bunu Türkiye’deki bir sürü sporla alakalı veya endüstri ile alakalı diğer şirketlerin yapması lazım.

Bizim sorumluluğumuz motosporlarının merkezi olarak Istanbulpark pistini en iyi şekilde işletmek, yarışa hazır halde tutmak, uluslararası yarış serilerini getirmek, genç arkadaşları aşağıdan motorsporlarına ısındırmaya çalışmaktır.

Çok ucuz bedellerle Renault Clio Cup ve Megane Cup yarışlarını düzenliyoruz

2 senedir Türkiye’de en amatör seviyede, çok ucuz bedellerle Renault Clio Cup ve Megane Cup yarışlarını düzenliyoruz. Yaklaşık 100’er tane yeni pilotu her sene sektöre kazandırıyoruz. Formula 1 pistinde çok ucuz bedellerle, uluslararası standartlarda bu iki kupayı iki yıldır devam ettiriyoruz. Çok yeni yetenekler buradan çıkıyor. Ama sonuçta bu uzun vadeli bir yoldur. Burada yarışacak kişilerin kendini bu işe adaması lazım. Her işi birisinin yapmasını beklememek lazım.

Cihangir Perperik: Yıllardır Formula 1 ve motorsporları tutkunlarından belkide bu konuda onbinlerce mesaj almışımdır. Formula 1 yarışlarının yapılacağı tesisin mekan olarak yanlış yere inşaa edildiği ve tesisin Antalya İzmir gibi yabancı tursitleri çeken bir yere yapılması gerektiğini savunan çok fazla insan var. Eğer 2003 yılına dönsek ve bu tesisin yapılacağı yerin kararını verecek kişi siz olsanız tercihiniz hangi yönde olurdu?

Vural Ak: İstanbul’dan başka hiçbir yerde olmaz bu iş. Birincisi, bu turistik tabirle “destinasyon şehri” olmak zorunda. Yani kültürü, tarihi, yıllara geriye doğru gittiğinizde size sunacağı bir sürü şey ve şehrin adının bir marka olması lazım. İstanbul Türkiye’nin tek markasıdır. 8000 yıllık bir yaşam merkezidir. Her türlü medeniyet buradan gelip geçmiştir. İkincisi; pist yapmak, nihayetinde bir inşaat işidir. Türkiye’nin arazileri geniştir, her yerde arazi vardır.

İstanbul’dan başka hiçbir yerde olmaz bu iş

İnşaat 300-500 milyon dolara yapılabilir. Buyursunlar yapsınlar. Şu anda Türkiye’nin sahilleri dünyanın en güzel otellerine sahip ama hepsi boş. Hiçbir otel para kazanmıyor. Üç otelden bir tanesi kapalı durumda. Otel dışı işletmeler hiç kazanmıyor kendi işlerini yönetemiyorlar, oturup ordan bir başkasına iş öğretmesinler. Kendi işlerini önce doğru yapsınlar bir, iki; bina yapması en kolayı, o binayı doldurması en zoru. Dünyanın en güzel otelleri onlarda. Değişik teşviklerle, değişik bedava yardımlarla yaptılar. Dünyanın en güzel sahili de onlarda. Niye boşlar? Niye turist yok?

Cihangir Perperik: Motorsporları camiası ve sporu takip edenler arasında Intercity’nin spora bir katkısı olmadığı ve tamamen ticari bir düşünceyle yönetildiği düşünülüyor. Hatta bu nedenle bazı uluslararası başarılara sahip sporcularımız İstanbulPark’a gelmiyorlar. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Motorsporları Allah rızası için yapılan bir şey değildir

Vural Ak: Biz bu pisti almasaydık bu pist kapanmıştı. Bugün bir pist yoktu ve biz bu konuşmayı yapmıyor olacaktık. Olmayan pisti konuşuyor olacaktık. Biz bugün cebimizden milyonlarca dolar harcayarak dört senedir bu pisti ayakta tutuyoruz. Güncellemiş durumdayız ve bir sürü uluslararası aktiviteyi de buraya getirmeye devam ediyoruz. Şu anda Türkiye’nin tek otomotiv merkezi burasıdır. Yılda 45bin kişi burada eğitim alıyor. Trafik eğitimi alıyor, kazadan kaçınma eğitimi alıyor. Yüzlerce insan buraya gelip araba kullanıyor. Yarışlarda, kupalarda yarışıyor. Pistin her metrekaresinden bir değer oluşturmaya çalışıyoruz. Bu değerden de bir vergi oluşturmaya çalışıyoruz ve devletimize vergi ödüyoruz. 10 yılda ödeyeceğimiz kira bedeli neredeyse pisttin inşaat maliyetine denk geliyor.

Michael Schumacher
Michael Schumacher

Fotoğraf: Ferrari Media Center

Herkesin teşekkür etmesi gereken bir işi yerine getirirken de haksız ve anlamsız eleştirilerle de suçlanıyoruz. Cevap vermeye gerek yok bunlara, çünkü cevabı içinde zaten. O gördüğünden anlamayıp da suçlayanlara söyleyecek laf yok. Ama hala herkes şunu bekliyor; bedava bana bir pist yapılsın, o pisti ben bedava kullanayım. Hatta ben o kadar iyi pilotum ki, bana bedava araba versin, bedava benzin versin, bedava da lastik versin. Ya böyle bir hayat yok. Dünyada bedava birşey yok. Bedava futbolcu gelip oynuyor mu Türkiye’de? En güzel stadlarımız var, yüz yıllık takımlarımız var milyonlarca taraftarımız var, hangi yabancı futbolcu gelip ben Fenerbahçe’de, Beşiktaş’ta, Trabzonspor’da veya diğer takımlarda bedava oynarım, çünkü size çok sevdim, acayip güzelsiniz diyor? Milyon dolarları veriyorsunuz futbolculara. Sonra gidip bir haftasonu futbol maçı seyretmek için ödediğiniz parayla, yılda bir kere olan Formula 1 yarışı için aynı parayı veriyor musunuz? Vermiyorsunuz, vermek istemiyorsunuz. Kafaya şunu yazmak lazım; Bu pisti binlerce insan kullanıyor. Ama doğru düşünmeye davet ediyorum herkesi, yanlış düşüncelerle bir yere gidemezsiniz. Her işin makul bir bedeli vardır. O bedeli herkesin ödemesi lazım. Bedava hiçbir şey olmaz, bedava sadece Allahü Tealanın yarattığı hava var, su var. Bugün içme suyunu bile parayla alıyorsun, otobandan parayla geçiyorsun, köprüden parayla geçiyorsun, devletin yaptığı… Motorsporları Allah rızası için yapılan birşey değildir yahu. Niye bedava olsun. Bu hayatın bir ekstrasıdır, bedelini ödeyeceksin. Bedava birşey yok. Bedava birşey varsa o sistem yürümez, çöker. Bugün, Arap ülkeleri parayı nereye harcayacağını şaşırmış. Gidin onların yarış pistlerine parasız içeri adımınızı atamazsınız. Bizim burada içeriye giriş bedava. Cahilce konuşmalar boş konuşmalar ama gene de cevap vermiş oldum. Devletin cebinden bir kuruş çıkmadan bu pisti en güzel şekilde işletiyoruz. Vatandaşın ödediği vergiler vatandaşa hizmet olarak döneceği çok daha önemli işler – yerler var. Devlet pist inşaa edip vatandaşa bedava kullandırmamalı. Kamu kaynakları peşkeş çekilmememli

Cihangir Perperik: Vural Ak’ın Formula 1’de tuttuğu takım ve pilot hangisi?

Vural Ak: Schumacher’i çok severdim. İsmini de bu vesileyle anmış olalım inşallah sağlığına kavuşur. Formula 1 yarışlarının çok fazla bilgisayar oyunlarına dönüştüğünü düşünüyorum artık. Biraz daha Indycar biraz daha Nascar tarzı bir hale dönüşmesi gerekiyor. Araçları daha hızlı daha gürültülü yapıp pilota da daha fazla işin düşmesi gerekiyor. Çok fazla elektronik destekli olmasın. Şu an pilotların hepsi birer mühendis gibiler. Bu çerçeveden baktığımda şu pilot benim için kahraman bir pilottur diyebileceğim kimse yok malesef. Formula 1’de en iyi takımın Ferrari olduğunu düşünüyorum ama Schumacher zamanındaki.

Schumacher’i çok severdim

O zamanlar bizim bir televizyon programımız vardı onunla alakalı röportaj yapmak için Schumacher’e gitmiştik. İtalya’da bir gün geçirdik. Size Schumacher’in bir gününü anlatayım. Bu adam en yetenekli ve en hızlı adamdı ve en fazla parayı da o kazanıyordu. Buna rağmen sabah en geç 7’de piste gelip aracına biniyor. Dolayısıyla aracı hazır çalışmış ısınmış durumda. Yarım saat antrenman yapıyor. Bu sürede tüm takım hazır ve Schumacher’in geri bildirimlerini bekliyorlar. Ardından saat 11’e kadar bir şeyler yedikten sonra sporunu yapıyor. 11’de gelip bir yarım saat daha antrenman yapıyor. Gördüğü aksaklıkları tekrar takımla paylaşıyor. Öğlen toplantıları var onları hallediyor ve öğle yemeğine gidiyor. Öğleden sonra akşam 5’e kadar sabah uyguladığı programı iki kez daha tekrarlıyor. Sonra gidiyor evine dinleniyor. Tabi onun sabah 7’de marşa basabilmesi için ekip saat 5 de hazırlıklara başlıyor. 5’de hazırlıklara başlayabilmesi için 4te uyanmaları lazım. Schumacher’in pistte geçireceği 1-1,5 saat için ekip dantel dantel organize olup çalışmak zorunda. 

Vural Ak ve Lewis Hamilton'ın model aracı
Vural Ak ve Lewis Hamilton'ın model aracı

Fotoğraf: Motorsport Türkiye

Bu denli bir ekip ruhu ile çalıştıklarını bildiğim için o zamanlar Ferrari’ye büyük sempatim vardı ve severdim. Schumacher’e de işine bu kadar ciddi yaklaştığı için çok saygı duyardım. Şu an hiç bir pilotta bunu görmüyorum. Şimdikiler kazandıklara paraya bakıyorlar aracın mühendisler tarafından hazırlanmasını bekliyorlar. Oysa hiç bir mühendis hazırladığı aracı kullanma imkanına sahip değil. İnsan faktörünü devreye sokana kadar benim favori bir pilotum veya takımım olmayacak gibi gözüküyor.

***

Evet eğer bu cümleleri de okuyorsanız röportajı tamamladınız demektir. Özet; F1'in tekrar Türkiye'ye gelmesi için birileri canla başla çalışıyor. Sizce bu durumda bize ne düşüyor?

Yorum yaz
Yorumları göster
Haber hakkında
Seriler Formula 1
Haber tipi Özel Haber
Topic Cihangir Perperik'in Köşesi