Sprint yarışının formatı nasıl olacak?

Formula 1, büyük bir sürpriz yaşanmadığı takdirde bu yıl üç yarışta sprint yarışı formatını kullanacak. Peki bu format nasıl işleyecek? Sizin için değerlendirdik.

Sprint yarışının formatı nasıl olacak?

2019’dan bu yana konuşulan ‘Sprint yarışı’ konusu bu sene FIA Dünya Konseyi’ne de taşınmıştı.

Gelen son haberler, finansal alandaki pürüzlerin de giderildiği ve bu formatın deneme amaçlı bu sene Silverstone, Interlagos ve Monza pistlerinde deneneceği yönünde.

Peki, bu formatın içeriği ne ve bize güzel yarışlar izletebilir mi? Gelin birlikte inceleyelim.

Cuma günü

Hafta sonu 60 dakikalık bir antrenman seansı ile başlayacak ki Cumartesi sabahına bir antrenman seansı koymayacaklarını varsayarsak, hafta sonunun tek antrenman seansı bu olacak. Böylelikle bu 60 dakika oldukça yoğun geçecek, sürücüler hem pistin limitlerini tekrar hatırlayıp hem en iyi araç ayarını bulmak zorunda olacak. 

‘Parc Ferme’ kurallarından dolayı sıralama turlarına çıktıkları araç ayarlarını bütün hafta sonu kullanmak zorundalar. Bu yüzden bu kısa sürede doğru araç ayarlarını bulmak önemli bir rol oynayacak ki bu tecrübeli sürücülere bir avantaj sağlayacak diyebiliriz.

Bunların yanında sürücüler sıralama turu simülasyonlarını da yürütmek zorunda. Çünkü yaklaşık 3 saat sonra Cumartesi günkü yarışın gridini belirleyen sıralama turları olacak. Yarış simülasyonlarını ise vakit darlığından ötürü bu 3 hafta sonunda yapmak muhtemelen mümkün olmayacak, yapılsa bile gerçeğe yakınlık oranları azalacak. Ancak antrenman turlarındaki stratejilerin değişeceği kesin.

Bazı takımlar sıralama turlarına odaklanmayı daha mantıklı bulurken bazıları Pazar günü için yarış simülasyonları yapıp sıralama turlarını feda edebilir. Takımların uygulayacağı farklı stratejileri görmek ilginç olacak.

İlk ve tek antrenman seansının ardından sıralama turları yer alacak ve yaklaşık 60 dakika sürecek, Q1,Q2 ve Q3 bölümlerinden oluşacak. Sıralama turlarındaki sıralar Cumartesi sabahki yarışın gridini belirleyecek.

Sebastian Vettel, Aston Martin AMR21, Fernando Alonso, Alpine A521, and Carlos Sainz Jr., Ferrari SF21

Sebastian Vettel, Aston Martin AMR21, Fernando Alonso, Alpine A521, and Carlos Sainz Jr., Ferrari SF21

Fotoğraf: Zak Mauger / Motorsport Images

Cumartesi

Sprint yarışı günü, bir önceki gün yapılan sıralama turlarının sonuçları gridi belirlerken, yarış 100 km sürecek, her takım istediği lastiği kullanabilecek yani sıralama turlarında en iyi turunu yumuşak lastikle atan bir pilot yumuşak lastikle başlamak zorunda olmayacak. Ayrıca pit stop zorunluluğu da yok dolayısıyla stratejiler farklılık gösterebilir.

Sprint yarışı yapılacak pistlerin uzunluklarını düşündüğümüzde yarışlar ortalama olarak 20 tur sürecek. İlk üçe sırasıyla 3, 2, ve 1 puan dağıtılacak. Bu yarışın sonuçları ise Pazar günü yapılacak ana yarışın grid sırasını belirleyecek.

Pazar

Geleneksel Grand Prix, lastik seçimi yine serbest bırakılacak ve grid cumartesi günkü yarışın sonuçlarına göre dizilecek. Puan sistemi ise aynı kalacak.

Pozitif ve negatif yönleri

Pozitifler

Son zamanlarda gördüğümüz en yakın gridlerden biri bu sezonki. Her ne kadar Red Bull ve Mercedes’in geçilmesi zor gözükse de bir hata yaptıklarında McLaren, Ferrari veya AlphaTauri onları en azından sprint yarışlarında cezalandırabilir. Ayrıca orta sıralar ve ön sıra fazlasıyla çekişmeli. Günümüzdeki lastik korumaya, her şeyi yönetmeye dayalı ‘maraton’ yarışlardan çok herkesin her şeyini 20 tur boyunca maksimum şekilde ortaya koyduğu ‘sprint’ tarzı yarışlar güzel bir farklılık yaratıp bize güzel yarışlar, lastik lastiğe mücadeleler izletebilir ki sezonun ilk yarışında da gridin yakınlığından ötürü ne kadar çok lastik lastiğe mücadele gördük.

Beklenildiği gibi sıralamalar da bir değişme olmayacaktır ancak güzel yarışlar kesinlikle izleyebiliriz.

Negatifler;

Öncelikle, çoğu takipçinin de belirttiği gibi Cuma ve Cumartesi günleri çalışan birçok F1 takipçisi var ve sıralama turları ile Sprint yarışlarını kaçırma ihtimalleri var. Bunun yanı sıra temelde değişen pek de bir şey yok aslında bu yüzden hedeflendiği gibi sürpriz galiplere oldukça nadir rastlayacağız bence. Cuma günü pole pozisyonunun her ne kadar data eksikliği ve azaltılmış hazırlık süresi olsa da Red Bull ve Mercedes’ten başkasına gideceğini düşünmek fazla iyimser olur. Bu iki takım, muhtemelen yarışı da domine edeceklerdir. Burada asıl soru bu yarışı ne kadar ciddiye alacakları.

Pazar günkü yarışın gridini belirlediğinden fazla risk alıp bocalamak pahalıya patlayabilir, dağıtılan puanlar da oldukça az zaten. Pite girmek zorunlu olmadığından lastik lastiğe mücadelelerde alınacak bir hasar yüzünden yapılacak ekstra bir pit-stop ile açılan farkı en hızlı araçlar bile 20 turda ne kadar kapatabilir, bu da bir soru işareti. Böyle bir ortamda kimse sadece 3 puan için alınan bir risk yüzünden Pazar günü geriden başlamak istemez. Belki Williams, Haas gibi kaybedecek bir şeyi olmayanlar büyük riskler alabilir. Buna ek olarak, diyelim ki Red Bull veya Mercedes bir şekilde bu yarışı kaybetti. 2020 Portekiz Grand Prix’sini hatırlayın, Sainz ilk turda liderliği almıştı ancak yarışı Hamilton’ın neredeyse 1.5 tur arkasında bitirmişti.

Pazar günü hâlâ herhangi bir takımın bu iki devi yenme olasılığı oldukça düşük. Kısacası beklendiği gibi sürprizlerin veya farklı kazanların olacağını pek düşünmüyorum çünkü Mercedes ve Red Bull hata yapacak kadar risk almayacaktır fakat birbirine yakın bu grid ile çok heyecanlı yarışlar izleyebiliriz. Günün sonunda, bu bir deney ve çalışıp çalışmadığını herkes birlikte görecek.

Lance Stroll, Aston Martin AMR21, Fernando Alonso, Alpine A521

Lance Stroll, Aston Martin AMR21, Fernando Alonso, Alpine A521

Fotoğraf: Charles Coates / Motorsport Images

paylaşım
yorumlar
Abiteboul, Peugeot'ya mı geçiyor?
Önceki haber

Abiteboul, Peugeot'ya mı geçiyor?

Sonraki haber

Brundle: ‘’Sağduyu, Formula 1’in geleceğini güvenilir hale getirdi’’

Brundle: ‘’Sağduyu, Formula 1’in geleceğini güvenilir hale getirdi’’
Yorumları görüntüle