Formula 1
R
Emilia Romagna GP
18 Nis
Yarış:
41 gün
23 May
Yarış:
76 gün
R
Azerbaycan GP
06 Haz
Yarış:
90 gün
13 Haz
Yarış:
98 gün
27 Haz
Yarış:
111 gün
R
Avusturya GP
04 Tem
Sıradaki Etkinlik
115 gün
18 Tem
Yarış:
133 gün
R
Macaristan GP
01 Ağu
Yarış:
146 gün
29 Ağu
Yarış:
174 gün
05 Eyl
Yarış:
181 gün
12 Eyl
Yarış:
188 gün
26 Eyl
Yarış:
202 gün
03 Eki
Sıradaki Etkinlik
206 gün
10 Eki
Yarış:
216 gün
R
Birleşik Devletler GP
24 Eki
Yarış:
231 gün
R
Suudi Arabistan GP
05 Ara
Yarış:
273 gün
12 Ara
Yarış:
279 gün
Sizin Köşeniz
Konu

Sizin Köşeniz

Sizin Köşeniz: Rosberg Sendromu ve Perez

Son yarışlarda Sergio Perez ekrana her geldiğinde hepimizin aklından; “Nasıl olur da bu adamın gelecek sene için bir koltuğu olmaz?” sorusu geçti. Bu kadar istikrarlı, işini gayet iyi yapan, podyumlar yakalayan, artık yarış galibiyeti de olan ve iyi de bir sponsor gelirine sahip olan bir pilotun koltuksuz kalması tuhaf bir durum olduğu kadar düşündürücü de.

Sizin Köşeniz: Rosberg Sendromu ve Perez

Formula 1’i yeni takip etmeye başlayanlar da eminim bu durumu şaşkınlıkla izliyordur. Ve hâlâ Marko çıkıp, “Yarışı kazanması pilot tercihimizi değiştirmeyecek.”, diyorsa bir pilotun F1’de kalması için ne yapması gerekiyor, sorusunu cevaplamamız lazım.

Özellikle Red Bull’un Perez’i tercih etmekte neden bu kadar zorlandığını anlayabilmek için Mercedes-Rosberg ilişkisini iyi analiz etmek gerektiği düşüncesindeyim. Şöyle 2010 yılını gözümüzün önüne getirirsek büyük bir proje olarak ortaya çıkan Mercedes GP, Schumacher ve Rosberg gibi iki Alman pilotu takıma getirerek sükse yapmış ve büyük beklentiler oluşmuştu. Takım 2010-2012 arasında yer yer güçlü performanslar ortaya koysa da beklentiler karşılanamamış ve üç sezonda da takım arkadaşına yenilen Schumacher takımdan ayrılarak ikinci ve son kez F1’den emekli olmuştu.

2013 yılında Hamilton takıma dahil olmuş, o sezon özellikle tek turda önemli bir hıza ulaşan Mercedes 2014’te turbo-hibrit çağına geçilmesiyle birlikte yenilmez bir armadaya dönüşmüştü. Bu başarı hikayesinde Schumacher ve Rosberg ikilisinin payı ve emeği kesinlikle tartışılmazdı. 2014 ve 2015 sezonlarında Hamilton’ın şampiyon olmasının ardından 2016 sezonunda Rosberg uzun yıllar verdiği emeğin karşılığını alarak şampiyonluğa ulaşmış ve şampiyon olduktan birkaç gün sonra da sürpriz bir şekilde emekliliğini açıklamıştı. Herkes bunun Hamilton korkusundan kaynaklanan bir kaçış olduğunu düşünüyordu ancak bence bu gidişin altında çok daha makul sebepler yatıyordu.

Nico Rosberg, Mercedes AMG F1, 2016 Dünya Şampiyonluğu, sahne arkası

Nico Rosberg, Mercedes AMG F1, 2016 Dünya Şampiyonluğu, sahne arkası

Fotoğraf: Paul Ripke

Bir sonraki sezon Hamilton’ın hırslanacağını ve saldırganlaşacağını herkes gibi Rosberg de biliyordu. Ama asıl problem Hamilton’un takımın da desteğini arkasına alacak olmasıydı. Çünkü Hamilton takımın birinci pilotuydu. Hem takıma şampiyon bir pilot olarak geldiğinden hem de takımla beraber iki şampiyonluk kazandığından kendisinin birinci pilot olması son derece normaldi. Ancak ikinci pilotun kendisini geçerek şampiyon olması kabul edilemez bir durum olduğundan sonraki sezonun büyük bir psikolojik harbe gebe olacağı herkesin malumuydu. Zaten 2016 sezonunda kaza ve temaslarla had safhaya çıkan gerginlik, Abu Dhabi’deki son yarışta yaşananlarla birlikte bu harbin habercisiydi. Rosberg’in en başından beri bu projenin içinde olması, takımda çok daha fazla emeğinin bulunması ve artık şampiyon da olması bu gerçeği değiştirmeyecekti. Kendisi de bunu çok iyi bildiğinden bir sonraki sene Hamilton’a yem olmak (sadece pist üstünde değil psikolojik ve takım içi pozisyonlar sebebiyle de) yerine zirvede bırakmayı tercih edecekti. (Dışarıdan, Rosberg’i eleştiren birçok kişinin de böyle bir ortamda yarışmayı kabul edebileceğini düşünmüyorum açıkçası. 2007 yılı McLaren takımında yaşananları anımsarsak, Hamilton takım içinde daha güçlü bir konumda olduğundan Alonso gibi çifte dünya şampiyonu bir pilot bile hırslı ve inatçı kişiliğine rağmen sonraki sezon gitmeyi tercih etmişti.)

Mercedes’in takım içi bu çekişmeyi yönetirken yaşadığı zorluklar diğer takımlar için her ne kadar iyi bir gözlem şansı olsa da kimse başına gelmeden bunun nasıl bir şey olduğunu kavrayamayacaktı. Sonraki sezonlarda Red Bull Verstappen-Ricciardo ikilisini, Ferrari de Leclerc-Vettel ikilisini yönetmeyi başaramayacak ve adına Rosberg Sendromu diyebileceğimiz ikinci pilotun birinci pilotu geçmesi durumu her seferinde takımlar için bir krize dönüşecekti. Tüm bu yaşananlar, F1’de büyük takımların “istikrarlı ikinci pilot” ya da sosyal medya tabiriyle “Memur” uygulamasına geçiş yapmalarına sebep olacaktı.

 

F1’de daha önceki sezonlarda da ikinci pilot uygulamasını görsek de günümüzde bu uygulama büyük takımlar için kalıcı bir modele dönüşmüş durumda. Bu modelde ikinci pilotun diğer takımları geride bırakacak kadar hızlı olması gerekirken takımın birinci pilotunu da geçemeyecek derecede yavaş olması gerekiyor. Muhtemelen ilerleyen yıllarda “Bottas Modeli” olarak tarihe geçebilecek bu sistem özellikle büyük takımlara mantıklı gelse de en hızlı araca sahip olmadığınız zaman en iyi şekilde işlemeyebiliyor. Bunun en iyi örneği son iki sezonda Red Bull’un yaşadıkları. Mercedes Hamilton-Bottas ikilisiyle bu sistemi gayet iyi çalıştırsa da Red Bull’un sadece geridekilerden hızlı olması takıma yetmediğinden bu sistemde başarılı olamıyorlar. Hatta öyle ki birinci pilota öncelik vermek çoğu zaman ikinci pilotun diğer takımların da önünde kalamamasına sebep oluyor.

Red Bull’un tek bir pilotla Mercedes’i yenmesinin mümkün olmayacağı 2020 sezonundaki mağlubiyetle net olarak görülse de takım yöneticileri tuhaf bir şekilde her fırsatta Verstappen’i dünya şampiyonu yapmayı tek amaç olarak gördüklerinden bahsediyorlar. Bu da onun yanına kendisini geçmeyecek ama bu şampiyonluk yolunda ona yardımcı olacak bir pilot arayışına girmelerine sebep oluyor. Dolayısıyla bu kriterler, Verstappen’in yanındaki pilotun otomatik olarak ikinci pilot olacağı anlamına geliyor. Bu takım içi düzen ve gelen pilot üzerindeki baskı bir önceki sezon Gasly’i psikolojik olarak bitirirken, bu sezon da Albon’u perişan etmiş durumda*. Şimdi de Red Bull bir karar arifesinde: Bu baskıyla Albon, Verstappen’in şampiyonluğuna yardımcı olabilir mi, yoksa daha hızlı olan Perez için riske girilebilir mi?

 

Peki, neden Perez’i takıma getirmekte bu kadar tereddüt ediyorlar? Çünkü Verstappen’i, en ufak bir geçme ihtimalinden korkuyorlar.** Her kim olursa olsun, gelecek pilotun onu geçmemesi gerekiyor. Takım bir "Rosberg Sendromu" yaşamak istemiyor. Perez istikrar ve sürüş stili olarak aslında ikinci pilotluk için iyi bir aday olsa da ara sıra gösterdiği sürpriz performanslar Red Bull’u endişelendiriyor. Dolayısıyla Perez’in podyumlar yakalaması, yarış galibiyetine ulaşması, yani hızı, kendisini her geçen gün Red Bull koltuğundan uzaklaştırırken, aynı zamanda koltuğun sahibini çoktan açıklamaları gereken takım yöneticilerini de kara kara düşündürüyor. Diğer yandan alt sıra takımları için büyük önem taşıyan ve Perez’in de Meksikalı tek sürücü olmasından dolayı sahip olduğu küçümsenmeyecek sponsor gelirleri de söz konusu büyük takımlar olunca denklemin dışında kalıyor.

Kabul edelim ya da etmeyelim bundan sonra büyük takımlar kolay kolay iki büyük pilotla yarışmayacaklar. Mercedes’in Russell yerine Bottas’la devam etmesi, Ferrari’nin Ricciardo yerine Sainz’ı tercih etmesi de bunun en açık örnekleri. Sonuç olarak Formula 1’de şampiyonluk adayı veya başarı potansiyeli olan bir koltuk sahibi olmak istiyorsanız ya bir şekilde takımın birinci pilotu olmayı başaracaksınız ya da babanız o takımı satın alacak. Aksi halde memuriyeti kabul etmek durumunda kalacaksınız. Bundan sonraki süreçte ne yaşanır, Red Bull Perez’le anlaşır mı bilemiyorum ama anlaşmazsa, F1 Tarihi bir pilotun istikrarından ve yarış kazanmasından dolayı koltuksuz kaldığını yazacak. Perez’in hikayesinin sonu, bir gün bu sporun içinde olmak ve şampiyonluklar kazanmak isteyen çocuklar, gençler için de kötü bir örnek olacak.

Mustafa DÖNMEZ

*Her ne kadar bazı mecralarda özellikle Red Bull’un pilotlarına eşit araç vermediği konuşulsa da kesin bir bilgi olmadığından, araçların eşit olduğunu düşünerek pilotaj ve psikolojik açıdan bir değerlendirme yapmaya çalıştım.

**Mercedes, Hamilton’ın karşısına dişli birini çıkarıp onun başarılarının sorgulanmasını veya test edilmesini istemiyor. Bu yüzden Russell’a yarışı bile kazandırtmadılar. Bunu bir noktada anlayabiliyorum. Ancak Red Bull’un Verstappen’in yanına güçlü bir pilot getirmekte bu kadar tereddüt etmesini anlayamıyorum. Şahsen eşit bir araçla gridde Verstappen’i yenecek bir pilot olduğunu düşünmüyorum. Eğer bu seçimde Verstappen’in de etkisi varsa dünya şampiyonu olmak için önce kendisine sonra da hızına biraz daha güvenmesi gerektiğini eklemeliyim.


Motorsport.com'da "Sizin Köşeniz" bölümünde yayınlanmasını istediğiniz özgün, imla kurallarına uygun ve 300 kelimenin üzerinde yer alan yazılarınızı bu e-posta adresinden bizlere gönderebilirsiniz.

Motorsport.com olarak Türkiye'deki F1 severlerin ne kadar donanımlı olduğunu biliyoruz. Ancak daha önceki deneyimlerimizden, gönderilecek çok fazla yazı olacağını ve her yazının doğrudan yayınlanabilecek seviyede olmayacağını da biliyoruz. Bu yüzden gönderilecek yazıları süzgeçten geçirerek, mümkün olduğu kadar çok sayıda yazıyı yayınlamaya çalışacağımızı ancak zaman zaman bazı yazıları paylaşamayacağımızı şimdiden ifade etmek istiyoruz.

İlerleyen süreçte uygulamada farklılıklar olursa, ilgili yazılarda sizlere duyuracağız. 

paylaşım
yorumlar
Alonso: "Vettel'i elinde tutmak, Ferrari üzerindeki baskıyı artırırdı"

Önceki haber

Alonso: "Vettel'i elinde tutmak, Ferrari üzerindeki baskıyı artırırdı"

Sonraki haber

Hamilton: "2020, COVID-19 nedeniyle kariyerimin en zor yıllarından biriydi"

Hamilton: "2020, COVID-19 nedeniyle kariyerimin en zor yıllarından biriydi"
Yorumları görüntüle

Bu Haber Hakkında

Seri Formula 1
Pilotlar Alexander Albon , Sergio Perez
Takımlar Red Bull Racing
Editör Motorsport.com Türkiye