Formula 1
R
Emilia Romagna GP
18 Nis
Yarış:
45 gün
23 May
Yarış:
80 gün
R
Azerbaycan GP
06 Haz
Yarış:
94 gün
13 Haz
Yarış:
101 gün
27 Haz
Yarış:
115 gün
R
Avusturya GP
04 Tem
Sıradaki Etkinlik
118 gün
18 Tem
Yarış:
136 gün
R
Macaristan GP
01 Ağu
Yarış:
150 gün
29 Ağu
Yarış:
178 gün
05 Eyl
Yarış:
185 gün
12 Eyl
Yarış:
192 gün
26 Eyl
Yarış:
206 gün
03 Eki
Sıradaki Etkinlik
209 gün
10 Eki
Yarış:
219 gün
R
Birleşik Devletler GP
24 Eki
Yarış:
234 gün
R
Suudi Arabistan GP
05 Ara
Yarış:
276 gün
12 Ara
Yarış:
283 gün

Sizin köşeniz: Adrian Newey: Formula 1’in Da Vinci’sinin Kariyeri ve Şampiyonluk Öyküleri

Bir F1 efsanesi söylemeniz istense muhtemelen; ki gayet normal bir şekilde aklınıza ilk olarak Schumacher, Hamilton, Senna, Prost veya Pastor Maldonado gibi isimler gelecektir. Bu yazıda bahsedeceğim isim sporun daha farklı bir rolünde yer alan bir efsane.

Sizin köşeniz: Adrian Newey: Formula 1’in Da Vinci’sinin Kariyeri ve Şampiyonluk Öyküleri

Bu isim 3 farklı marka ile 10, evet tam 10 Dünya Şampiyonluğu kazandı. Hem de bir kere bile bir Formula 1 aracı ile yarışmadan. Bugün bahsedeceğim isim Adrian Newey, çoğu insana göre F1’in gördüğü en iyi tasarımcı. Son zamanlarda adı Aston Martin ile anılan Newey’nin ciddi bir teklif aldığı söyleniyor. Gelin onu biraz daha yakından tanıyalım, şampiyonluk hikayelerine, yaşadığı dramatik olaylar ve ayrılıklara; Aston Martin’e gitme olasılığına bakalım.

Newey 26 Aralık 1958’de Stratford Upon-Avon adında küçük bir İngiliz kasabasında Dünya’ya geldi. Eğitim hayatına Rempton devlet okulunda başladı ve 16 yaşına kadar Jeremy Clarkson ile birlikte Rempton okulunda okudular. 16 yaşındayken ise okulda düzenlenen bir konserde hoparlörlerin sesini çok açıp konser salondaki bütün camların kırılmasına sebep olduğundan okuldan ihraç edilmiş. Ortaöğretim hayatı çok parlak geçmeyen Newey, sonrasında Southampton Üniversitesi’nde havacılık ve aeronatik bölümlerini bitirdi. Motor sporlarına ise 1984’te March takımının IndyCar projesinde görev alarak girdi. IndyCar yeni başlayan bir organizasyondu ve sporda başarılı olması uzun sürmedi. 1986’da takımı ile birlikte Indianapolis 500 yarışını kazandı. Bir sonraki sene yine IndyCar’da Mario Andretti’nin yarış mühendisliği görevini üstlendi.  Bir sene sonra 1988’de ise Formula 1’e geldi ve IndyCar’da çalıştığı March Racing Team’in F1 takımında görev aldı. Çok parlak geçmeyen 1988 ve 1989 senelerinde tam 17 kez yarış dışı kaldılar. Ardından ise 1991’de Williams takımına katıldı ve çok da zaman kaybetmeden farkını ortaya koymaya başladı.

İlgili içerik:

Bu yazıda en detaylı olarak kariyerinin Williams bölümü üzerinde duracağım Newey’nin, çünkü bence en etkileyici ve drama dolu dönemi. 1991-1997 sezonları boyunca düzenlenen 114 yarışta araçları 59 galibiyet, 78 pole pozisyonu ve 4 Dünya şampiyonluğu kazandı. Hatta 1997 aracının dizaynında da büyük bir rolü var ama o sene geçiş dönemi nedeniyle zorunlu izne çıkarıldığından ve McLaren’e geçtiğinden o sezonu almadım. Onu da sayarsak 5 oluyor . Williams onun yeteneğini ve büyüleyici tasarımlarını göstermeye başladığı ilk takım oldu. 1991 sezonun 2.  yarısında  Newey’nin çizdiği FW14 modeli ilk defa piste çıktı. 1991 sezonun ikinci yarısı ve ilk kez şampiyonluğa ulaştığı 1992 sezonunda, araçları tam 17 pole pozisyonu, 21 galibiyet ve Dünya şampiyonluğunu aldı. Adrian kendi ağzından 1992 sezonundaki şampiyonluğu ve aracı şu cümlelerle anlatıyor: ‘’En başta böyle bir amacımız olmasa da Nigel’a uygun bir araç ortaya çıktı. Çünkü araçta çok fazla yere basma gücü vardı ama hidrolik direksiyonu yoktu. Bu da direksiyonu çok ağır yapıyordu. Nigel’ın muazzam kol ve omuz kuvvetti ona büyük bir avantaj sağladı ve araba kontrolüne duyduğu özgüveni de ona çok yardımcı oldu.’’.

1993 senesine geldiğimizde yine Newey tarafından çizilen FW15C, o sezon 10 yarış ve 15 pole pozisyonu kazanırken; 21 podyum ve 10 en hızlı tur elde etti. Sezona damgasını vuran Williams, markalar ve Alain Prost da sürücüler şampiyonu oldu.

 

1994 sezonunda ise Ayrton Senna takıma katıldı. Newey’e o dönem ve ilk tanıştıkları gün sorulduğunda şöyle açıklıyor : ‘’ Ayrton 91’deki şampiyonluğu kazansa da senenin genelinde bizdeki arabanın daha hızlı olduğunun farkındaydı. 1992 ve 1993 sezonundaki başarılarımızın ardından bize katılmak istiyordu çünkü kazanmak onu motive eden en büyük etkendi. Fabrikaya geldiği ilk gün ona etrafı  ve fabrikayı gösterme görevi bendeydi. 94 aracının, o sezon kullanacağı aracın, yanına gittik ve ona aracın birkaç özelliğinden bahsetmeye başladım. Elleri dizlerindeydi, eğilip aracın altına bakıyor dediklerimi anlamaya çalışıyordu, çok meraklıydı. Maalesef  gerçek şu ki o senenin aracını beceremedik. Aerodinamik açıdan doğru çizemedim ve araç düşük sürüş yüksekliğinde dengesizleşiyordu ki bu da aracı sürmeyi aşırı zor hale getirdi. Ayrton buna karşı araçla çok mücadele etti ve sıralama turlarında iyiydik , 3 pol pozisyonu almıştık. Tek turda yine araçla mücadele edebiliyordu ama yarışta tur ardından tur bunu yapmak, onu bile zorluyordu.’’ Büyük efsane Ayrton Senna’yı kaybettiğimiz trajik Imola hafta sonu ve onun üzerindeki etkisi  hakkında ise şu ifadeleri kullanıyor Newey: ‘’ 4. yarış için Imola’ya gelirken Schumacher ilk  3 yarışı da kazanmıştı. Ayrton ise bu 3 yarışı da bitirememişti ve şampiyonada arka planda kalmıştı. Imola’yı şampiyonaya tekrardan başlayacağı yer olarak görüyordu. Sonrasında yaşanan trajedi ile gerçekten berbat bir hafta sonuydu. Bu olayda beni en çok etkileyen kısım, o berbat günde benim sorumluluğum ve katkım konusunda oldu. Kulağa aptalca geliyor biliyorum ama o ana kadar kariyerimde araba dizayn ederken bir kere bile içinde birinin ölebileceği bir şey tasarlayabileceğim aklımın ucundan geçmemişti. Ah; büyük bir israftı, büyük bir israf (o senenin arabası hakkında).’’ Bütün bu olanlara rağmen senenin markalar şampiyonu yine Williams oldu. Nigel Mansell ise şampiyonayı  çok konuşulan son yarışta kaza yaptığı Schumacher’e 1 puanla kaybetti.

Newey 1996 için yine rekabetçi bir araç tasarlamıştı. Yakın arkadaşı Damon Hill sürücüler şampiyonu olurken Williams da markalar şampiyonluğunu kazandı. Ancak yönetimle arası bozuktu ve bahçe iznine gönderildi. Bu kadar başarıya rağmen yönetimle arası nasıl bozuldu ve neden Williams’tan ayrıldı?

 

Williams’dan ayrılış süreci ve yönetimle arasındaki gerginlik ilk olarak 1993 yılındaki kontrat görüşmelerinde başladı. Newey, Mansell’ın şampiyonluğu kazandığı 92 sezonun ardından yönetimle ettiği kavga ardından kovulmasını gereksiz bulmuştu. Bu yüzden sürücü seçimleri, motor sağlayacısı seçimi ve FIA’le yapılan teknik görüşmelerde yer almak gibi önemli kararlarda daha çok söz sahibi olmak istediğini ve ondan habersiz bir şey yapılmasını istemediğini belirtti ve kontrata böyle bir madde eklendi. Yönetim bunu o an kabul etse de gelecek 2 sene Newey’i pek takmadılar. 95 sezonun yazında David Coulthard’la Newey’den habersiz anlaşan yönetim, Newey tatilinden dönüp neden haber verilmediğini sorduğunda Frank Williams’dan ‘’Sen tatildeyin.’’ cevabı alması onu tabii ki tatmin etmemişti, sonraki günlerde ise Frank özür diledi.

Newey’e bir daha böyle bir şey olmayacağının garantisi verilse de 1996 sezonun ortasında da  Heinz-Harald Frentzen ile 1997 sezonu için Newey’nin yakın arkadaşı Damon Hill’in yerine gelmesi için görüşmelere başlandığını medyadaki konuşmalardan öğrenen Newey Belçika Grand Prix’isi dönüşünde çıkan haberleri yönetime sorduğunda bu sefer de ‘’ Sana söyleyecektik. ‘’ denildi. İddialar doğru çıktı ve 96 şampiyonu Hill yerine 1997 sezonu için Heinz-Harald Frentzen anlaşılmıştı. Newey için bardağı taşıran son damla oldu bu. Ayrıca bazı kaynaklar Senna’nın kazasının ardından Williams yönetimi Newey’i ‘kazara adam öldürmekle’ suçlar gibiydi, tarzında ifadeler kullansa da bu iddialar bana pek inandırıcı gelmiyor açıkçası.  1997 aracı da şampiyon olsa da Newey bahçe iznine yollanmıştı. Böylelikle 4 Dünya şampiyonluğu kazandığı Williams’tan ayrılmış oldu ve Mclaren’la anlaştı.

 

1997 ilk yarısındaki Mclaren aracında Newey’nin herhangi bir etkisi yoktu , araç Neil Oatley’in çizimiydi. Sene içinde 97 arabasının gelişimine biraz odaklandı ve aynı sezonun ikinci yarısı Mclaren griddeki en hızlı araba haline geldi ama bu şampiyonluğu almaya yeterli olmadı. 1998 ve 1999 sezonlarında Newey çizimi araçların dominasyonu devam etti.  2 senelik süreçte 16 yarış galibiyeti, 23 pol pozisyonu , 18 en hızlı turun yanı sıra arka arkaya da 2 Dünya şampiyonluğu elde etti. 2000 senesinde Newey yine gayet rekabetçi bir araç tasarlamış olsa da o senenin şampiyonlukları ucu ucuna kaçmıştı. 2000-2004 arası Schumacher ve Ferrari sporu domine ederek üst üste 5 şampiyonluk kazandı. 2005 sezonun sonunda ise Newey Mclaren’den ayrılma kararı aldı.

Mclaren gibi sporun en üst seviye takımlarından o dönem bir orta sıra takımı olan Red Bull’a geçişini Newey şöyle açıklıyor: ‘’ Birçok insan Mclaren’den ayrıldığım için çılgın olduğumu düşündü ama kariyerimde yeni bir adım atmam gerektiğini hissetmiştim çünkü orada artık bir nevi ‘bayatlıyordum’, David Coulthard bir gün yanıma geldi ve ‘Yeni Red Bull takımında sürmekten oldukça zevk alıyorum, ne düşünürsün?’ dedi. Christian Horner ile de sürekli padokta karşılaşıp, ayak üstü sohbetler ediyorduk ve bir gün ‘Bize katılır mısın?’ diye sordu. Yeni kurulan bir takıma gelip en baştan onlarla olmak fikri gayet cazip gelmişti.’’

 

Bu konu hakkında biraz kendi düşüncemi ekleyecek olursam çünkü bence Newey biraz kaçamak bir cevap vermiş;  Newey’nin Mclaren’den ayrılmasının en büyük sebeplerinden birinin çalışma ortamı olduğunu düşünüyorum. Newey birçok röportajında Red Bull’daki özgür çalışma ortamını ve kültürünü sevdiğini belirtmişti. Mclaren ise fazla kurumsaldı. Ron’un ne kadar gaddar bir patron olduğu zaten bilinen bir gerçek. Bunlara ek olarak, Ferrari’nin sporu domine etmesi de bu ortama yardımcı olmamıştır. Red Bull’un da finansal açıdan  güçlü ve Newey’nin istediği paraları verebilecek durumda olması, Mclaren’de ‘tasarımcı’ rolünde olan Newey’e teknik bölümün başına geçmeyi teklif etmeleri bu hareketi gayet mantıklı yapıyor açıkçası.

Red Bull’daki ilk senesinde 1 podyum alırken, 2007-2008 sezonlarında Renault motorunun güvenilir olmayışına 2008’deki vasat araba da eklenince Red Bull ve Newey için unutulası 2 sezon oldu. 2009 ise Red Bull’un yükselişe geçmeye başladığı yıldı. 6 galibiyet alıp seneyi 2. bitirdiler. Sezonun ikinci yarısı BrawnGP’den hızlılardı bile denilebilir ama ilk yarı açılan büyük farkı kapatamadılar. 2010 ve 2013 arası ise sporu kelimenin tam anlamıyla domine ettiler. Bu 4 senelik periyotta 4 sürücüler şampiyonluğu, 4 markalar şampiyonluğu, 41 galibiyet, 52 pol pozisyonu alırken; 2204 puan toplayıp sadece 14 kez yarış dışı kaldılar, 154 kez yarışı bitirebileceklerini düşünürsek bulundukları yarışların %90’ınını bitirmiş oluyorlar. 2014’ten günümüze 2,3 ve 4. sıralarda dolaşan Red Bull, Turbo Hybrid döneminde Mercedes ile mücadele edebilecek bir araç ortaya çıkaramadı. Yeni dönemde motorların öne çıkması ile birlikte Newey’nin araçlarının aerodinamisi güçlü olsa da bu yeterli değildi. Bu nedenle 2014’ün ardından Newey başka projelere yöneldi. Son birkaç senedir Aston Martin’in ‘Valkyrie’ projesine odaklanan Newey, 2019’da yeniden tam zamanlı bir şekilde tasarıma geri dönse de Honda’nın spordan ayrılması büyük bir hayal kırıklığı yaratmış olmalı.

 

61 yaşında bulunan Newey, herhangi bir sağlık sorunu yaşamadıkça bence sporda daha en az bir 5-6 sene daha bulunacaktır. 2022’deki büyük kural değişimi gelirken takımında olmasını isteyeceğiniz en önemli isim belki de Newey. Aston Martin konusuna gelince ise ben 2006’da Red Bull’a geçişine çok benzetiyorum. Red Bull’u 2006’daki Mclaren olarak, Aston Martin’i de o dönemin Red Bull’u olarak düşünelim. Red Bull büyük bir takım, aynı 2006’daki Mclaren gibi. Aston Martin ise heyecan verici, kendini bu işe adamaya, ekonomik  yatırıma hazır ; bütçesi rahat bir takım. Tıpkı 2006’daki Red Bull gibi. Newey 2006’da Mclaren’de kalmaktansa Red Bull’a geçmişti, bu da bu transferin aslında gayet mümkün olabileceğini gösteriyor. Paranız varsa ve bir orta sıra takımından şampiyonluk kazanacak bir takıma dönüşmek istiyorsanız takıma Newey, Vettel gibi sizi yönlendirecek, şampiyon olmak için ne yapılması gerektiğini bilen, o çalışma kültürünü özümsemiş insanlar gerek. Newey son 16 senedir Red Bull’da ve ilk geldiğinde bir orta sıra takımı olan Red Bull’u 4 kez dünya şampiyonu yaptı. 2014’ten beri tam zamanlı olmasa da 2019’da yine tam zamanlı çizimlerine döndü ama güç ünitesi sporda önemli bir rol oynuyor ve Honda’nın ayrılması onu düşündürecektir, iyi bir motorunuz yoksa aerodinamisi iyi bir araç yeterli olmuyor tıpkı 2014’te olduğu gibi. Son olarak ise Vettel faktörü var. Newey, Vettel’i çok iyi tanıyor. Sebastian’ın sürüş stilini ve ne istediğini bilen belki de en iyi adam. Red Bull döneminde arka tarafı istikrarlı, sağlam ve kolay kolay kopmayan arabalar ile rekorlar kırdılar. Birbirini çok iyi tanıyan bu ikili yine bir araya gelirse Aston Martin’i tıpkı Red Bull’u yaptıkları gibi şampiyonluklar kazanan bir proje yapabilirler. Sonuç ne olursa olsun Newey’nin ismini Formula 1 tarihine altın harflerle yazdırdığı ise kesin.

Can Çarpıcı


Motorsport.com'da "Sizin Köşeniz" bölümünde yayınlanmasını istediğiniz özgün, imla kurallarına uygun ve 300 kelimenin üzerinde yer alan yazılarınızı bu e-posta adresinden bizlere gönderebilirsiniz.

Motorsport.com olarak Türkiye'deki F1 severlerin ne kadar donanımlı olduğunu biliyoruz. Ancak daha önceki deneyimlerimizden, gönderilecek çok fazla yazı olacağını ve her yazının doğrudan yayınlanabilecek seviyede olmayacağını da biliyoruz. Bu yüzden gönderilecek yazıları süzgeçten geçirerek, mümkün olduğu kadar çok sayıda yazıyı yayınlamaya çalışacağımızı ancak zaman zaman bazı yazıları paylaşamayacağımızı şimdiden ifade etmek istiyoruz.

İlerleyen süreçte uygulamada farklılıklar olursa, ilgili yazılarda sizlere duyuracağız. 

 

paylaşım
yorumlar
Sainz, Ferrari F1 aracıyla kısıtlı test süresinin zorluğundan zevk almaya bakıyor

Önceki haber

Sainz, Ferrari F1 aracıyla kısıtlı test süresinin zorluğundan zevk almaya bakıyor

Sonraki haber

Renault'da Stoll'un yerine Budkowski geçti

Renault'da Stoll'un yerine Budkowski geçti
Yorumları görüntüle

Bu Haber Hakkında

Seri Formula 1
Editör Motorsport.com Türkiye