Schumacher hala ayakta

Schumacher hala ayakta

Dışarıdan bakıldığında Michael Schumacher'in Türkiye Grand Prix'i performansı felaket gibi gözükebilir. Fakat Autosport yazarı Jonathan Noble'a göre derin bir analiz yapıldığında ortaya çok farklı bir tablo çıkıyor.

İstanbul'daki yarışın ertesi gün manşetlere göz gezdirdiğinizde sanki Schumacher havlu atmış zannedebilirdiniz.

Yarışın ardından verdiği ropörtajlarda 'fazla keyif almıyorum' sözleri farklı farklı yorumlandı ve bu sözlerden milyonlarca hikaye üretildi.

Bu yorumlardan en ağır basanı 7 kez Dünya Şampiyonu pilotun artık yaşlandığı ve eskisi gibi maksimum gücünü kullanamadığı hakkında olanlardı.

Aslında İstanbul'daki yarışı Vitaly Petrov ile temas etmesiyle sona ermişti. Ardından televizyon başındaki izleyiciler Schumacher'in kaybettiği pozisyona ulaşmaya çalışırken Rubens Barrichello, Kamui Kobayashi, Adrian Sutil ve Felipe Massa ile de tekerlek tekerleğe mücadelelere girdiğini gördü.

Fakat Pirelli lastikleri ve DRS gibi yeni yeni icatlara sahip olan günümüz F1'inde televizyondan bakıp yorum yapılamaz. Artık daha derin incelemeler yapmak gerek.

Evet, 3 aracın yanyana bir viraja geldiğini görmek inanılmaz bir eğlence. Çarpışan lastikler, geçip tekrar geçilmeler ve apeksi kaçırmalar... Ama bu mücadelelerin çoğu pilotlara yarış sonunda fayda sağlamadı.

Mark Webber artık birbiriyle gerçekten yarışan F1 araçları olmadığını, bunun yerine lastiği biten bir aracın taze lastiklerle gelen bir araca yol verme sahnelerinin olduğu bir spor izlediğimizi söylemişti. Aşınmış lastiklere sahip bir pilotun arkasından gelenlere karşı hiç bir şansı yok ve yol vermeli.

Böyle geçişler gerçek değil. Çünkü lastikler 5 saniyeye varan farklar yaratabiliyor. Artık eskiden olduğu gibi kahraman pilotların tekerlek tekerleğe mücadeleleri kalmadı.

Bu şartlar altında yarış esnasında yaşanan 'lastik' geçişleri ile gerçek pozisyon geçişlerini ayırt etmek lazım.

İşte Schumacher'in yarışına da böyle bakmak lazım. Aslında o patır patır pozisyon kaybederken, ölen lastikleri ile boğuşmaktaydı.

Aslında onun saf hızına ve performansına baktığınızda hayal kırıklığına uğraması çok doğal. Çünkü o hızla iyi bir sonuç elde etmeliydi.

Peki ne oldu? Petrov ile çarpışması herşeyini bitirdi. Elbette bu kazayı engelleyebilirdi, ama bu ayrı bir konu. O kazanın ardından yeni bir ön kanat takmak için pite girdi ve mecburen Jenson Button gibi 3 pitstop stratejisine geçmek zorunda kaldı.

Pitstopunun ardından Schumacher, Button'nın 27.7 saniye gerisindeydi. Taze lastiklerinin de faydası ile ilk bölümde Button ile olan farkını 20 saniyeye indirdi. Ki Schumacher trafikle boğuşurken, Button yalnız ve rahattı.

Son pitstopların ardından, orta bölüm kaosundan dolayı Schumacher 29 saniye geriye düştü, fakat ardından öyle bir zorladı ki damalı bayrağa Button'nın 26 saniye gerisinde geldi.

Yani yarış boyunca tek bir kişi ile yarıştı çünkü ikisi de aynı stratejiyi uyguluyordu. Ve bu savaşta Schumacher, McLaren pilotundan çok daha hızlıydı.

Elbette Schumacher'in daha taze lastiklere sahip olduğunu söyleyebilirsiniz, fakat Alman pilotun sürekli orta bölümün kaosu içinde olduğunu da hesaba katarsanız Button'nın ne olursa olsun daha avantajlı olduğunu görürsünüz.

Tabiiki 12.lik gurur duyulacak bir sonuç değil ve elbette bu ona 'fazla keyif vermemiştir'. Fakat bu yarışın onun için bir utanç kaynağı olduğunu söylemek saçmalık olur.

Öte yandan sezonun geride kalan yarışlarına bakarsanız Schumacher'in bir türlü kusursuz bir araca sahip olamadığını görürsünüz.

Yaşadığı DRS sorunları onu Nico Rosberg'den daha çok etkiledi. Çünkü virajları dönerken arka kanadın tam olarak yerine oturmadığını düşünürseniz ne kadar zor şartlar altında kaldığını anlarsınız.

Sonra Çin'de ne oldu? DRS sorunu halloldu derken Q2'de kanadında bir sorun yaşadı.

Türkiye'de antremanlarda çok iyi bir performans sergiledikten sonra anlaşılmayan sebeplerden dolayı Q3'de bir varlık gösteremedi.

Ama bu sorunların sergilediği kötü performansın tek nedeni olduğunu söylemek yanlış olur. Çünkü o Ferrari'de galibiyetler elde eden hali ile aynı durumda değil. Genç Schumi geçmişte kaldı, fakat içinde hala o eski gücünün emareleri var.

Ayrıca Schumacher'in basına yaptığı kötü yorumlara bakarak Türkiye Grand Prix'i yüzünden pes edip sporu bırakacağını asla düşünmeyin.

7 Dünya şampiyonluğu ve 91 yarış kazanan birisi için podyum dışındaki savaşlar doğal olarak 'fazla keyif vermez.' tabii.

İstanbul'un ardından üzgün olması onun Mercedes GP'ye bağlılığında bir zayıflama olacağı anlamına gelemez. Ve onun iyi yarışlar çıkartabilecek bir kapasitesi olduğu gerçeğini de gölgede bırakamaz.

Ne zaman podyuma döner, o zaman Michael Schumacher 'fazla keyif' almaya başlar. Ve onun bu keyfi almadan sporu terkedip gideceğini asla düşünmeyin. Efsane henüz sona ermedi.


Kaynak - Autosport - Jonathan Noble
Yorum yaz
Yorumları göster
Haber hakkında
Seriler Formula 1
Haber tipi Son dakika