Pistlerden Parklara

Pistlerden Parklara

Formula 1 efsanesinin 66. yılında, reel üretim sektörlerinin en büyüklerinden olan otomotiv sektörünün bu ArGe laboratuarını bugüne kadar pek çok farklı lokasyon'da izledik.

Bizler izlerken Dünya devi firmalar da ArGE yapıyordu bir taraftan. O dönemler çok da bilinmeyen günümüzün meşhur mottosu, Win-Win yaşanıyordu aslında. Biz keyif alırken onlarda yeni sistemleri deneyip yol araçlarına aktarma planları yapıyorlardı fakat işin eğlence boyutu bugünden daha baskın idi. ArGe belki de sonra geliyordu. 66 yılda bu konu, yavaş yavaşta olsa oldukça değişti.

Bugün hissedilen ise tam tersine ArGe boyutunun eğlence boyutunu çok aştığıdır. İşte biz izleyicilerin bir diğer sıkıntısı da tam burada başlıyor. Artık sürücüyü ve aracı zorlayan yerleşimler yerine bütün aksiyonun görüş alanı içinde kaldığı park’lar tasarlanıyor.

Peki aslında bizim yaşadığımız ne?

Lose – Win !! Enteresan bir durum. Zevk ve heyecanı kaybederken sonuçta müşterileri olduğumuz firmaların araçlarına aktardıkları teknolojileri sayesinde aslında kazanmışta oluyoruz.

Imola, Brands Hatch, Estoril, Jerez, Magny Cours...

Maalesef artık eski’de kalmış pistler. Yarışların oralara geri dönmesi ise çok çok zor görünüyor.

Bu uzun süreçte değişen zevkler ve eğlence anlayışı sadece yarış izlemek istemeyen bir kitle oluşturdu. Artan maliyetler, büyük kapasiteli tribünler, pahalı koltuklar.

Daha çok tatmin edilmesi gereken seyirciler (müşteriler) ortya çıkarttı. Bu kadar hızlı tüketimin olduğu bir Dünya'da artık F1 yarışlarının cazibesini sürdürmesi için izleyiciye bolca ekstra’lar sunması gerek. Dünya, 60 yıl öncesi gibi değil insanlar zevklerini de çok hızlı değiştirebiliyor. Dron yarışlarının konuşulduğu, her gün yeni bir ekstrem sporun ortaya çıktığı ortamda pist’lerden parklara dönüşüm aslında mecburiydi diyebiliriz.

Her sportif heyecanın belli bir dönemde zirve’ye ulaşıp düşüşe geçtiği görülebilir bu gayet normal, sonuçta F1 futbol gibi çok güçlü bir kökene ve izleyiciye sahip değil. Bugün futbol izleyicisinin futbolu bırakıp yerine şunu izlerim diyebileceği bir alternatifi yok ama F1 öyle değil ve maalesef bunu kendini yenileyerek kapatmak zorunda kalıyor buda sıklıkla pistlerde ve kurallarda bir kısmımızın hoşlanmadığı sonuçlara sebebiyet verebiliyor.

Pistlerden park’lara geçiş ise bütün bu eksikleri gidermek için kat edilen yolun yeni adlandırması oldu. Müşterilere sadece yarışı izleyecekleri değil neredeyse üç tam günü orada harcayabilecekleri konserler, partiler, test sürüşleri... ve bunlar gibi bir çok aktiviteler sunulmak zorunda kalındı. Yani artık yarışlara giden insanlar orada sadece yarış izleyeceklerini bilseler bu kadar pahalı biletlere bu ilgiyi gösterirler miydi gerçekten şüpheliyim.

Bütün bunlar sonrası doğal olarak yerleşimleri çokta önemsenmeyen sıradan park’lar oluştu. Arkadaki aracın öndekini geçmesi için çıkartılan yapay uzun düzlükler peşine gelen üç beş dar ve sıradan viraj sonrası yine bir düzlük ve DRS bölgeleri oluşturuldu. Canlı yayında pilotun düğmeye basıp öndeki aracı geçmesine hiçbir sürprize mahal bırakmayacak şekilde net (HD) olarak izliyoruz. Artık kimin kimi nerede geçeceği çok HD.

Galiba artık, Maggots ve Becketts'lardaki ritim, Eau Rouge’un efsane yükseklik farkı ve bunu 300 km hızla katediş. Suzuka’nın ilk sektörü, Monza’nın Parabolica’sının takvimde kalması için dua etmekten başka yapacağımız bir şey yok. 

FIA bu pistleri başımızdan eksik etmesin.

Yazan: Deniz Kaan AYHAN

Yorum yaz
Yorumları göster
Haber hakkında
Seriler Formula 1
Haber tipi Son dakika