Oscar artık neden F1'e verilmiyor!

Oscar artık neden F1'e verilmiyor!

Uzun yıllardır Motorsporları Oscar’larını süpüren F1 neden artık Oscar alırken dahi şüphe altında!

Hepimiz artık çok iyi biliyoruz ki Oscar ödülü sinema ve sanat severler için büyük anlam içeren, icra edilen sanatın nedenli yüksek kalitede olduğunu gösteren bir ödül. Öyle ki, sinema harici her konu Oscar ismi ile özdeşleştirildiğinde onun alanında en iyi olduğunun göstergesi olmuştur.

Motorsporları dünyasında da yıllardır Oscar’ ları hep F1 almıştır fakat son yıllarda jüri gayet memnun olsa da halk jürisi bu konuda aynı fikirde değil. Artık F1’in konumu tartışılır oldu. Bunu takımlarda, ara ara başka organizasyonlara katılabilecekleri yönünde demeçler vererek belli ediyor. Peki bu algıyı yaratanlar neydi derseniz, bence bu işin başında SES geliyor.

Ses’in insan hayatında ki belki de en etkileyici dış etken olduğunu düşürsek F1’in bu özelliğini çok dramatik bir şekilde kaybettiğini açıkça duymaktayız.

Nasıl oldu?

Dramatik , V8’den V6’ya geçiş kararı. Öyle ki Mercedes’in motor fabrikasından son V8’in paketlenmesiyle fabrika çalışanlarının hüzünlerini twitter’da paylaşması bile üzüntümüzü arttırmıştı...

Ortada realist bir azalma var mı ? Evet. Üstelik çok çarpıcı bir şekilde var. Bu konuda Toro Rosso yarış ekibinden James Key’in, “ yıllardır padock’tayım ilk kez bugün cep telefonumla konuşabildim” demesi sanırım durumu açıkça belli ediyordur.

Montreal’de yapılan hesaplamalara göre 145 db olan ses 130 db seviyelerine düşmüş, peki bu nedir. Çok basit bir yaklaşımla ses biliminde yarı yarıya azalma demek.

Dünya’da insanlar çarpıcı sesi yakalayabilmek için iyi bir mikrofona 14.000 dolar. Bir tek hoparlöre 40.000 dolar öderken.Profesyonel ses stüdyoları için milyonlarca dolar harcanırken. Oscar akademi ödüllerinden dördü ses için verilirken ses’in önemi yok diyemeyeceğimizi düşünenlerdenim. Şahsen benim için ses seviyesinde ki azalış dramatik diyecek kadar bile değil, çok daha kötü.

2005 yılında İstanbul park’ta F1 düzenleneceği haberini aldığımızda aylar öncesinde biletlerimizi alıp beklemeye geçmiştik. O gün gelip çattığında pisteki yerimizi almış o ilk tanışma anımızı bekliyorduk.Yedinci virajda heyecan içerisinde hoparlörlerden “ve ilk araç garajından hareketlendi” duyurusunu duyduğumuzda inanılmaz duygular yaşıyorduk. Minardi’nin pit çizgisini geçer geçmez vites atışını yedinci virajda duyduğumuzda etrafımda ki herkesin “ bu nasıl bir şey “ diyerek anlamsız gülmeye başlamasını unutamam. Aracın bize yaklaşırken ki o vites atışı ve sesin tüfek gibi patlaması inanın bilen bilmeyen oradaki herkesin ağzını açık bırakmıştı. Halen o videoları ara ara açıp izlerim. Hatta o videolar üzerinden saatlerce sohbet ettiğimiz bile olur. Youtube’a baktığınız da sürekli v6, v8, v10 ve v12 karşılaştırma videoları müthiş izlenme rakamları yakalamaktadır. Bu arada, o videoları izleyenler arasında anket yapılsa %1’i nin bile ben V6’yı beğendim diyeceğini sanmıyorum.

Bu konuda bir çok çarpıcı demeçte oldu geçtiğimiz sene, bir tanesi Vettel’den. Babasıyla birlikte ilk yarış izlemeye gittiğinde aracın önünden geçtiği an yerlerin titrediğinden bahsetmişti. İkincisi ise Avustralya GP organizatörlerinden bu belki de daha profesyonelce yapılmış bir tespit. Organizatör, Bernie’ye “ pazarlanan ürünün en etkileyici özelliğini düşürdünüz bu şekilde anlaşmayı sürdüremeyiz” demesi aslında bu konunun ne kadarda önemli olduğunun ispatıydı.

Bu tecrübeler, şahit olan insanlar için o kadar net ki ses’in müthiş düşüşü F1 yarışlarına “ ben oradaydım” diyebilme zevkini tattıran orada olma gerekliliğini azaltmıştır. Pistte olmanın en büyük zevki o inanılmaz sesi duymaktı, aslına bakarsanız yarışta neler olup bittiğini çokta anlayamıyordunuz.

V6 ile birlikte ne oldu, pistte olmanın cazibesi iyice azaldı. Bunun yerine insanlar artık evden izlemeyi tercih ediyor. Bu tercihin izleyici rakamlarını da etkilemiş olması çok aşikar.

2016 sezonuna çok az kaldı F1 geliştirme ekibi bu sorunlar için çalışıldığını ve 2017 değişiklikleriyle birlikte ses’te %25 artış yakalanacağını bildirdi.Bu bize yetecek mi tabii ki hayır ama F1’in kendini yenileme dinamiğine güveniyor ve izleyici yorumlarını da eninde sonunda dikkate alacağını biliyoruz.

Umarım görsel sanatların en büyük olgusu SES’in geri dönüşüne en kısa sürede şahit oluruz.

Hala F1 2013 oynayanlara selamlar…..

Yazan: Deniz Kaan AYHAN

Yorum yaz
Yorumları göster
Haber hakkında
Seriler Formula 1
Haber tipi Son dakika