Hamilton-Vettel: İnanılmaz bir düello

Hamilton-Vettel: İnanılmaz bir düello

Acaba Lewis Hamilton, McLaren'ı bırakıp Red Bull'a geçerek Sebastian Vettel ile bir düelloya girişir mi? Çoğunluğun 'mümkün değil' dediği bu ihtimale Autosport yazarı Tony Dodgins farklı bir açıdan bakıyor.

Formula 1 sizin için ne anlam ifade ediyor? Milyonlarca dolar ve tüm motorsporları içinde teknolojiyi en fazla yükselten seri mi?

Olabilir. Ama her zaman değil.

Geçen haftalarda F1 padoğunda bazı komik durumlar yaşandı. Kanada'da Lewis Hamilton'nın, sıralama turlarının ardından Christian Horner'ı ziyarete gitmesi bunlardan biriydi.

Ne konuştular? Belki bir tartışmaya girmişlerdir? Veya hoş bir sohbet? Kim bilebilir? Fakat padoğun orta yerinde ciddi bir iş görüşmesi olamaz değil mi?

Düşünün ki siz 2008 dünya şampiyonusunuz ve sizi şampiyon yapan takım ile bir aşk yaşıyorsunuz. Ama aynı zamanda size en hızlı aracı verebilecek bir takımda yarışmak da istiyorsunuz. Ne yapardınız?

Eğer ben onun gibi ünlü bir insan olsaydım ve dikkatlerden uzak bir görüşme yapmak isteseydim, Horner'a telefon ile ulaşarak sıradan bir tamircide özel bir görüşme ayarlardım. Ya da bizzat telefondan konuşurdum.

Fakat Lewis, Kanada'daki sıralama turlarının ardından biraz huysuzdu ve daha fazla bekleyemeceğini düşündü. Red Bull'un ikram servisinde tanıdığı bir kız vasıtası ile özel bir görüşme ayarladı.

Ardından olaylar şöyle gelişti: 'Iıı, Christian, Lewis seninle görüşmek istiyor.'

'Lewis kim?!'

'Lewis Hamilton.'

'Ne? Benden ne halt istiyor? Neyse, sorun yok. Gelmesini söyle.'

Maalesef, bazı meraklı fotoğrafçılar Red Bull'un 'enerji istasyonunun' yakınında oturuyorlardı ve olanları duydular. Onlardan biri duyduklarını meslektaşım Jonathan Noble'a anlatmış.

Görüşmenin hemen ardından Noble gidip, Red Bull'un şefi Horner'a bir gülümseme ile şu soruyu sordu: 'Lewis ile görüşme nasıl gitti?'.

Horner'ın yüzünü hiç o kadar endişeli bir halde görmediğini söyledi.

Bir başka endişe de Simon Fuller'in suratındaydı. Hamilton'nın yeni menejerinin bile bu görüşmeden haberi yoktu. Tabi bildiğimiz kadarıyla.

Valensiya'ya gittiğimizde Lewis-Red Bull dedikoduları sönmek üzereydi. Herkes motor haritalama ve egzoz beslemeli difüzör meselelerine kafa yoruyordu. Ama bu konu da Hamilton-Red Bull ihtimalinde önemli bir rol oynayacak.

İşte bu yasaklar alanında F1 futboldan ayrılıyor. Ne kadar derine inerseniz, o kadar karmaşıklaşıyor. Valensiya'da haritalama yasağının büyük bir etkisi olmadı, ama Silverstone'da işler değişebilir.

Şu anda pilotlar pedaldan ayaklarını çektiklerinde bile çoğu aracın gazı %100 açık kalıyor, böylece difüzörün verimliliği arttırılıyor. Silverstone'da ise FIA artık gazın 12.000 devirde %10 ve 18.000 devirde %20 seviyelerinde açık kalmasına müsade edecek.

İspanya'da yapılan basın toplantısında Charlie Whiting bu yasak ile ilgili soruları değerlendirdi.

Sezon ortasında böye radikal bir yasak koyunca, doğal olarak herkes arka planını merak ediyor. FIA bu yasağın tamamen tekniksel olduğunu iddaa ediyor. FIA'ya göre motorlar ve egzozlar ateşleme amaçlı kullanılmalı, bir aerodinamik parça olarak değil.

Fakat hakikaten tüm nedeni bu mu? Cidden işin içinde hiç politika yok mu? Red Bull'u yavaşlatmak sezonun heyecanını arttırıp, seyirci sayısını arttırmaz mı?

Renault'nun 2006'daki kütle damperi yasağında da olduğu gibi herkeste sezonun manipule edildiğine dair bir paranoya oluşuyor.

Basın toplantılarında gazetecilerin sorduğu cesur sorular iyi bir bilgi kaynağıdır. Çoğu gazeteci kendi milletlerine bağlı takımlara torpil yaparak soru sorar.

Alman bir muhabir, Whiting'e, '2006'daki kütle yasağında olduğu gibi yine Ferrari için yapılmış bir kural değişikliği mi? Yine aynı takım kazanan bir araç üretemediği için sistemi mi değiştiriyor?' sorusunu sordu.

Whiting ise gayet net bir şekilde, 'Hayır, alakası bile yok. Çünkü herkes bu yasağı deliyordu. Elbette bazıları daha fazla deliyor ve bazıları bu işte daha uyanıktı. Fakat herkes bu yasaktan etkilenecek. Bazıları cidden bu işin suyunu çıkarmıştı.'

'Fakat yasağın konulmasında baskı yapan bir takım oldu mu?'

'Takımlardan birisi bize bu konu hakkında adım atmamız için mesaj yollamıştı.'

'2006'da kütle damperini yasaklatan takım mı?'

'Hayır.'

İşte gördüğünüz gibi Charlie Whiting'in gayet makul açıklamaları var, ve eğer bu iş hakikaten politikse, Whiting yalan söyleme konusunda bir Max Mosley'e dönüşmüş demektir!

Ardından Whiting yasak ile ilgili biraz daha derinlere indi ve, 'Motor mimarisinde onlarca değişken var. Örneğin barril veya kelebek valfleri arasında bir seçim yaparken çok dikkatli olmalısınız, çünkü ikisi de çok farklı bir çalışma sistemine sahip. 2009 sezonunda kelebek valfli bir motor sadece %15'lik bir açıklığa gereksinim duyuyordu, fakat aynı motorun baril valflisi %20'ye ihtiyaç duyuyordu. O zaman arada bir fark olduğu için takımların nasıl etkilenebileceği belliydi, fakat bugün değil.' dedi.

Pekala, yani bu ucu açık bir mesele. İşte bu padokta daha fazla paranoyaya neden olacaktır. Bir çok medya organı konuyu derinlemesine inceledi. Ama net bir tablo ortaya konulamadı.

Red Bull'un ne kadar gerileyeceği hakkında onlarca farklı tahmin var. Silverstone'da göreceğimiz tablo sezonun geri kalanına bir ışık tutacak.

Horner konu ile ilgili, 'Elbette bu yasak biraz hız kaybettirecek, fakat takımlar difüzörü farklı yollarla kullanıyorlar.  Bazıları egzozu sıcak havayla, bazıları soğuk havayla besliyor. Mesela biz soğuk havayı kullanıyorduk. İşte bu yüzden yasağın gride nasıl bir etkisi olacağı muallak.' yorumunu yaptı.

Şimdi tekrar Hamilton konusuna dönelim. Valensiya'da McLaren'nın çok yavaş kaldığı yarışın ardından bir basın mensubu, Martin Whitmarsh'a, 'Her iki pilotunuz da, daha hızlı bir araç ve daha fazla aero istediler.' dedi.

Whitmarsh da cevabı yapıştırdı: 'Bu bir yarış pilotu için çok garip bir istek değil mi? Siz hep en aptalca sorularla gelmek zorunda mısınız? Fakat lütfen devam edin, sorun hadi.'

Soruyu soran muhabir öylece kalakaldı. Kelimeleri ağzında toparlamaya çalışıyordu ama olmadı. Whitmarsh'ın agresif tavrı büyük ihtimalle aynı tip soruların ellinci kez sorulmasındandır. Ayrıca o sırada havalimanına yetişme telaşındaydı ve aşikar bir konu hakkında konuşmak için hiç müsaid değildi.

Valensiya aslında yerebasma gücü gerektiren bir pist değil. Ferrari'nin hızına bakarsanız bunu görebilirsiniz. Orada McLaren'nın sorunları çekiş, fazla ısınan lastikler ve arkadan kaymaydı.

Haftasonunun başında, çalıştığım bir Japon dergisi adına Whitmarsh ile bir ropörtaj yaptım. Ve ona F1'deki en güzel anısını sordum.

Bana en iyi anılarından birisi olarak 2008 Brezilya'da Hamilton'nın dünyanın en genç şampiyonu olduğu yarışı gösterdi. O günlerde McLaren'da bulunan alçak gönüllü ve yüksek kaliteli çalışanlara özellikle vurgu yaptı. Hatta 'yüksek kalite' lafını özellikle vurguladı.

Bu ropörtajdan anladığım kadarıyla Hamilton'dan daha fazla saygı ve geçmişin hatrına bir vefa bekliyor.

Hamilton ise bu aralar pek ne yaptığının farkında değil. Şu anda endişeli olması da çok anormal değil. 2011'in sonunda da şampiyon olamazsa, 3 yılı üst üste kaybederek geçirmiş olacak. Yani yavaş yavaş Sebastian Vettel onun şanını çalıyor.

Eğer Silverstone'da McLaren yarış kazanabilecek bir araca sahip olursa aralarındaki aşk yeniden alevlenecektir. Fakat eskisi gibi olur mu belli değil. Bazıları bir ilişkinin kırılma yoluna girdikten sonra geri dönüşünün olmadığını söyler.

Hamilton'nın 2012 için McLaren'la bir kontratı var. Fakat 2008'de de Fernando Alonso güya bu takımda olacaktı. Ve Red Bull'un patronu Dietrich Mateschitz'in Hamilton'ı tatmin edecek kadar parası olduğu da kesin.

Vettel ve Hamilton aynı takımda... Yeniden bir Senna-Prost düellosu yaşanabilir. Hamilton yan garajına komşu gelirse, her zaman sırıtan şirin Alman çocuğun şimdi olduğu gibi sırıtmaya devam edeceğini zannetmeyin sakın.

Peki Hamilton daha hızlı olabilir mi? Peter Sauber'e göre araç içinde Vettel kadar zeki bir pilot yok. Ron Dennis ise Hamilton'nın Senna klasında bir pilot olduğunu söylemişti. Yani biri Senna'ya, biri de Prost'a benziyor!

McLaren böyle bir şeyin olmasını istemez, Horner da istemez aslında. Fakat bu transferden Red Bull ve Hamilton'nın elde edeceği şöhreti düşünün. Mateschitz böyle bir transfere bayılırdı. Bernie Ecclestone için bir cennet olurdu. Tıpkı 1988'de olduğu gibi. Araçlar arasında değil, pilotlar arasında bir savaş: Alman, İngiliz'e karşı.

Boks severler bir Floyd Mayweather-Manny Pacquiao mücadelesini izlemek için servet öderlerdi. Peki Red Bull takımında bir Vettel-Hamilton savaşı görebilmek için biz neler yapardık? Neler yapmazdık ki?...

Kaynak: Tony Dodgins - Autosport

BÜYÜK BİR AİLENİN PARÇASI OL!

Yorum yaz
Yorumları göster
Haber hakkında
Seriler Formula 1
Haber tipi Son dakika