Formula 1 takviminde rotasyon sistemi nasıl uygulanabilir?

Devam eden COVID-19 pandemisi 2021 Formula 1 sezonunun işleyişini zorlaştırsa da F1 yönetimi, en uzun takvimi gerçekleştirmeye hazır olduklarını söylüyor. 23 yarışlık takvim hakkında endişeler devam ederken, gelecekte rotasyon sistemine sahip bir takvimin uygulanabileceği konuşuluyor. Motorsport yazarı Luke Smith de F1’in bu fikri nasıl hayata geçirebileceğini değerlendirdi.

Formula 1 takviminde rotasyon sistemi nasıl uygulanabilir?

İlk olarak Kasım ayında duyurulan 23 yarışlık takvimde sonradan değişiklikler yapılmıştı. Ancak F1, sezondaki 23 yarışın da yapılmasını istiyor.

Avustralya GP, Kasım ayına ertelendi ve Brezilya yarışı da ileriye alınınca 11 hafta içinde, 3 tane üçlü yarış grubu olmuş oldu. Aslında F1, 2018 sonrasında bunun bir daha gerçekleşmeyeceği sözünü vermişti.

Bu durumun personel üzerinde yaratacağı etki sebebiyle takımların endişelendirdi.

Yeni F1 Başkanı ve CEO’su Stefano Domenicali, yoğun bir takvimin yarattığı sorunlardan haberdar olduklarını söylerken; pandemi dolayısıyla belirsiz sularda yüzdüklerini ve bu yüzden F1’in esnek olması gerektiğini söyledi.

Domenicali geçtiğimiz ay, gelecek yıllardaki takvimlerin de nasıl oluşturulabileceğine dair öngörülerini paylaştı.

F1 CEO’su, “23 yarışlık takvim sayı, ilgi ve insanların adanmışlığı açısından oldukça önemli.”

“Bu konuda iki yaklaşım olabilir. Bazıları çok fazla yarış olduğunu söylerken bazıları bunun bir sorun olmadığını söyleyecektir.”

“Bu denklem kendi kendine çözülecek. İnanılmaz bir ürün ortaya çıkarabilirsek sayıyı azaltabilir ve belli yarışları dönüşümlü gerçekleştirerek farklı alanlara odaklanabiliriz. "

"Bu sene bunu dikkatli bir şekilde düşünmek ve dünya normale döndüğünde de buna hazır olmak planlarımız arasında mevcut." dedi.

İlgili İçerik:

Bir rotasyon sistemi F1 için iyi bir orta nokta olabilir. Bu sistem sayesinde seri, belli başlı ülkeler ve pazarlardaki varlığını, her sezon yarış düzenleme sözü vermeden koruyabilir. Takımların neredeyse hepsinin onaylayacağı 20 yarışlık bir takvimde F1, yarış çeşitliliğini daha da artırabilir.

Karmaşık bir takvimin yarattığı zorluklar konusunda fikrini en açık şekilde belirten takımlardan biri de McLaren.

Takım patronu Andreas Seidl, geçtiğimiz sene üçlü yarışların normal bir durum olamayacağını söylerken, CEO Zak Brown da bunun personel üstünde yaratacağı etki konusunda seriyi uyardı.

Motorsport.com’la yakın tarihte yaptığı bir röportajda Brown, F1 rotasyon sistemiyle bir takvim tasarlarsa bunun nasıl olabileceğini açıklarken zorunlu yarışlarının değişmemesi ve diğer yarışların da pazar durumuna göre belirlenmesi gerekeceğini söyledi.

Brown, “İdeal bir dünyada, yıllık 20 yarış düzenlersiniz. Belki 25 ülke vardır ve bu yarışların 15’ini kalıcı yaparsınız çünkü bu sporun ticari bir yönü de olmak zorunda."

"Bu çoklu isteklerin her biri arasında bir denge kurmanız gerekiyor ve sporun da bir mantık çerçevesine oturtulması gerek.”

“Gelecekte 25 ülkede yarıştığımız ve bunların 15’inin kalıcı diğer 10’unun ise beşer beşer her iki yılda bir düzenlendiği bir konumda olmamızı isterim."

"Böyle bir durumda daha sürdürülebilir pistler de oluşturmuş olursunuz çünkü insanlar: ‘Ah, sadece her 2 senede bir geliyormuş, gelecek yıl kaçırmak istemem.’ diyecektir.” dedi.

Races like Abu Dhabi bring in large, crucial sanctioning fees

Races like Abu Dhabi bring in large, crucial sanctioning fees

Photo by: Zak Mauger / Motorsport Images

Bu, F1 için tamamen yeni bir yaklaşım olacak –hatta diğer motor sporları serileri için de- fakat gelecekte serinin takvim konusundaki sorularının tüm cevabı bu mu olacak?

Daha büyük takvimler oluşturulma zorunluluğunun bir sebebi de başta Monako olmak üzere tüm yarışlar tarafından ödenen ev sahipliği ücretleri.

Ne kadar çok yarış olursa o kadar çok ev sahipliği ücreti alınmış oluyor ve böylelikle daha çok para elde ettiği için takımlara dağıtılan ödül parası daha yüksek oluyor. Özetle, herkes pastadan daha büyük bir dilim almış oluyor.

Fakat bir süredir dile getirilen endişelerden biri, F1’in takvime daha çok yarış ekleyerek serinin organizatörler nezdinde değerini düşürmesi yönünde.

Düzenlenecek bir yarış, 12 yıl içinde; 17’de bir olmaktan (2009), 23’te bir olmaya kadar düştü. En basit şekilde böyle bir hesapla yarışların değerinin düştüğü görülebiliyor.

Bu konuda ise Brown şunları söyledi: “NFL’e baktığınızda sanırım 16 normal sezon oyunu, 3 ya da 4 adet de play-off var. Olimpiyatlar da çok popüler fakat sadece 4 yılda bir düzenleniyor, Dünya Kupası da keza öyle.”

“Bazı grand prix’lerin zaman geçtikçe değerini kaybettiğini biliyoruz, bu yüzden eğer bunu yıllık değil de her 2 yılda bir düzenlenen bir şey yaparsanız, insanlar tükenmediği için grand prix’leri daha sürdürülebilir hale getirmiş olmaz mısınız?”

Bu tür bir rotasyon geçmiş senelerde mevcuttu. Örneğin Almanya GP’si 2008 ve 2014 yılları arasında Hockenheim ve Nürburgring arasında sırayla yer değiştiriyordu. Sonrasında Nürburgring, yüksek maliyetleri sebep göstererek çekildi ve o yıldan sonra tüm yarışlar Hockenheim’de düzenlenmeye devam etti.

Büyük Britanya GP’si de 1963-1986 yılları arasında Brands Hatch ve Silverstone pistleri arasında yer değiştiriyordu.

2020 takvimi pandemi sebebiyle birçok değişikliğe uğradığından ve katılım ücretleri bir hayli düşürüldüğünden, geçtiğimiz sezon birçok pist ve ülke takvime girme fırsatını değerlendirdi, devamında ise serinin normal yarışlarından olmak istediklerini belirttiler.

Imola bu sene geri döneceğini garantilemişken Portimao da takvime katılacak gibi görünüyor. Eğer önceki sezon gibi bu sene de birçok yarış pandemi koşullarından etkilenirse, Türkiye ve Nürburgring yarışlarının da takvime dönmesi beklenebilir.

Fakat takvim normal işleyişine geri döndüğünde, F1 bu kadar etkinliği nasıl düzenleyecek? İşte rotasyon sistemi de burada devreye giriyor.

Rotasyon sistemine sahip F1 takvimi nasıl olacak?

Peki Brown’un teklif ettiği model nasıl işleyecek? Öncelikle onun, 15 daimi ve 10 yarışın beşer beşer düzenlendiği 20 yarışlık sezon fikrini ele alalım.

Bu 15 yarış arasında doğru dengeyi gözetebilmek adına F1’in, hem tarihi değeri yüksek ve seriyi tanımlayan yarışlara hem de pistlerin çok yüksek katılım ücretleri ödediği yeni yarışlara takvimde yer vermesi gerekiyor.

Bu da Silverstone, Spa ve Monza’nın zorunlu yarışlar listesinde; hem yüksek ev sahipliği ücretinden ötürü Abu Dhabi ve Suudi Arabistan yarışlarıyla, hem de önemli pazarlar oldukları için ABD ve Çin GP’leriyle birlikte yer alması demek.

Hangi yarışların rotasyona tâbi tutulacağı ise temelde organizatörlerle yapılan görüşmelere bağlı olacak.

Bazı pistler her sezon yarış düzenlenmemesi fikrine karşı çıkarken, diğerleri bu fikri mutlulukla karşılayabilir. Bu da ev sahipliği ücretlerinin daha doğru belirlenmesini ve pazarın sabit tutulmasını sağlayabilir.

Bu teoriye göre, bir pist daimi listede ne kadar yer almak istiyorsa o kadar yüksek bir ücret ödeyecek.

F1’in karşılaşabileceği bir diğer zorluk ise yeni yarışları çekmek olacaktır çünkü yeni gelişen pazarlarda pistler, devlet desteğini garantilemek adına uzun soluklu bir sözleşme isteyebilirler.

Fakat bu da koşullu hale getirilebilir. Örneğin, anlaşmada 10 yıllık bir periyotta 5 yarış düzenleneceği garantisi veriliyorsa alınacak ücret de bu çizgide belirlenir.

Aşağıda Luke Smith’in, bu tür bir ayrımın nasıl gerçekleştirilebileceğine dair fikri yer alıyor. Bu tasarıda her sezon düzenlenecek 15 yarışa ek olarak, rotasyona tâbi tutulacak 10 yarış da yer alıyor.

Daimi yarışlar:

Avustralya
Bahreyn
Çin
Monako
Fransa
Avusturya
Büyük Britanya
Italya
Japonya
Singapur
ABD
Meksika
Brezilya
Suudi Arabistan
Abu Dhabi

Rotasyona tâbi yarışlar:

İspanya
Portekiz
Azerbaycan
Rusya
Belçika
Hollanda
Almanya
Macaristan
Kanada
ABD (2)

Daimi etkinlikler, F1’in tarihi yarışlarıyla birlikte gelişen önemli pazarlardaki yarışlara da yer veriyor. Aynı zamanda F1’in şu anda bulunduğu her kıtada yarış düzenlemesini de garantilemiş oluyor.

Rotasyon listesinde ise yüksek ev sahipliği ücretleri ödemelerine rağmen, grup halinde rotasyonla takvime girmeyi kabul edebilecek yarışlar yer alıyor. Örneğin Azerbaycan’la Rusya sırayla takvimde yer alabilirken, Domenicali’nin gerçekleştirme konusunda kararlı olduğu ABD ve Kanada GP’leri de bir rotasyon grubu oluşturabilir.

Belçika-Hollanda ile İspanya-Portekiz ikilileri de coğrafik olarak çok yakın ülkeler.

Almanya 2014-2018 yılları arasında her 2 yılda bir GP düzenlenmesini sağlayan bir anlaşmaya sahipti, 2019’da ise Mercedes devreye girerek yarışın takvimde yer almasını sağladı; bu yüzden rotasyon sistemi Almanya GP’si için cezbedici bir seçenek olabilir gibi gözüküyor.

Fakat önümüze hemen sorunlar çıkıyor. F1 şu anda Max Verstappen’in başarısı sebebiyle Hollanda’daki artan ilgiden faydalanmak istiyor, dolayısıyla Zandvoort’u sadece her 2 yılda bir düzenleme riskine girebilir mi?

Aynı konu İspanya için de geçerli, şu anda Carlos Sainz Ferrari için yarışırken ülkenin 2 kez dünya şampiyonu olmuş pilotu Fernando Alonso da gride geri dönmüş durumda. Spa’nın daimi listede yer almadığı bir durumda F1, diğer tarihi yarışları her yıl düzenleyebilir mi?

Sebastian Vettel in Baku, 2019

Sebastian Vettel in Baku, 2019

Photo by: Jerry Andre / Motorsport Images

Rotasyona tâbi tutulacak etkinlik listesi de 10 yarışla sınırlı kaldığı takdirde birçok sorun yaratabilir. Istanbul Park, Mugello ve Imola listede yer almıyor; Malezya ya da Vietnam gibi Asya yarışları da... F1’in gelecekte takvime eklemek için çabaladığı herhangi bir Afrika yarışı da listede bulunmuyor.

Gelecekte doğabilecek fırsatlardan yararlanabilmek adına takvimde esneklik olması gerekiyor fakat bu da rotasyon sisteminin fonksiyonel bir şekilde çalışmasını zorlaştıracak gibi duruyor.

F1 şu anda ev sahipliği ücretlerini yükselterek yarış sayısını biraz kısmayı planlıyor, 20 yarışlık bir takvimin yaratacağı ayrıcalık durumu elbette ilgi çekecektir. Örneğin Rusya GP’si takvimde daimi bir şekilde yer alması gerektiğini düşünüyorsa, ödemesi gereken katılım ücreti de bu oranda yükselecektir.

Brown’a göre 1 yıl ara verildiği takdirde, pistler daha az zorlanacak ve seyirciler de diğer yarışa kadar 2 yıl geçeceği için bilet almak adına daha çok girişimde bulunacak.

Brown, taraftarların: “Ne, F1 şehre geri mi döndü? Kesinlikle gidelim, gelecek sene burada olmayacak!” şeklinde bir fikre kapılacaklarını düşünüyor.

Aynı zamanda, bu sayede yeni pistlerin takımlara yaratacağı zorluklar da yarışları daha ilginç kılacaktır. Takımlar geçtiğimiz sene Imola, Mugello ve Istanbul Park gibi yeni yarışlarda üstünde çalışabilecekleri herhangi bir veri olmadığından sıfırdan başlamanın yarattığı zorluktan hoşlandıklarını belirtmişlerdi.

Bu konu hakkında Haas F1 Takım Patronu Günther Steiner geçtiğimiz sene şunları söyledi: “Yarışları rotasyona tâbi tutarsanız, her seferinde biraz da olsa bir yenilik etkisi yaratmış olursunuz. Bunu kesinlikle destekliyorum. Değişikliği seviyorum, eğer durmadan aynı şeyi yaparsanız, aynı sonucu alırsınız -genelde aynı şeyi yaparsanız alacağınız sonuç da daha öngörülebilir olacaktır.” 

Rotasyon sistemine sahip bir takvim, F1’in mevcut yarış düzenleme modelini yok sayarak, tamamen yeni bir model oluşturmasını zorunlu kılacaktır.

Bu modelin devam eden pandemi sürecinde tasarlanması ise oldukça zor görünüyor.

Seri, büyük bir takvime sahip olmanın getireceği kazanımla personel üstünde yaratacağı etki arasında bir denge kurmaya çalışırken bu teklif, çözüm yolunda iyi bir seçenek olabilir.

 
paylaşım
yorumlar
Brown, gelecekteki F1 sezonlarında takvimde rotasyon görmek istiyor
Önceki haber

Brown, gelecekteki F1 sezonlarında takvimde rotasyon görmek istiyor

Sonraki haber

Sainz, Ferrari'deki statüsünü kişisel gündemi için kullanmayacak

Sainz, Ferrari'deki statüsünü kişisel gündemi için kullanmayacak
Yorumları görüntüle