Formula 1, 2030'a kadar gerçekten rüzgar tünelinden vazgeçebilir mi?

Formula 1 2030'a kadar rüzgar tüneli kullanımını tamamen kaldırıp sadece CFD ile araçların geliştirilmesini hedefliyor. Peki bu ne kadar mümkün?

Formula 1, 2030'a kadar gerçekten rüzgar tünelinden vazgeçebilir mi?

Spordaki birçoğu bu şekilde olmasını umuyor ve takım patronlarının çoğu bu yönde ilerleme planlarını destekliyor.

Bu konu geçen sene F1 Komisyonu'nda tartışıldı ve takımların durumunu görmek için oylama yapıldı. O oylamada 10 takımın 8'i prensipte bu adımı destekledi.

O dönemde bu konuyla alakalı net bir şey yoktu, bu yüzden sadece niyetleri görme amaçlı oylama yapıldı. Bu plan kapsamında harekete geçilirse, 2030'da bunun uygulanması için yakın zamanda harekete geçilmesi gerekiyor çünkü buna göre tüm takımlar uzun vadeli planlamasını yaparlar.

F1 rüzgar tüneli yasağı fikri ilk olarak 2010'da spora yeni giren Virgin takımı tarafından gündeme gelmişti. Virgin, tamamen CFD teknolojisini kullanarak araçlarını geliştirmişti ancak o dönemde teknoloji günümüzdeki kadar ileri seviyede değildi.

O dönemden bu yana teknolojide çok büyük ilerlemeler kaydedildi ve diğer kategorilerde tamamen CFD ile tasarlanan yarış araçları bulunuyor.

Timo Glock, Virgin VR-01 Cosworth

Timo Glock, Virgin VR-01 Cosworth

Photo by: Charles Coates / Motorsport Images

F1 organizasyonu, rüzgar tüneli yasağının tamamen arkasında duruyor. F1'in mühendisleri, FIA'ya 2022 kural paketinin belirlenmesinde CFD'yi kullanarak yardımcı olmuştu. Bu araştırmada, CFD kaynaklarının bütçe sınırlarına dahil edilmemesi araştırmanın daha etkili olmasını sağladı. Yani F1 organizasyonunda halihazırda güçlü araçlar bulunuyor.

Rüzgar tüneli yasağının arkasında iki temel neden yer alıyor. Öncelikle çevreye olan etkisi önemli sebeplerden birisi. Rüzgar tünelleri, enerji kaynaklarını aşırı kullanan teknolojilerden birisi. Bu yüzden 2030'da sporu sıfır karbonlu yapma planlarında rüzgar tüneli yasağı yer alıyor.

Rüzgar tüneli çalıştırma faturalarının bir senelik yükünün 1 milyon sterlin civarında olduğu tahmin ediliyor. Her ne kadar Mercedes gibi bazı takımlar rüzgar tüneli kullanımı için yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanıyor olsa da, 10 takımın rüzgar tüneli kullandığını düşündüğümüzde bunun hem maddi hem de çevre açısından etkisi 10 kat daha fazla oluyor.

Sürdürülebilirlik sorunları dışında rüzgar tünelini çalıştırmanın maliyeti oldukça yüksek. Bu sene uygulanan bütçe sınırında belirlenen sınır, her sene doğru orantılı bir şekilde azalacak. Takımların, performansı olumsuz etkilemeden bütçedeki giderleri azaltması gerekiyor. Bu açıdan ilerleyen senelerde rüzgar tünelini denklemden çıkarmak, takımların büyük tasarruf yapmalarını sağlayabilir.

Tünel harcamaları sadece elektrik faturasını içermiyor. Tüneli çalıştırılması ve çalışır durumda kalması için personel tutulması gerekiyor. Bunun dışında tünelde çalıştırılacak  modelin hazırlanması, materyal ve makineler için de harcama yapılması gerekiyor.

Takımlar rüzgar tüneli için senelik toplam ne kadar harcama yaptığını tam olarak açıklamıyorlar ancak bunun takım başına yaklaşık 5 milyon sterlin civarında olduğu tahmin ediliyor. Rüzgar tüneline sahip olmayan ve başka tünelleri kiralayan takımlar, günlük 25.000 sterlin ödeme yapıyorlar. Bu her sene artıyor ve bu paranın içerisinde model için harcanan para yer almıyor.

Lewis Hamilton, Mercedes W12, Max Verstappen, Red Bull Racing RB16B, and Valtteri Bottas, Mercedes W12, prepare to lead the field away for the start

Lewis Hamilton, Mercedes W12, Max Verstappen, Red Bull Racing RB16B, and Valtteri Bottas, Mercedes W12, prepare to lead the field away for the start

Photo by: Steve Etherington / Motorsport Images

CFD teknolojisinde kullanılan süper bilgisayar sistemleri de çok fazla enerji tüketiyorlar ve o bilgisayarlar için çok aşırı soğutma gerekiyor. Bu tür bilgisayarları Bitcoin madenciliğinde kullanılan sistemlere benzetebilirsiniz. Ancak yine de bu teknoloji için harcanan para ve enerji, rüzgar tüneli kullanımına göre daha az seviyede.

Yıllarca takımlar AR&GE bütçelerini CFD ve rüzgar tüneli arasında istedikleri gibi kullanma serbestliğine sahiplerdi. Ancak FIA'nın Aerodinamik Test Kısıtlamaları, rüzgar tüneli ve CFD kullanımını kısıtladı ve bir önceki şampiyonadaki duruma göre yukarıdan aşağıya doğru artacak şekilde takımlara hak verdi. Yani şampiyonayı üstte tamamlayan takımlar daha az geliştirme hakkına sahipken, aşağıda tamamlayan takımların daha fazla geliştirme hakkı bulunuyor.

Gelecekte bu kurallarda CFD'yi destekleyecek düzenlemeler yapılabilir. Bu sayede CFD, rüzgar tüneli kullanımının önüne geçebilir. Peki FIA sonunda tüm takımların sadece CFD kullanması yönünde bir adım atar mı?

Bu konuda kilit nokta, bu teknolojinin 2030'a kadar geleceği durum olacak. Moore Yasası'na göre bilgisayar gücü iki senede bir iki katına çıkıyor. Bu açıdan gelişmeler önemli olacak.

Bu süreç harcamaların azalmasına da yardımcı olacak. Bu durumda gerekli bilgisayar gücü o dönemde daha ucuza mal olacak. Diğer taraftan, rüzgar tüneli hazırlama, onu teknolojiye uygun seviyede tutma gibi maliyetler ise sürekli artacak.

Takımlar anlaşılabilir bir şekilde  rüzgar tünelinin doğrudan yasaklanması halinde endişe duyuyorlar ancak bunun için uzun bir dönem olması, takımların bu yasağı desteklemesini sağlıyor.

Ferrari'den Mattia Binotto, "Tüm takımlar konuşmaya açık. Ve sonunda bunu (yasağı) kabul etmeye açık çünkü daha uzun bir dönem var."

"Günümüzde rüzgar tüneli yasağına hazır mıyız? Pek sayılmaz. Genel olarak her zaman tasarım simülasyonları ve testler oldu. Testler hâlâ çok önemli. Aerodinamikler, güç üniteleri vb şeyler hâlâ çok önemli."

"Harcamaları düşürme açısından, şimdiden rüzgar tüneli saatlerini azalttık ve bu doğru yönde bir adım."

"Tamamen yasaklama konusuna gelirsek, bunu bugün yaparlarsa, o zaman testler pist üstünde olur ve rüzgar tüneli yerine pist üstünde test yapmak daha da pahalıya mal olur. Bu açıdan bugün böyle bir karar için henüz erken olduğunu düşünüyorum." dedi.

Wind tunnel model

Wind tunnel model

Photo by: Lotus F1 Team

Alpine'den Marcin Budkowski, "Bu yeni bir konu değil. Bir süredir konuşuluyordu. Bu konudaki kilit nokta, böylesi ciddi teknik düzenlemenin yeteri kadar destek alması."

"Günümüzde rüzgar tünelleri F1 aracının gelişimi için önemli bir parça. Her şeyi sayısal simülasyonla yapmanın riski, ilk yarışa gittiğinizde aracın beklediğinizden tamamen farklı davranması ve her şeyi tersine çevirmenizin zor olması olabilir."

"Bu şekilde insanlar pistle korelasyonu kaybetme riskine sahip olurlar. Rüzgar tüneli, korelasyonun önemli bir parçası. F1 mücadeleyi seviyor. Bundan sonra 10 sene sonra, araç gelişimi için gerekli bir parçayı alacağınızı söylerseniz, simülatörde bunun için çalışmalara başlarız ve bunu yapabiliriz."

"Daha önceden bu konu gündeme geldiğinde hep, iki ya da üç sene sonra yasaklanması gerektiği söylendi. Bu gerçekçi bir hedef değildi. Ancak F1'in sürdürülebilirlik mesajıyla birlikte 10 sene içerisinde bunu yapmayı hedeflemek, gerçekçi bir adım olur." demişti.

CFD'ye geçişin en büyük destekçilerinden birisi, genellikle aerodinamik mükemmelliğiyle bilinen ve Adrian Newey'in aerodinamik bölümünün başını çektiği Red Bull takımı. Newey'e göre rüzgar tünelleri harika araçlar ancak artık görevlerini tamamladılar.

Takım Patronu Christian Horner da bu değişikliği görmek istiyor. 

Horner, "Bu birkaç ay önce gündeme getirdiğim bir konu. Rüzgar tüneli pek verimli değil, aynı zamanda çok çevreci de değil."

"CFD'nin hızlı bir şekilde gelişmesine bakarsak - mesela Valkyrie tüm gelişme sürecinde hiç rüzgar tüneline girmedi - 10 sene içerisinde bu aşırı elektrik tüketen dinozor makineler geçmişte kalabilir. F1 her zaman teknolojik açıdan zirvede olmalı." dedi.

Horner bu konuda haklı çünkü F1 teknolojik açıdan zirvede oldukça yüksek teknoloji partnerlerinin ve sponsorların ilgisini çekmeyi başarıyor. Bu açıdan son senelerde bilgisayarla alakalı şirketlerin F1'e ilgisinde büyük artış görüldü. Buna karşılık rüzgar tünelleri ise sermaye harcamasını temsil ediyor.

Horner, "Teknoloji alanından gittikçe daha fazla yatırım görüyoruz. Bu yüzden neden F1'le teknolojinin gösterildiği bir yer olmayalım?  Bu değişiklik 10 sene sonra olacaksa, o zaman tüm takımlar neyin geleceğini bilir ve yatırımlarını ona göre ayarlar." dedi.

Kilit nokta burası. Bazı takımların nispeten yeni ya da yeni güncellenmiş rüzgar tünelleri var. Yani gelecek senelerde yatırım yapma ihtiyacı duymayacaklar. Diğer taraftan Aston Martin ve McLaren gibi bazı takımlar ise yeni tesisler hazırlamayı planlıyorlar ve onların tesislerinin ömrü daha kısa olacak gibi görünüyor.

Max Verstappen, Red Bull Racing RB16B

Max Verstappen, Red Bull Racing RB16B

Photo by: Steven Tee / Motorsport Images

Rüzgar tüneli konusunda planlanan yasağa rağmen Aston Martin, yine de kendi rüzgar tünelini yapmayı planlıyor.

Takım Patronu Otmar Szafnauer, "Yeni tüneli yapmak için planlarımızı yapıyoruz. Aerodinamikler sporumuzda hâlâ büyük fark yaratıyor ve olması size avantaj sağlarken, olmaması ise dezavantajlı olmanıza neden olur. Yani bu şekilde söyleyebiliriz."

"Bu açıdan şu anda ciddi ciddi tüneli yapmayı değerlendiriyoruz ve muhtemelen yakında başlayacağız. 2030 konusuna gelirsek, tüneli birkaç sene içerisinde yapabilirsek, yeni tüneli kullanmamız için yine de önümüzde iyi bir zaman olacak." dedi.

Aston Martin ve McLaren gibi yeni tünel yapmayı planlayan takımlar, halihazırda tünele sahip olan takımlar muhtemelen 2027 - 2029 yılları arasında sistemleri için yenileme yatırımı yapmayacakları için o senelerde daha modern tesislerle avantajlı olabilirler.

Szafnauer, 10 sene içerisinde rüzgar tüneli yasaklansa dahi gelecek senelerde tünelin gerekli olmaya devam edeceğini vurguladı.

Szafnauer, "Şu an için konuşacak olursa, CFD tünelin yerini alamaz. Şu anda kullandığımız CFD bunu yapamaz. CFD çok basit kanatlar varsa ya da çözülmesi gereken aerodinamik sorunlar varsa harikadır."

"Ancak bir F1 aracında çözmeye çalıştığınız çok fazla etkileşim ve karmaşıklık var ve CFD bu noktada yeterli değil."

"CFD'nin o çalışmaya ekleyebileceğiniz yönleri var ancak şu an için sadece CFD kullanmak, CFD'yi rüzgar tüneli ile birlikte kullanmak kadar iyi değil." dedi.

Szafnauer ayrıca sadece CFD'ye geçiş yapmanın ekonomik tarafına da vurgu yaptı ve doğrudan CFD ile hazırlanan parçaların her zaman doğrudan araca takılamayacağını ve boşa giden parçaların olabileceğini söyledi.

Szafnauer, "Tünelde sürüş yapmak o kadar çok maliyetli değil. Sadece elektrik giderleri var ve biraz da yenileme maliyetleri oluyor. Pahalı kemerleri değiştirmeniz gerekiyor ancak bunu çok sık yapmıyorsunuz."

"Pahalı parçaları tünel programına dahil ediyorsunuz. Onlar pahalı parçalar oluyor. Yani rüzgar tüneli testinden kurtulursanız, tabii ki para tasarrufu yapmış olursunuz."

Otmar Szafnauer, Team Principal and CEO, Aston Martin F1, on the pit wall

Otmar Szafnauer, Team Principal and CEO, Aston Martin F1, on the pit wall

Photo by: Glenn Dunbar / Motorsport Images

"Ancak her zaman bunun istenmeyen sonuçları da olabilir ve her zaman araç üzerinde istediğiniz parçalara sahip olamayabilirsiniz. CFD ile hazırladığınız parçalarla ilk sürüş her zaman iyi olmayabilir. Bu durum iyi olmaz. Öyle bir şey olursa şu anda tünelde yaptığımız şeyi pist üstünde yapmamız gerekir."

"%100 araç parçalarından ve pahalı olanlardan bahsediyoruz. Bu açıdan şu anda tünelde gördüklerimize göre %100 tasarruf olmaz." dedi.

Diğer taraftan mevcut şartlarda tünel kullanmadan doğrudan CFD teknolojisiyle hazırlanan parçaların güvenlik sorunlarına da sebep olabileceği endişeleri de var.

Toto Wolff, "Uzun vadede bunun olacağı konusunda bir anlaşma yapıldı. Ancak bu güvenlik konusunu da içeren devasa bir kural değişikliği olur."

"Bu araçların, gezegendeki en hızlı, en yüksek yere basma gücüne sahip araçlar olduğunu unutmamalıyız. Bu yüzden araçları sadece CFD'ye bağlı kalarak canlı olarak pilotlarla test etmek istemeyiz."

"Rüzgar tünellerini 2030'da yasaklamayı hedefleme, herkes için geçerli bir durum. Bu, sporu finansal açıdan daha sürdürülebilir hale getirmede yardımcı olacak." demişti.

Önerilerden birisi, büyük ölçüde güvenlik doğrulaması için tam boyut araçlarla kısıtlı süre test yapılmasına izin verilmesi şeklinde. Mesela Sauber'in Hinwil'deki rüzgar tüneli, tam boyutlu araçla test yapabilecek yeterliliklere sahip.

Bir diğer alternatif ise gerçek araçlarla düzlükte aerodinamik testi yapılmasına izin verme olabilir. Son yıllarda bu pek uygulanan bir yöntem olmadı.

İster rüzgar tüneli olsun, ister olmasın aerodinamik araştırmalar harcamalar konusunda kilit nokta olacak. Sonunda en iyi fikirlere sahip en zeki insanlar zafere ulaşacaklar. Sadece insanların kullandıkları araçlar değişmiş olacak.

paylaşım
yorumlar

Alakalı video

Red Bull, Sainz'ın ayrılmasına izin verdikleri için pişman değil
Önceki haber

Red Bull, Sainz'ın ayrılmasına izin verdikleri için pişman değil

Sonraki haber

Mugello, ihtiyaç halinde F1'e ev sahipliği yapmaya hazır

Mugello, ihtiyaç halinde F1'e ev sahipliği yapmaya hazır
Yorumları görüntüle