Abdullah Çelik'in Köşesi

Analiz: McLaren'ın çöküşü, yükselme şansı

1966'dan beri Formula 1'de mücadele eden ve yarıştığı süreçte büyük ölçüde hep zirveye oynayan McLaren, net bir şekilde hem sportif, hem de yönetim açısından kariyerindeki en kötü dönemi geçiriyor.

1966'da Bruce McLaren ile Formula giriş yapan takım, ilk iki senesinde pek de şaşırtıcı olmayan başarısızlıklarının ardından spordaki yerini sağlamlaştırdı ve hep zirve mücadelesinde ya da yakın bir bölümde yer aldı.

Seneler ilerledikçe spordaki yerini sağlamlaştıran takım, özellikle 1980'lerin ardından hep spordaki itici güçlerden birisi oldu. Ta ki 2010'lu yıllara gelene kadar... Özellikle 1980'lerin sonunda gelen art arda başarıların ardından istatistiksel manada yükselişe geçen ekip, 2010'a kadar tüm 10 senelik periyotlarda en az bir şampiyonluk kazanmayı başardı. Ancak içerisindeki bulunduğumuz 10 senelik periyotta (2010 - 2010) bu başarı pek mümkün olacak gibi görünmüyor. Evet, kahin değilim ve Formula 1'de işler hızlı değişir ancak mevcut duruma bakarsak bu pek mümkün görünmüyor.

2015'teki Honda ile yeniden birliktelik yapılması, hayal edilenin çok daha gerisinde bir başarı getirdi. Hatta en kötü ne kadar olabileceklerine dair yaptıkları hesaplar, fazlasıyla şaşmış olsa gerek. 2016'daki hafif ilerlemeye rağmen McLaren, 2015'teki takımlar şampiyonasında 9. pozisyonu bu sene de büyük ihtimalle tekrarlayacak gibi görünüyor. McLaren, böyle bir başarısız dönemi en son 1980'de geçirmişti. McLaren gibi başarıya ya da ön grup mücadelesine alışkın bir takım için son 3 senedir yaşananlar hayal kırıklığından çok öte bir durum.

Sıkıntıların temeli

Oliver Turvey McLaren Honda testi
Oliver Turvey McLaren Honda testi

Fotoğraf: Honda

Aslında McLaren'ın son senelerinde yaşadığı sıkıntıların temeli, Honda ile anlaşmasından öncesine dayanıyor. 2010'a kadar Mercedes'in ana takımı olarak piste çıkan McLaren, Mercedes'in Brawn GP'yi satın alarak kendi takımını kurmasıyla arkasındaki fabrika takımı desteğini kaybetmiş oldu. Takımın gerileme sürecinde Mercedes'in desteğini yavaş yavaş da olsa çekmesi, Mercedes'in takımda olduğu dönemde yaşanan dayanıklılık sorunları gibi sebeplerle bir çok şampiyonluğun kaybedilmesi etkili oldu.

Mercedes'in kendi takımını kurmasının ardından rakip konumuna düşen McLaren, turbo motorlar dönemi öncesinde bağımsızlaşma yolunda doğru olduğunu düşündüğü adımı atsa da, sonuç olarak bu hamlesi elinde patladı. Hibrit motorlar, teknoloji açısından hem F1 hem de otomobil sektörü için çok büyük bir adımdı ve F1'de zarlar yeniden atılacaktı. McLaren, bu dönemde Mercedes'in motor konusundaki üst kontrolünü aşmak amacıyla sonuç olarak Honda'yı F1'e dönme konusunda ikna etmeyi başardı. Hibrit motorlardaki ilk sene Mercedes'le geçilecek, 2. senesinde ise Honda motoruna geçilecekti.

McLaren'ın Honda ile startı başlangıç itibarıyla fiyaskoydu diyebiliriz. Son 3 senede yaşanan sorunların temeli de aslında burada yatıyor. Honda öncesinde sporda yer alan 3 üretici (Mercedes, Ferrari, Renault) 2010 yılından itibaren 2013'te geçilecek motor kurallarını konuşmaya başlamışlardı. Üreticiler bu seneden 2021 motor kurallarını konuşmaya ve kuralları belirlemeye nasıl bugünden başladıysa, o dönemde de 2010'da bu kurallar konuşuluyordu ve o sene bitmeden, yeni motor kurallarına 2013'te geçileceği resmi olarak açıklandı. Böylece üreticiler yeni "çevreci" motorlar için hazırlıklara hemen başladılar. 2011'de planlanan kurallarda değişiklik yapıldı ve V4 yerine V6 olacağı, motorların 2013 yerine 2014'te spora gireceği konusunda anlaşmaya varıldı.

McLaren'ın Honda motoruna geçeceği yönündeki iddialar ise 2013'te ortaya çıktı. Söylentilerin çıktığı dönemden birkaç hafta sonra ise Honda'nın McLaren ile resmen spora döneceği duyuruldu. McLaren - Honda anlaşması resmi olarak 16 Mart 2013 tarihinde duyuruldu, yani 10 Aralık 2010'da F1'in turbo motorlara geçeceğinin resmi olarak duyurulmasından yaklaşık 2.5 sene sonra duyuruldu. Tabi ki bu anlaşma imzalanmadan önce Honda, yeni motor kurallarına dair çeşitli çalışmalar yapmıştır ancak aynısı diğer motor üreticileri için de geçerli. Kısacası, oldukça karmaşık olan yeni teknolojik motorlar neredeyse piste çıkmaya hazır hale gelmişken (Ferrari'nin LaFerrari şasisinde yeni F1 motorunu test ettiği iddiaları... Tarih: 27 Kasım 2013) Honda bu motorlar için çalışmalara daha yeni başlayacaktı.

Kimse Honda'nın motor yapmayı bilmediğini iddia edemez ancak kesin olan bir şey var ki, turbo V6 hibrit motorlar hem Honda, hem de McLaren tarafından hafife alındı. McLaren, doğrudan motor üreticisi olmadığı için bu normal olabilir ancak Honda'nın bu işi bu kadar hafife alması asla kabul edilemez. 

2014'te diğer üreticiler motorlarını piste indirdiğinde Formula 1'de yeni bir dönemin başlayacağı çok açıktı. Mercedes, yeni kurallara diğerlerine göre çok üstün bir şekilde başlamıştı. Ne Ferrari, ne de 1980'lerdeki turbo motoruyla romantizm yaşayan ve başarılı olacağı düşünülen Renault, Mercedes motorunun yanından bile geçmiyordu. Renault, performans olarak daha yakın olsa da dayanıklılık sorunları yaşıyor, Ferrari ise performans olarak çok geride kalıyordu ve o sene sadece bir kez podyuma çıkabildi.

Mercedes ise fabrika takımıyla sezonu domine ederken bir yandan motor sağladığı takımlardan Williams, bataktan çıkarak zirveye yükselmişti. McLaren ise sezonu çifte podyumla açsa da devamında asla rekabetçi olamadı. Bunda Mercedes'in motor bilgilerini tam olarak kendilerine sunmamasının yanında şaside yaşanan sıkıntılar da etkiliydi. 

Hayaller - Hayatlar

McLaren Honda MP4-30, Honda RA108, McLaren Honda MP4/5 of Ayrton Senna
McLaren Honda MP4-30, Honda RA108, McLaren Honda MP4/5 of Ayrton Senna

Fotoğraf: Suzuka Circuit

McLaren - Honda birlikteliği yeniden başlarken hep akıllara 1980'lı yılların sonunda elde edilen başarılar geliyordu. Taraflar da sürekli o günlere atıfta bulunarak yeni birlikteliği büyük bir umutla pohpohluyordu.

Yeni motor, 2014'ün sonuna doğru McLaren'ın MP4-29 şasisine yerleştirildi. Silverstone'da yapılan ilk reklam çekimi sürüşünün ardından araç, sezon finalinin gerçekleştirileceği Abu Dhabi'den sonraki iki günlük testlere katılması için hazırlandı. Büyük umutlarla Abu Dhabi'ye getirilen Honda motorlu araç, 2 gün boyunca elektrik, yakıt, sensör sorunlarıyla doğru dürüst sürüş gerçekleştiremedi. Aslında o ilk testlerde yaşanan sorunlar, gelecek 3 sene boyunca yaşanacak sorunların habercisi gibiydi. Yazımızın başında belirttiğimiz gibi 2016'daki hafifi iyileşmeye rağmen McLaren ve Honda, 3 sene boyunca ne dayanıklılık ne de performans konusunda ciddi bir gelişme kaydedemedi. 

2015'te başlayan yeni birliktelik konusunda taraflar çok heyecanlıydı ve Mercedes'e en yakın rakip olacaklarını düşünüyorlardı. Ancak bu hayallerden öteye geçmedi ve McLaren sezonu ancak takımlar şampiyonasında 9. sırada tamamlayabildi. 2016'da tam iyileşme oldu denirken beklentiler karşılanmadığı için motor felsefesinde değişikliğe gidilerek sıfır bedenden vazgeçildi. Ancak yeni motor yeni sorunları beraberinde getirdi. Turbo motorlarda 3. sezonunu geçiren Honda, sezon öncesi testlerden itibaren her açıdan bir kez daha geride kaldı.

McLaren, aerodinami ve şasi açısından ilerleme kaydetmeyi başarsa da, motor performansı ve dayanıklılık konusunda Honda benzer adımları atamadı ve takım bir kez daha şampiyonada 9. sıraya demir attı.

Adım adım ayrılığa

Zak Brown, Executive Director, McLaren Technology Group, Yusuke Hasegawa, Senior Managing Officer, Honda, in the FIA Press Conference
Zak Brown, Executive Director, McLaren Technology Group, Yusuke Hasegawa, Senior Managing Officer, Honda, in the FIA Press Conference

Fotoğraf: Andrew Hone / LAT Images

McLaren, Honda ile yeniden anlaşma sağlamasıyla hem ücretsiz motor almayı garantilemiş, hem de yıllardır süre gelen isim sponsorsuz dönemi bir nevi geride bırakmış oldu. Honda, McLaren'a çok ciddi bütçe ayırıyordu ve takımın son senelerdeki başarısızlıkları ve kaybedilen sponsorluklar bir şekilde telafi edilmiş oluyordu.

Ancak bir türlü istenen adımın atılamaması, pilotlar dışında takım içerisindeki herkesin günden güne moralinin çökmesine neden oldu. Başta Red Bull'dan Peter Prodromou gibi çok iyi bir aerodinami uzmanını takıma katan McLaren, rüzgar tünelini de güncellemesiyle şasi anlamında tekrar yükselişe geçmeyi başardı. Ancak motor sebebiyle alınamayan başarısızlıklar en alt kademeden en üst kademeye herkesi en üst seviyede rahatsız etmeye başladı. Takıma ödeme yaparak karşılığında reklamının yapılmasını isteyen sponsorlardan bahsetmemize bile gerek yok. McLaren gibi marka değeri normalde çok yüksek olan bir takımla yüklü anlaşmalar yapıyorsunuz ve takım arka sıralardan bir türlü kurtulamıyor...

McLaren, Honda ile tam anlamıyla "bir takım" olduğunu düşünse de aslında bu hiç bir zaman olmadı. Motorların Honda'nın Japonya Sakura'daki merkezinde hazırlanması, aradaki mesafe, kültür farkları ve Honda'nın rekabetçi ortamdan uzak kalmasıyla F1'i hafife alması derken taraflar birbirlerine yaklaşacaklarına daha da uzaklaştılar. Honda'nın özellikle son döneme kadar dışarıdan yardıma kapalı olması, sıkıntıları kendi içerisinde çözmeye çalışması da yaşananlara tuz biber oldu.

Yine de bu konuda tüm suçu sadece Honda'ya atmak da haksızlık olur. McLaren, Honda ile anlaştığında takımın başında Martin Whitmarsh vardı. Bir süre sonra Whitmarsh kovularak yerine Ron Dennis döndü. Sonunda Dennis de hissedarlar tarafından görevinden alındı. Kısacası Honda'nın birinci elden ilişki kurduğu isimler, de bir bir görevlerinden alındılar ve taraflar tam olarak bir takım olmayı başaramadılar.

Sonuç olarak McLaren, ekonomik açıdan büyük bir tazminat ödemek durumunda kalacak olmasına rağmen ayrılık kaçınılmaz son haline geldi.

Denize düşen, yılana sarılır

Nico Hulkenberg, Renault Sport F1 Team Team RS17, Stoffel Vandoorne, McLaren MCL32
Nico Hulkenberg, Renault Sport F1 Team Team RS17, Stoffel Vandoorne, McLaren MCL32

Fotoğraf: Sam Bloxham / LAT Images

Bu atasözünü hepimiz biliyoruz. Tam olarak açıklamak gerekirse: "İnsan çaresizlik denizine düşmeye görsün: Böyle bir durumda varlığı beş para etmez kimselerden bile medet umar. Çok büyük bir tehlike içinde bulunan kimse, kendisine yardım etme imkanı bulunmayan, dahası tehlikeli olan şeylerden bile yardım umar." (Kaynak: Atasozlerianlamları.com)

Formula 1 içerisinde tabi ki kimseyi kötü ya da tehlikeli gibi olumsuz ifadelerle yargılayamam. Ancak McLaren'ın içerisinde bulunduğu durum tam olarak bu. McLaren'ın gelecek sene için Honda ile yollarını ayırarak Renault'ya geçmek istediği ve çok büyük ihtimalle bunu başaracağı herkes tarafından bilinen bir gerçek.

Ferrari ve Mercedes'in net bir şekilde McLaren'a kapıyı kapatmasının ardından McLaren için tek seçenek Honda gibi görünüyordu ancak birkaç denklemin çözülmesi halinde Renault seçeneği de gündeme gelmiş oldu. McLaren ve Renault, çok uzun yıllardır Formula 1'de aynı anda yer alıyor olsa da daha önce yolları hiç kesişmemişti. Bu açıdan bir dönüm noktası olacak.

Renault motoruna geçen McLaren, çok büyük ihtimalle mevcut halinden daha iyi olacaktır ancak nereye kadar? Düzenli puanlar kazanması McLaren için yeterli olacak mı? Mercedes ve Ferrari'nin zirvede oynadığı bir dönemde, yepyeni bir güç ünitesi ile McLaren ne kadar ilerleyebilir? Renault şu anda müşterisi Red Bull'un gerisinde kalıyor ancak ilerleme yolunda bazı adımlar atıyor. McLaren bu durumda Renault'nun müşterisi olmaktan daha ileriye gidemeyecek. Renault motorunun bu sene hem performans hem de dayanıklılık konusunda Honda'dan bir kademe daha iyi olduğunu söyleyebiliriz ancak öndekilerle aynı seviyede olduğunu söylemek de çok zor. Bunun yanında Renault motorlu araçlarda yaşanan dayanıklılık sorunlarını unutmamak lazım.

McLaren'ın Honda'dan gelen senelik 100 milyon doları bırakması, bundan sonra motor için ücret ödeyecek olması ve son senelerdeki itibar kaybını bu şekilde düzeltmeye çalışacak olması pek iyi haber sayılmaz. 

McLaren için şimdiye kadar bir bahane vardı ancak bundan sonra bir bahanesi de olmayacak...

McLaren - ?

McLaren Honda
McLaren Honda

Fotoğraf: XPB Images

McLaren için tek çıkış yolu, Mercedes döneminde olduğu gibi takımın hisselerinin bir bölümünü ilgili bir üreticiye satarak, 2021 için planlanan yeni motor dönemine yatırım yapmak gibi görünüyor. Bunun dışında atacağı tüm adımlar, ne yazık ki günü kurtarmaktan öteye gitmeyecek. Günü kurtarmak derken, takımlar şampiyonasında dördüncülük, çok daha küçük bütçeli Force India gibi takımların dahi başarabildikleri bir sonuç.

Mercedes'in uzun vadede F1'de kalacağını işaret etmesi, Ferrari'nin sporda çakılı olması, Red Bull'un kendi motoruyla olmasa dahi başarılı olabileceğini göstermesi, Renault'nun fabrika takımının ilerlemesi için bir plan dahilinde ilerliyor olması...

Tüm bunlar başlı başına McLaren'ın gelecek seneler için endişelenmesi ve daha sağlam bir çözüm bulması gerektiğini işaret ediyor. Ciddi adımlar atılmazsa, McLaren'ın orta gruptan daha ileriye gitmesi pek mümkün görünmüyor. 

Eskiden olsa Formula 1, McLaren'siz olmaz denebilirdi ancak son yıllarda gördüğümüz üzere Formula 1 McLaren zirveye oynamadan da ayakta kalabiliyor. Ferrari'nin mücadeleye ortak olması, F1'in patronlarının işini daha da kolaylaştırıyor.

McLaren'in tekrar zirveye dönmesinin tek yolu, takıma ortak bir otomobil üreticisi bulmak. VW grubu F1'e girme cesaretini gösterirse bunu Red Bull ile yapacak gibi görünüyor. Bu durumda McLaren için geriye tek bir çözüm kalıyor; diğer Alman devini ikna etmek... 

Yorum yaz
Yorumları göster
Haber hakkında
Seriler Formula 1
Takımlar McLaren
Haber tipi Analiz
Topic Abdullah Çelik'in Köşesi