Analiz: F1'in gerçekten daha hızlı otomobillere ihtiyacı var mı?

Analiz: F1'in gerçekten daha hızlı otomobillere ihtiyacı var mı?

Lewis Hamilton’un Mercedes W07’si, Bahreyn’de sıralama rekorunu kırdıktan sonra acaba Formula 1’in 2017’de daha hızlı otomobiller üzerine ısrarcı olması doğru mu? Jonathan Noble verilerin içine derinlemesine giriyor

Formula 1’in 2017’de tur başına 5 saniye daha hızlı otomobiller konusunda ısrarcı olması, birçok pilotun ekstra yere basma gücüyle ilgili endişelerini dile getirmesine konu oldu.

Bunun ötesinde bu sezon tur derecelerinin inmesi- sonunda hibridler bazı eski rekorları kırmaya başladı- gelcek yıl planlanan bu hızlanma konusunun ne kadar gerekli olduğunun yeniden tartışılmasına yol açtı.

Herşeyin ötesinde Lewis Hamilton’un pole derecesi, Bahreyn’de tam 11 yıl önce Mark Webber tarafından elde edilen eski rekordan daha hızlıydı. Bu olay güncel otomobillerin yeteri kadar hızlı olduğu görüşünün yayılmasını sağladı.

Peki acaba Cumartesi dereceleri günümüz otomobillerinin gerçek hızlarını ortaya atma konusunda bizlere yeteri kadar bilgi veriyor mu? Aşağıda bazı dataları incelediğimizi görebilirsiniz. 

Hamilton'ın rekoru

İlk iki yarışta yaşanılan eleme usulü sıralama turları fiyaskosu, 2016 F1 araçlarının hızlarının gözden kaçmasına neden olmuştu.

Sadece iki yıl önce, yeni hibrid turbo motorların çok yavaş olmasından şikayet ediliyordu. Bu da 2017 araçlarında motor, aero dinamik ve lastiklerde geliştirme fikirlerinin doğmasına sebep olmuştu.

Bahreyn GP'sini örnek alırsak, pol pozisyonu zamanı iki yıl öncesi göre üç saniye daha az.

2014'te Nico Rosberg 1:33.185 ile gridin en ön sırasını almıştı.  Geçen sene ise Hamilton, 1:32.571 ile pol pozisyonunu alırken bu yıl Britanyalı pilot bu dereceyi 1:29.493'e çekti.

Cumartesi akşamı atılan muhteşem tur, Mark Webber'in 2005 yılında tek turluk formatta ve yarış seviyesi yakıtla attığı turdan 0.034 saniye daha hızlıydı.

Şimdi, F1'in eski performansına dönmesine rağmen daha hızlı araçlara ihtiyaç var mı?

Aslına bakacak olursanız, evet var. 

Yarış hızı

F1 patronlarının otomobillerin performanslarına dikkat etmelerini sağlayan şey pilotların rekabetten uzak kaldıklarını söylemeleri oldu.

Lastikleri korumaya çalışmak ve yakıt yükleri yarışların tam gaz gidilmektense ekonomi üzerine odaklanmasına neden oldu.

Ayrıca 2016 otomobillerinin tek turluk performansları hibridlerin hızlı olabileceklerini gösterse de tarihsel dataları incelediğimizde yarış içinde tempolarının çok da iyi olmadığı açığa çıkıyor, özellikle de yarışın başlarında.

Yarış performanslarındaki bu düşüş, 2005’teki otomobillerin hızlarını değerlendiren Raikkonen tarafından oldukça güzel özetleniyor:

“Tamamıyla farklı şeyler” diyor Finli pilot. “2005’te sıralamalarda yarıştaki yakıt ile tur atıyorduk. Bu çok uzun zaman önceydi, bunları karşılaştıramazsınız.

Tek turda hızlı olabiliriz ama daha sonra otomobile yakıtı dolduruyoruz ve yarışta çok çok yavaş turlar atıyoruz. Bu 10 yıl öncesiyle bugün arasındaki en büyük fark. Yarış turlarının alıştığımızla alakası yok.”

2005 kıyaslaması

Bahreyn GP'sinin 2005 yarış hızları ile geçen yılki yarış hızlarına kısaca baktığımızda tam olarak Raikkonen'in dediğini görüyoruz.

Alonso'nun sıralamalarda kullandığı yakıtla dolu olan aracının starttan sonraki ilk 10 turda dereceleri şöyle:

Sadece bu 10 turda Alonso'nun 2005 aracı yaklaşık 45 sn önde. Alonso'nun yarışı kazandığı derecesi 1sa:29d:18.531, Rosberg'in kazandığı dereceden (1sa:33d:34.696) neredeyse dört dakika daha hızlı.

Diğer kıyaslamalarda Pedro de la Rosa'nın 1:31.447'lik derecesinin Rosberg'in 1:34.482'lik derecesinden daha iyi olması yarışın genel tur zamanlarının da farklı olduğunu gösteriyor.

Tabii ki hız farklarının; daha ağır araç, tam yarışlık yakıt kullanımı ve farklı lastik felsefesi gibi farklı açıklamaları olabilir.

Ancak Cumartesi günü görülen en hızlı tura rağmen, 2017'de araçların özellikle yarışlarda daha da hızlanabileceği birkaç alan hala var.

Yorum yaz
Yorumları göster
Haber hakkında
Seriler Formula 1
Haber tipi Son dakika