2006 Sezonu: Rekorlar, İlkler, İstatistikler

2006, rekorların kırıldığı, sonraki pilotlar için çıtaların yükseldiği, ciddi bir rekabetin yaşandığı sezon oldu. Fakat hiç şüphesiz, 56. Formula 1 Dünya Şampiyonası, motorsporlarının zirvesindeki isimler arasında tarihe geçecek iki pilot...

Alonso bu rekoru kırarken, İnterlagos'ta 25. yaş gününün üzerinden 85 gün geçmişti. Schumacher ise ikinci kez üst üste şampiyon olduğu 1995 Pasifik Grand Prix'sinde 27 yaşına basmak üzereydi. (Fernando Alonso ve Michael Schumacher Brezilya Grand Prix'de görülüyor) İspanyol pilotun kariyerinin başlangıcına baktığımızda, Schumacher'in ki ile ilginç bir benzerlik taşıdığını görüyoruz. Bilindiği gibi Alman pilot ilk olarak Benetton aracını kullanmış daha sonra da Renault'ya geçmişti. Her iki pilot da Renault motoru ile çifte dünya şampiyonluğunu kazandı. Ve her ikisi de ikinci şampiyonluklarını yaşadıktan sonra takımdan ayrılarak, performansı daha düşük başka bir takıma katıldı. Tabii Alonso'nun Renault'dan McLaren'a geçerek oynadığı kumar, Schumacher'in 1996'da Ferrari ile anlaştığında aldığı riskler kadar büyük görünmüyor. Çünkü Alman pilot o yıl, en son 1983'te şampiyonluğu yaşayan bir takıma geçme kararı vermişti. Ron Dennis'in takımı ise geçtiğimiz sezon hiç yarış kazanamasa da, bir önceki yıl 10 grand prix zaferine imza attı. Ferrari ise, Schumacher takıma gelmeden önceki beş yılda sadece iki kez podyumun tepesine çıkabilmişti. Kariyerine 7 dünya şampiyonluğu sığdıran ve son sezonunda da 7 kez kazanan Schumacher toplamda 91 zaferle, Alain Prost (51), Ayrton Senna (41) ve Nigel Mansell'in (31) önünde yer alarak Formula 1'e veda etti. Bu arada 2006 sezonu, ikinci olan pilotun (bu sene Schumacher ve 2005'te de Kimi Raikkonen) şampiyona yakın veya daha fazla yarış (puan değil) kazandığı ikinci yıl oldu. Daha önce bu durum 1984 ve 1988'de gerçekleşmişti ki, bu sezonlarda Prost imzası vardı. Demek ki mevcut puan sisteminde, istikrar bugüne kadar olduğundan çok daha önemli hale geldi. Öte yandan bu sene Schumacher, San Marino Grand Prix'sinde daha önce Ayrton Senna'ya ait olan tüm zamanların en çok pole pozisyonu kazanan pilotu ünvanını ele geçirdi. Hatırlanacağı üzere Schumacher'in, Senna'nın 1994'te hayatını kyabettiği ve aynı zamanda bu rekoru egale ettiği pistte bu rekoru kırması da ilginç bir tesadüf olarak Formula 1 tarihine geçti. Fakat şunu da göz ardı etmemek gerekir; Schumacher, 236 yarışta bu rekorun sahibi oldu. Yani ortalama her 3.57 yarışta bir pole pozisyonu kazandı. Senna'nın 65 pole pozisyonu ise 162 yarışta geldi. Yani her 2.49 yarışta bir pole pozisyonu elde etti. Bu ortalamayı esas alırsak, Senna yaşayıp Schumacher kadar yarışsaydı bu rakam 100 pole pozisyonu olacaktı. Schumacher bu sezon ayrıca, Senna'nın bir pistte en çok pole pozisyonu kazanma rekorunu kırma imkanına da sahipti. Ancak 0.112 saniye ile, Suzuka'da dokuzuncu kez birinci cepten başlama şansını kaçırdı. Bununla birlikte Schumacher büyük, küçük hayaledilebilir hemen hemen tüm rekorları rafa kaldırma başarısı gösterdi. En çok yarış kazanma, en çok şampiyon olma rekorlarından, pole pozisyonundan en çok yarış kazanma (40 kez), ilk ve son zaferler (Belçika 1992 - Çin 2006. Alain Prost'tan iki yıl fazla) arasındaki zaman rekoru gibi... Alonso'ya döndüğümüzde, İspanyol pilot 2006'da sadece altı kez (bunların hepsi pole pozisyonuydu) ön sıradan başladı. Bunların da beşi Avrupa GP ile Kanada GP arasında ard arda geldi. Belki şaşırtıcı olabilir ama Schumacher bir sezonda bu şekilde hiç ard arda pole kazanamadı. 1999'da altı kez ard arda pole kazanan Mika Hakkinen'den bu yana ilk kez Alonso bu istikrarı gösterebildi. (Alonso, takım arkadaşı Giancarlo Fisichella ve Ferrari pilotu Michael Schumacher'in baskısına direniyor) Alonso'nun kazandığı 15 GP'yle Michelin bu sene Kanada'da 100. zaferini yaşadı. Fransız lastik üreticisinin Formula 1'den çekilmesiyle, Alonso muhtemelen en azından daha uzun yıllar, Prost'un Michelin'le kazandığı 16 GP rekorunun gölgesinde kalacak gibi görünüyor. Sezonun geneli itibariyle çoğunluklu olarak Alonso ve Schumacher gündemin ana maddesini oluştururken, 2006 sezonundaki tüm istatistiki başarılar da bu iki pilot tarafından gerçekleştirildi. Bunun dışında Nico Rosberg, Bahreyn'de bir yarışta en hızlı tur zamanı yapan en genç pilot olarak dünyanın dikkatini çekti. Rosberg ayrıca Ricardo Rodriguez ve Jenson Button'ın ardından puan alan en genç üçüncü pilot oldu. Rosberg sadece Bahreyn'le değil yarış dışı kaldığı dokuz GP ile de unutulmaz bir sezon yaşadı ki bunlardan altısında yarışın daha ilk 10 turunda yarışı terk etmek zorunda kaldı. Takım arkadaşı Mark Webber ise, 2004'te Jaguar'daki son sezonunda yaptığı gibi Williams'tan da yedi puanla ayrıldı. 31 senelik takım patronu Frank Williams ise, pilotlarının 19 ve 22. olduğu Nurburgring de, Williams Grand Prix Engineering'in 1978'de ilk yarışına çıkmasından bu yana en kötü yarışını ve yıl itibariyle de en kötü sezonunu geçirdi. McLaren ise bu sene sezon başında beklenenden çok farklı bir grafik sergileyerek kötü bir performans gösterdi. Juan Pablo Montoya'nın İndianapolis'in ardından takımdan ayrılması da durumun değişmesine yardım etmedi. Ayrıca Montoya'nın Kimi Raikkonen'e çarpması sonucu tarihte ilk kez her iki McLaren pilotu da yarışın açılış turunda yarış dışı kaldı. Montoya'nın yerine gelen 35 yaşındaki Pedro de la Rosa ise, Macaristan GP'de, Jean Pierre Jabouille'den sonra podyuma çıkan en yaşlı pilot oldu. Raikkonen hiç yarış kazanamasa da Monza'da takımına 125. pole pozisyonunu kazandırdı. Ve sezon boyunca pistte 54 tur lider olarak kaldı. Jenson Button ise ancak 25 tur liderlik pozisyonunda olmasına rağmen Macaristan'da Honda'ya bir zafer hediye etti. Macaristan Honda'nın, motor tedarikçisi olarak 1992 Adelaide ve üretici olarak 1967 Monza'dan bu yana ilk zaferi ve başarı grafiğinde en tepe nokta oldu. O tarihten bu yana Toyota'nın üstün gayretlerine rağmen hiçbir Japon üretici kazanamamıştı. Toyota'ya baktığımız da ise, doğrusu Japon ekibi bu sene hiç podyumun tepesini zorlayacak bir pozisyonda olmadı. Takımın tek podyum finişi Avustralya'da üçüncü olan Ralf Schumacher ile geldi. Jarno Trulli ise sezonun ilk sekiz yarışında hiç puan alamadı. Fakat her iki pilotun da aldığı puanların ağırlıklı olarak sezonun ikinci yarısında sonraya yoğunlaşması, takımın 2007'de daha iyi bir performans gösterebileceği şeklinde yorumlanabilir. Ancak tabii bu Toyota için bir başarı değil, hele ki Markalar Klasmanı'nda BMW-Sauber'in bir puan ardında kalmaları da takımı üzmüştür herhalde. Yeni işbirliği çerçevesinde BMW üç yarışta iki podyum finiş yaparken, Sauber daha önceki 13 sezonda hiç podyum finiş yapmayı başaramamıştı. Sezonun ilgi çekici gelişmelerinden biri de Juan Pablo Montoya'nın Formula 1'e veda edip NASCAR'a geçmesiydi. McLaren, adeta kaçarcasına apar topar ve kimseye haber vermeden takımdan ayrılan Montoya'nın ardından bir ivme kaybına uğradı. Pek öyle güle güle demeden törensiz bir şekilde F1'i terkeden bir diğer pilot da Jacques Villeneuve oldu. Fakat Kanadalı pilotun ayrılışı Robert Kubica'nın planlanandan daha önce pistlere çıkmasına yol açtı ki, Kubica geleceğin yıldız isimlerinden biri olarak görülüyor. (Robert Kubica, İtalya Grand Prix'de ilk podyum finişini gerçekleştirmek üzereyken görülüyor) Diskalifiye oluncaya kadar F1'de puan kazanan 55. pilot olan Kubica ayrıca 1996 sezonundan bu yana, kariyerinin ilk dört yarışında, mücadeleyi ilk 10'nda tamamlayan ilk pilot oldu. Aynı şeyi Villeneuve 1996 yılında gerçekleştirmişti. Kubica sezon içinde en iyi performansını Monza'da sergiledi ve 22 yaşında (277 gün) podyuma çıkan en genç ikinci pilot oldu. BMW'de Robert Kubica'nın yerine üçüncü pilot olarak görev yapan Sebastien Vettel ise bir grand prix organizasyonunda piste çıkan en genç pilot ünvanını kazandı. 19 yaşındaki Vettel, İstanbul'da antreman turlarında en hızlı zamanı yaparak büyük dikkat çekti. Red Bull Racing de bu sezon, David Coulthard'ın üçüncü olduğu Monaco Grand Prix'si ile ilk podyum finişini gerçekleştirdi. Sıralama turlarında Schumacher'in yaptığı harekete gelen ceza ve Felipe Massa'nın kazası sonucu Ferrari ilk kez her iki pilotuyla bir yarışa gridin en arkasından başladı. Ferrariler'in arkada kalması sonucu ilk kez Ferrari motoru kullanan bir takım da bir Ferrari aracını geçerek podyuma çıkıp puan almış oldu. Tabii Sauber de 1997-2003 yılları arasında Ferrari motoruyla podyum finişler yaptı ancak bunu Petronas ismiyle gerçekleştirmişti. Gelecek sezon Red Bull Racing, Renault motoru kullanıyor olacak. Böylece 1994-95 sezonunda Williams'da görülen Coulthard/Renault/Adrian Newey kombinasyonu yeniden bir araya gelecek. Gelecek sezon Ferrari motoru kardeş takım olan Toro Rosso'ya gidecek. Spyker da yine önümüzdeki yıl Ferrari'nin fabrikalarını kullanacak. Daha önce Jordan olarak bilinen takım bu sezon başında Midland MF1, sezon sonunda ise Spyker MF1 oldu. Her iki pilot da, Tiago Monteiro ve Christijan Albers, bu sezon, yarışların başında Super Aguri pilotlarına geçilmek gibi kötü bir alışkanlık kazandılar. Takuma Sato, 18 yarışın 10'unda ilk turda bir Midland pilotunu solladı. Takım arkadaşı Yuji İde ise bu konuda Sato'dan daha düşük bir performans gösterdi. İde'nin İmola'da Albers'a yaptığı hamle, Hollandalı pilotu pist dışına göndermişti. Bu arada sezonun bir diğer rekorunu da Super Aguri pilotu Sakon Yamamoto kırdı. Takıma kabus yaşatan Yamamoto, ilk iki yarışta iki turu tamamlamayadan yarış dışı kalan ilk pilot oldu. TurkiyeF1.Com - ÖZEL HABER Hazırlayan: İsmail Bakal

BÜYÜK BİR AİLENİN PARÇASI OL!

Yorum yaz
Yorumları göster
Haber hakkında
Seriler Formula 1
Haber tipi Son dakika